<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-1958315219809297775</id><updated>2012-03-18T05:01:40.551-07:00</updated><title type='text'>Kuran'dan Açıklamalar</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://www.kurandanaciklamalar.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1958315219809297775/posts/default'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kurandanaciklamalar.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1958315219809297775/posts/default?start-index=26&amp;max-results=25'/><author><name>Furkan Samed</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01359044970969383296</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>29</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1958315219809297775.post-7817957578676539947</id><published>2009-07-15T09:22:00.000-07:00</published><updated>2009-07-15T09:23:59.942-07:00</updated><title type='text'>KURAN'DA İTAATSİZLİK VE İSYANA İŞARETLER</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Ve meleklere: "Adem'e secde edin" dedik. İblis hariç (hepsi) secde ettiler. O ise, diretti ve kibirlendi, (böylece) kafirlerden oldu. (Bakara Suresi, 34)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendilerine: "Yeryüzünde fesat çıkarmayın" denildiğinde: "Biz sadece ıslah edicileriz" derler. (Bakara Suresi, 11)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilin ki; gerçekten, asıl fesatçılar bunlardır, ama şuurunda değildirler. (Bakara Suresi, 12)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ki (bunlar) Allah'ın ahdini, onu kesin olarak onayladıktan sonra bozarlar, Allah'ın kendisiyle birleştirilmesini emrettiği şeyi keserler ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarırlar. Kayba uğrayanlar, işte bunlardır. (Bakara Suresi, 27)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz (ise şöyle) demiştiniz: "Ey Musa, biz bir çeşit yemeğe katlanmayacağız, Rabbine yalvar da, bize yerin bitirdiklerinden bakla, acur, sarmısak, mercimek ve soğan çıkarsın." (O zaman Musa:) "Hayırlı olanı, şu değersiz, şeyle mi değiştirmek istiyorsunuz? (Öyleyse) Mısır'a inin, çünkü (orada) kendiniz için istediğiniz vardır" demişti. Onların üzerine horluk ve yoksulluk (damgası) vuruldu ve Allah'tan bir gazaba uğradılar. Bu, kuşkusuz, Allah'ın ayetlerini tanımazlıkları ve peygamberleri haksız yere öldürmelerindendi. (Yine) bu, isyan etmelerinden ve sınırı çiğnemelerindendi. (Bakara Suresi, 61)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Andolsun, sizden cumartesi (günü) yasağı çiğneyenleri elbette biliyorsunuz. İşte biz, onlara: "Aşağılık maymunlar olun" dedik. (Bakara Suresi, 65)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu, hem çağdaşlarına, hem sonra gelecek olanlara 'ibret verici bir ceza', takva sahipleri için de bir öğüt kıldık. (Bakara Suresi, 66)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz (müslümanlar,) onların size inanacaklarını umuyor musunuz? Oysa onlardan bir bölümü, Allah'ın sözünü işitiyor, (iyice algılayıp) akıl erdirdikten sonra, bile bile değiştiriyorlardı. (Bakara Suresi, 75)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İman edenlerle karşılaştıklarında "İman ettik" derler; kendi başlarına kaldıkları zaman ise, derler ki: "Allah'ın size açtık (açıkladık)larını, Rabbiniz katında size karşı bir belge olsun diye mi onlarla konuşuyorsunuz? Hala akıllanmayacak mısınız?" (Bakara Suresi, 76)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani İsrailoğullarından, "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin, anneye-babaya, yakınlara, yetimlere ve yoksullara iyilikle davranın, insanlara güzel söz söyleyin, namazı dosdoğru kılın ve zekatı verin" diye misak almıştık. Sonra siz, pek azınız hariç, döndünüz ve (hala) yüz çeviriyorsunuz. (Bakara Suresi, 83)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra (yine) siz, birbirinizi öldürüyor, bir bölümünüzü yurtlarından sürüp-çıkarıyor ve günah ve düşmanlıkla aleyhlerinde ittifaklar kuruyor ve size esir olarak geldiklerinde onlarla fidyeleşiyordunuz. Oysa onları çıkarmanız, size haram kılınmıştı. Yoksa siz, Kitabın bir bölümüne inanıp da bir bölümünü inkar mı ediyorsunuz? Artık sizden böyle yapanların dünya hayatındaki cezası aşağılık olmaktan başka değildir; kıyamet gününde de azabın en şiddetli olanına uğratılacaklardır. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir. (Bakara Suresi, 85)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Andolsun, biz Musa'ya kitabı verdik ve ardından peşpeşe elçiler gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya da apaçık belgeler verdik ve onu Ruhu'l-Kudüs'le teyid ettik. Demek, size ne zaman bir elçi nefsinizin hoşlanmayacağı bir şeyle gelse, büyüklük taslayarak bir kısmınız onu yalanlayacak, bir kısmınız da onu öldürecek misiniz? (Bakara Suresi, 87)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah'ın kullarından, dilediğine kendi fazlından (peygamberliği) indirmesini 'kıskanarak ve hakka baş kaldırarak' Allah'ın indirdiklerini tanımamakla, nefislerini ne kötü şeye karşılık sattılar. Böylelikle gazab üstüne gazaba uğradılar. Kafirler için alçaltıcı bir azab vardır. (Bakara Suresi, 90)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlara: "Allah'ın indirdiklerine iman edin" denildiğinde: "Biz, bize indirilene iman ederiz" derler ve ondan sonra olan (Kur'an)ı inkar ederler. Oysa o (Kur'an), yanlarındakini (Kitabı) doğrulayan bir gerçektir. (Onlara) De ki: "Eğer inanıyor idiyseniz, daha önce ne diye Allah'ın peygamberlerini öldürüyordunuz?" (Bakara Suresi, 91)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani sizden misak almış ve Tur'u üstünüze yükseltmiştik (ve): "Size verdiğimize (Kitaba) sımsıkı sarılın ve dinleyin" (demiştik). Demişlerdi ki: "Dinledik ve baş kaldırdık." İnkarları yüzünden buzağı (tutkusu) kalplerine sindirilmişti. De ki: "İnanıyorsanız, inancınız size ne kötü şey emrediyor?" (Bakara Suresi, 93)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoksa daha önce Musa'nın sorguya çekildiği gibi, siz de Resulünüzü sorguya mı çekmek istiyorsunuz? Kim imanı inkar ile değişirse, artık o, dümdüz yoldan sapmış olur. (Bakara Suresi, 108)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne zaman onlara: "Allah'ın indirdiklerine uyun" denilse, onlar: "Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye (geleneğe) uyarız" derler. (Peki) Ya atalarının aklı bir şeye ermez ve doğru yolu da bulamamış idiyseler? (Bakara Suresi, 170)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O, iş başına geçti mi (ya da sırtını çevirip gitti mi) yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya, ekini ve nesli helak etmeye çaba harcar. Allah ise, bozgunculuğu sevmez. (Bakara Suresi, 205)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ona: "Allah'tan kork" denildiğinde, büyüklük gururu onu günaha sürükler, kuşatır. Böylesine cehennem yeter; ne kötü bir yataktır o.(Bakara Suresi, 206)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana haram olan ayı, onda savaşmayı sorarlar. De ki: "Onda savaşmak büyük (bir günahtır). Ancak Allah katında, Allah'ın yolundan alıkoymak, onu inkar etmek, Mescid-i Haram'a engel olmak ve halkını oradan çıkarmak daha büyük (bir günahtır). Fitne, katilden beterdir. Eğer güç yetirirlerse, sizi dininizden geri çevirinceye kadar sizinle savaşmayı sürdürürler; sizden kim dininden geri döner ve kafir olarak ölürse, artık onların bütün işledikleri (amelleri) dünyada da, ahirette de boşa çıkmıştır ve onlar ateşin halkıdır, onda süresiz kalacaklardır. (Bakara Suresi, 217)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiç şüphesiz din, Allah katında İslam'dır. Kitap verilenler, ancak kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki "kıskançlık ve hakka başkaldırma" (bağy) yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allah'ın ayetlerini inkar ederse, (bilsin ki) gerçekten Allah, hesabı pek çabuk görendir. (Al-i İmran Suresi, 19)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her nerede bulunurlarsa bulunsunlar -Allah'ın ipine ve insanların ipine (ahdine) sığınanlar başka- onlara zillet (zorluk damgası) vurulmuştur. Onlar, Allah'tan bir gazaba uğradılar da üzerlerine aşağılanma (damgası) vuruldu. Bu, Allah'ın ayetlerini inkar etmeleri ve peygamberleri haksız yere öldürmeleri nedeniyledir. (Yine) Bu, isyan etmeleri ve haddi aşmaları dolayısıyladır. (Al-i İmran Suresi, 112)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Münafıklık yapanları da belirtmesi içindi. Onlara: "Gelin, Allah'ın yolunda savaşın ya da savunma yapın" denildiğinde, "Biz savaşmayı bilseydik elbette sizi izlerdik" dediler. O gün onlar, imandan çok küfre daha yakındılar. Kalplerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı. Allah, onların gizli tuttuklarını daha iyi bilir. (Al-i İmran Suresi, 167)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim Allah'a ve elçisine isyan eder ve onun sınırlarını aşarsa, onu da içinde ebedi kalacağı ateşe sokar. Onun için alçaltıcı bir azab vardır. (Nisa Suresi, 14)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O gün, küfre sapıp da elçiye isyan edenler, yerle bir olmayı 'severek-isteyecekler.' Oysa Allah'tan hiç bir sözü gizleyemezler. (Nisa Suresi, 42)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimi yahudiler, kelimeleri 'konuldukları yerlerden' saptırırlar ve dillerini eğip bükerek ve dine bir kin ve hınç besleyerek: "Dinledik ve karşı geldik. İşit, -işitmez olası- ve 'Raina' bizi güt, bize bak" derler. Eğer onlar: "İşittik ve itaat ettik, sen de işit ve 'Bizi gözet' deselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat Allah, onları küfürleri dolayısıyla lanetlemiştir. Böylece onlar, az bir bölümü dışında, inanmazlar. (Nisa Suresi, 46)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlara: "Allah'ın indirdiğine ve elçiye gelin" denildiğinde, o münafıkların senden kaçabildiklerince kaçtıklarını görürsün. (Nisa Suresi, 61)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz elçilerden hiç kimseyi ancak Allah'ın izniyle kendisine itaat edilmesinden başka bir şeyle göndermedik. Onlar kendi nefislerine zulmettiklerinde şayet sana gelip Allah'tan bağışlama dileselerdi ve elçi de onlar için bağışlama dileseydi, elbette Allah'ı tevbeleri kabul eden, esirgeyen olarak bulurlardı. (Nisa Suresi, 64)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır öyle değil; Rabbine andolsun, aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem kılıp sonra senin verdiğin hükme, içlerinde hiç bir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça, iman etmiş olmazlar. (Nisa Suresi, 65)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer gerçekten biz, onlara: "Kendinizi öldürün ya da yurtlarınızdan çıkın" diye yazmış olsaydık, onlardan az bir bölümü dışında, bunu yapmazlardı. Onlar, kendilerine verilen öğüdü yerine getirselerdi, bu şüphesiz onlar için hayırlı ve daha sağlam olurdu. (Nisa Suresi, 66)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Tamam-kabul" derler. Ama yanından çıktıkları zaman, onlardan bir grup, karanlıklarda senin söylediğinin tersini kurarlar. Allah, karanlıklarda kurduklarını yazıyor. Sen de onlardan yüz çevir ve Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter. (Nisa Suresi, 81)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim kendisine 'dosdoğru yol' apaçık belli olduktan sonra, elçiye muhalefet ederse ve mü'minlerin yolundan başka bir yola uyarsa, onu döndüğü şeyde bırakırız ve cehenneme sokarız. Ne kötü bir yataktır o!.. (Nisa Suresi, 115)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kitap Ehli, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor. Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi. Demişlerdi ki: "Bize Allah'ı açıkça göster." Böylece zulümlerinden dolayı onlara yıldırım çarpmıştı. Ardından kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra, buzağıyı (ilah) edinmişlerdi. Yine bundan dolayı onları affettik ve Musa'ya apaçık olan ispatlayıcı bir delil verdik. (Nisa Suresi, 153)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kesin söz vermeleri dolayısıyla Tur'u üstlerine yükselttik ve onlara: "Bu kapıdan secde ederek girin" dedik ve onlara: "Cumartesinde haddi aşmayın" da dedik. Ve onlardan kesin bir söz aldık.&lt;br /&gt;Onların kendi sözlerini bozmaları, Allah'ın ayetlerine karşı inkara sapmaları, peygamberleri haksız yere öldürmeleri ve: "Kalplerimiz örtülüdür" demeleri nedeniyle (onları lanetledik.) Hayır; Allah, inkarları dolayısıyla ona (kalplerine) damga vurmuştur. Onların azı dışında, inanmazlar. (Nisa Suresi, 154)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözleşmelerini bozmaları nedeniyle, onları lanetledik ve kalplerini kaskatı kıldık. Onlar, kelimeleri konuldukları yerlerden saptırırlar. (Sık sık) Kendilerine hatırlatılan şeyden (yararlanıp) pay almayı unuttular. İçlerinden birazı dışında, onlardan sürekli ihanet görür durursun. Yine de onları affet, aldırış etme. Şüphesiz Allah, iyilik yapanları sever. (Maide Suresi, 13)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dediler ki: "Ey Musa biz, onlar durduğu sürece hiç bir zaman oraya girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin git, ikiniz savaşın. Biz burda duracağız." (Maide Suresi, 24)&lt;br /&gt; (Musa:) "Rabbim, gerçekten kendimden ve kardeşimden başkasına malik olamıyorum. Öyleyse bizimle fasıklar topluluğunun arasını Sen ayır." dedi. (Maide Suresi, 25)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Andolsun, biz sizi yarattık, sonra size suret (biçim-şekil) verdik, sonra meleklere: "Adem'e secde edin" dedik. Onlar da İblis'in dışında secde ettiler; o, secde edenlerden olmadı. (A’raf Suresi, 11)&lt;br /&gt;(Allah) Dedi: "Sana emrettiğimde, seni secde etmekten alıkoyan neydi?" (İblis) Dedi ki: "Ben ondan hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu ise çamurdan yarattın." (A’raf Suresi, 12)&lt;br /&gt;(Allah:) "Öyleyse ordan in, orda büyüklenmen senin (hakkın) olmaz. Hemen çık. Gerçekten sen, küçük düşenlerdensin." (A’raf Suresi, 13)&lt;br /&gt;O da: "(İnsanların) dirilecekleri güne kadar beni gözle(yip ertele.)" dedi. (A’raf Suresi, 14)&lt;br /&gt;(Allah:) "Sen gözlenip-ertelenenlerdensin" dedi. (A’raf Suresi, 15)&lt;br /&gt;Dedi ki: "Madem öyle, beni azdırdığından dolayı onlar(ı insanları saptırmak) için mutlaka senin dosdoğru yolunda (pusu kurup) oturacağım." (A’raf Suresi, 16)&lt;br /&gt;"Sonra muhakkak önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Onların çoğunu şükredici bulmayacaksın." (A’raf Suresi, 17)&lt;br /&gt;(Allah) Dedi: "Kınanıp alçaltılmış ve kovulmuş olarak ordan çık. Andolsun, onlardan kim seni izlerse, cehennemi sizlerle dolduracağım." (A’raf Suresi, 18)&lt;br /&gt;Böylece onları aldatarak düşürdü. Ağacı tattıkları anda ise, ayıp yerleri kendilerine beliriverdi ve üzerlerini cennet yapraklarından örtmeye başladılar. (O zaman) Rableri kendilerine seslendi: "Ben sizi bu ağaçtan menetmemiş miydim? Ve şeytanın sizin gerçekten apaçık bir düşmanınız olduğunu söylememiş miydim?" (A’raf Suresi, 22)&lt;br /&gt;Kavminin önde gelenlerinden büyüklük taslayanlar (müstekbirler) dediler ki: "Ey Şuayb, seni ve seninle birlikte iman edenleri ya ülkemizden sürüp-çıkaracağız veya mutlaka bizim dinimize geri döneceksiniz." (Şuayb:) "Biz istemesek de mi?" dedi. (A’raf Suresi, 88)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kavminin önde gelenlerinden inkar edenler, dediler ki: "Andolsun, Şuayb'a uyacak olursanız, kuşkusuz kayba uğrayanlardan olursunuz." (A’raf Suresi, 90)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O da onlardan yüz çevirdi ve (şöyle) dedi: "Ey kavmim andolsun, size Rabbimin risaletini tebliğ ettim ve size öğüt verdim. Şimdi ben, inkara sapan bir topluluğa nasıl üzülebilirim?" (A’raf Suresi, 93)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onların çoğunda 'verdikleri söze bağlılık' görmedik, ama onların çoğunu fasıklar (yoldan çıkanlar) olarak gördük. (A’raf Suresi, 102)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra bunların (peygamberlerin) ardından Musa'yı ayetlerimizle Firavun'a ve önde gelen çevresine gönderdik; onlar ona (ayetlerimize) haksızlık ettiler. İşte bozgunculuk çıkaranların nasıl bir sona uğradıklarına bir bak. (A’raf Suresi, 103)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dediler ki: "Sen bize gelmeden önce de, geldikten sonra da eziyete uğratıldık." (Musa:) "Umulur ki, Rabbiniz düşmanınızı helak edecek ve sizleri yeryüzünde halifeler (egemenler) kılacak, böylece nasıl davranacağınızı gözleyecek" dedi. (A’raf Suresi, 129)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları ayetlerimden engelleyeceğim. Onlar her ayeti görseler bile ona inanmazlar; dosdoğru yolu (rüşd yolunu) da görseler, yol olarak benimsemezler, azgınlık yolunu, gördüklerinde ise onu yol olarak benimserler. Bu, onların ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan gafil olmaları dolayısıyladır. (A’raf Suresi, 146)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsrailoğullarını denizden geçirdik. Putları önünde bel büküp eğilmekte olan bir topluluğa rastladılar. Musa'ya dediler ki: "Ey Musa, onların ilahları (var; onların ki) gibi, sen de bize bir ilah yap." O: "siz gerçekten cahillik etmekte olan bir kavimsiniz" dedi. (A’raf Suresi, 138)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onların içinde bulundukları şey (din) mahvolucudur ve yapmakta oldukları şeyler (ibadetler) de geçersizdir." (A’raf Suresi, 139)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"O sizi alemlere üstün kılmışken, ben size Allah'tan başka bir ilah mı arayacağım?" (A’raf Suresi, 140)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; (Tura gitmesinin) Ardından Musa'nın kavmi süs eşyalarından böğürmesi olan bir buzağı heykelini (tapılacak ilah) edindiler. Onun kendileriyle konuşmadığını ve onları bir yola da yöneltip-iletmediğini (hidayete erdirmediğini) görmediler mi? Onu (tanrı) edindiler de, zulmedenler oldular. (A’raf Suresi, 148)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Musa kavmine oldukça kızgın, üzgün olarak döndüğünde onlara: "Beni arkamdan, ne kötü temsil ettiniz? Rabbinizin emrini çabuklaştırdınız, öyle mi?" dedi. Levhaları bıraktı ve kardeşini başından tutup kendisine doğru çekiyordu (ki Harun ona:) "Annem oğlu, bu topluluk beni zayıflattı (hırpalayıp güçsüzleştirdi) ve neredeyse beni öldürmeye giriştiler. Bari sen düşmanları sevindirecek bir şey yapma ve beni bu zalimler topluluğuyla birlikte kılma (sayma)" dedi. (A’raf Suresi, 150)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlar ki, yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de (geleceği) yazılı bulacakları ümmi haber getirici (Nebi) olan elçiye (Resul) uyarlar; o, onlara marufu (iyiliği) emrediyor, münkeri (kötülüğü) yasaklıyor, temiz şeyleri helal, murdar şeyleri haram kılıyor ve onların ağır yüklerini, üzerlerindeki zincirleri indiriyor. Ona inananlar, destek olup savunanlar, yardım edenler ve onunla birlikte indirilen nuru izleyenler; işte kurtuluşa erenler bunlardır. (A’raf Suresi, 157)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de onlara deniz kıyısındaki şehri(n uğradığı sonucu) sor. Hani onlar cumartesi (yasağını çiğneyerek) haddi aşmışlardı. 'Cumartesi günü iş yapma yasağına uyduklarında', balıkları onlara açıktan akın akın geliyor, 'cumartesi günü iş yapma yasağına uymadıklarında' ise, gelmiyorlardı. İşte biz, fıska sapmaları dolayısıyla onları böyle imtihan ediyorduk. (A’raf Suresi, 163)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlar, kendisinden sakındırıldıkları 'şeyi yapmada ısrar edip başkaldırınca' onlara: "Aşağılık maymunlar olunuz" dedik. (A’raf Suresi, 166)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte o zaman Rabbin, onlara en kötü azabı yapacak kimse(leri) kıyamet gününe kadar üzerlerine mutlaka göndereceğini bildirdi. Şüphesiz, Rabbin (ceza ile) sonuçlandırması pek çabuk olandır ve gerçekten O, bağışlayandır, esirgeyendir. (A’raf Suresi, 167)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onları yeryüzünde ayrı ayrı topluluklar olarak paramparça dağıttık. Kimileri salih (davranışlarda) bulunuyor, kimileri de bunların dışında olan aşağılıklardır. Onları iyiliklerle ve kötülüklerle imtihan ettik, ki dönsünler. (A’raf Suresi, 168)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şüphesiz Rabbinin katında olanlar, O'na ibadet etmekten büyüklenmezler; O'nu tesbih ederler ve yalnız O'na secde ederler. (A’raf Suresi, 206)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rabbin seni evinden hak uğrunda (savaşa) çıkardığında mü'minlerden bir grup isteksizdi. (Enfal Suresi, 5)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Herşey) Açıkça ortaya çıktıktan sonra bile, sanki kendileri, göz göre göre ölüme sürükleniyorlarmış gibi, seninle hak konusunda tartışıp duruyorlardı. (Enfal Suresi, 6)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rabbin meleklere vahyetmişti ki: "Şüphesiz ben sizinleyim, iman edenlere sağlamlık katın, inkar edenlerin kalblerine amansız bir korku salacağım. Öyleyse (ey müslümanlar,) vurun boyunlarının üstüne, vurun onların bütün parmaklarına." (Enfal Suresi, 12)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu, elbette, onların Allah'a ve elçisine baş kaldırmaları dolayısıyladır. Kim Allah'a ve elçisine baş kaldırırsa, şüphesiz Allah (ceza ile) sonuçlandırması pek şiddetli olandır. (Enfal Suresi, 13)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu sizin; tadın bunu. İnkara sapanlara bir de ateş azabı vardır. (Enfal Suresi, 14)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey iman edenler, Allah'a ve Resûlü’ne itaat edin. Siz de işitiyorken, ondan yüz çevirmeyin. (Enfal Suresi, 20)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve: "Biz işittik" dedikleri halde, gerçekte işitmeyenler gibi olmayın;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek şu ki, Allah katında, yerde debelenenlerin en kötüsü, (bir türlü) akıl erdirmez olan sağırlar ve dilsizlerdir. (Enfal Suresi, 22)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer Allah, onlarda bir hayır görseydi muhakkak onlara işittirirdi. İşittirseydi bile, arka çevirenler olarak (yine) yüz çevirirlerdi. (Enfal Suresi, 23)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey iman edenler, size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah'a ve Resûlü’ne icabet edin. Ve bilin ki muhakkak Allah, kişi ile kalbi arasına girer ve siz gerçekten O'na götürülüp toplanacaksınız. (Enfal Suresi, 24)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey iman edenler, Allah'a ve Resûlü’ne ihanet etmeyin, bile bile emanetlerinize de ihanet etmeyin. (Enfal Suresi, 27)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah'a ve Resûlü’ne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin, çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider. Sabredin. Şüphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir. (Enfal Suresi, 46)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;De ki: "Eğer babalarınız, çocuklarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, az kar getireceğinden korktuğunuz ticaret ve hoşunuza giden evler, sizlere Allah'tan, O'nun Resûlü’nden ve O'nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyedurun. Allah, fasıklar topluluğuna hidayet vermez. (Tevbe Suresi, 24)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey iman edenler, ne oldu ki size, Allah yolunda savaşa kuşanın denildiği zaman, yer(iniz)de ağırlaşıp kaldınız? Ahiretten (cayıp) dünya hayatına mı razı oldunuz? Ama ahirettekine (göre), bu dünya hayatının yararı pek azdır. (Tevbe Suresi, 38)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer savaşa kuşanıp-çıkmazsanız, O sizi pek acı bir azabla azablandıracak ve yerinize bir başka topluluğu getirip değiştirecektir. Siz O'na hiç bir şeyle zarar veremezsiniz. Allah, her şeye güç yetirendir. (Tevbe Suresi, 39)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer yakın bir yarar ve orta bir sefer olsaydı, onlar mutlaka seni izlerlerdi. Ama zorluk onlara uzak geldi. "Eğer güç yetirseydik muhakkak seninle birlikte (savaşa) çıkardık." diye sana Allah adına yemin edecekler. Kendi nefislerini helaka sürüklüyorlar. Allah onların gerçekten yalan söylediklerini biliyor. (Tevbe Suresi, 42)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnfak ettiklerinin kendilerinden kabulünü engelleyen şey, Allah'ı ve elçisini tanımamaları, namaza ancak isteksizce gelmeleri ve hoşlarına gitmiyorken infak etmeleridir. (Tevbe Suresi, 54)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer onlar, Allah'ın ve elçisinin verdiklerine hoşnut olsalardı ve: "Bize Allah yeter; Allah pek yakında bize fazlından verecek, O'nun elçisi de. Biz gerçekten ancak Allah'a rağbet edenleriz" deselerdi (ya)!.. (Tevbe Suresi, 59)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçlerinden Peygamberi incitenler ve: "O (her sözü dinleyen) bir kulaktır" diyenler vardır. De ki: "O sizin için bir hayır kulağıdır. Allah'a iman eder, mü'minlere inanıp-güvenir ve sizden iman edenler için bir rahmettir. Allah'ın elçisine eziyet edenler... Onlar için acı bir azab vardır." (Tevbe Suresi, 61)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizi hoşnut kılmak için Allah'a yemin ederler; oysa mü'min iseler, hoşnut kılınmaya Allah ve elçisi daha layıktır. (Tevbe Suresi, 62)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilmiyorlar mı, kim Allah'a ve elçisine karşı koymaya çalışırsa, gerçekten onun için, onda ebedi kalmak üzere cehennem ateşi vardır? İşte en büyük aşağılanma budur. (Tevbe Suresi, 63)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlara sorarsan, andolsun: "Biz dalmış, oyalanıyorduk" derler. De ki: "Allah ile, O'nun ayetleriyle ve elçisiyle mi alay ediyordunuz?" (Tevbe Suresi, 65)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özür belirtmeyiniz. Siz, imanınızdan sonra inkara saptınız. Sizden bir topluluğu bağışlasak da, bir topluluğunuzu gerçekten suçlu-günahkar olmaları nedeniyle azablandıracağız. (Tevbe Suresi, 66)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar birbirlerinin velileridirler. İyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve Allah'a ve Resûlü’ne itaat ederler. İşte Allah'ın kendilerine rahmet edeceği bunlardır. Şüphesiz, Allah, üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. (Tevbe Suresi, 71)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey Peygamber, kafirlerle ve münafıklarla cihad et ve onlara karşı sert ve caydırıcı davran. Onların barınma yerleri cehennemdir, ne kötü bir yataktır o!.. (Tevbe Suresi, 73)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylece O da, Allah'a verdikleri sözü tutmamaları ve yalan söylemeleri nedeniyle, kendisiyle karşılaşacakları güne kadar, kalplerinde nifakı (sonuçta köklü bir duygu olarak) yerleşik kıldı. (Tevbe Suresi, 77)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen, onlar için ister bağışlanma dile, istersen dileme. Onlar için yetmiş kere bağışlanma dilesen de, Allah onları kesinlikle bağışlamaz. Bu, gerçekten onların Allah'a ve elçisine (karşı) nankörlük etmeleri dolayısıyladır. Allah fasıklar topluluğuna hidayet vermez. (Tevbe Suresi, 80)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah'ın elçisine muhalif olarak (savaştan) geri kalanlar oturup-kalmalarına sevindiler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad etmeyi çirkin görerek: "Bu sıcakta (savaşa) çıkmayın" dediler. De ki: "Cehennem ateşinin sıcaklığı daha şiddetlidir." Bir kavrayıp-anlasalardı. (Tevbe Suresi, 81)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyleyse kazandıklarının cezası olarak az gülsünler, çok ağlasınlar. (Tevbe Suresi, 82)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan böyle, Allah seni onlardan bir topluluğun yanına döndürür de, (yine savaşa) çıkmak için senden izin isterlerse, de ki: "Kesin olarak benimle hiç bir zaman (savaşa) çıkamazsınız ve kesin olarak benimle bir düşmana karşı savaşamazsınız. Çünkü siz oturmayı ilk defa hoş gördünüz; öyleyse geride kalanlarla birlikte oturun." (Tevbe Suresi, 83)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlardan ölen birinin namazını hiç bir zaman kılma, mezarı başında durma. Çünkü onlar, Allah'a ve elçisine (karşı) inkara saptılar ve fasık kimseler olarak öldüler. (Tevbe Suresi, 84)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yol, ancak o kimseler aleyhinedir ki, zengin oldukları halde (savaşa çıkmamak için) senden izin isterler ve bunlar geride kalanlarla birlikte olmayı seçerler. Allah, onların kalplerini mühürlemiştir. Bundan dolayı onlar, bilmezler. (Tevbe Suresi, 93)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlara geri döndüğünüzde size özür belirttiler. De ki: "Özür belirtmeyiniz, size kesin olarak inanmıyoruz. Allah bize, durumunuzu haber vermiştir. Yaptıklarınızı Allah görecektir, O'nun elçisi de. Sonra gaybı da, müşahede edilebileni de bilen'e döndürüleceksiniz ve O, yaptıklarınızı size haber verecektir." (Tevbe Suresi, 94)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlara geri döndüğünüzde kendilerinden vazgeçmeniz için Allah'a and içecekler. Artık siz onlara sırt çevirin. Onlar gerçekten pistirler. Kazanmakta olduklarının bir cezası olarak, barınma yerleri cehennemdir. (Tevbe Suresi, 95)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zarar vermek, inkarı (pekiştirmek), mü'minlerin arasını ayırmak ve daha önce Allah'a ve elçisine karşı savaşanı gözlemek için mescid edinenler ve: "Biz iyilikten başka bir şey istemedik" diye yemin edenler (var ya,) Allah onların şüphesiz yalancı olduklarına şahidlik etmektedir. (Tevbe Suresi, 107)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onların kalbleri parçalanmadıkça, kurdukları bina kalblerinde bir şüphe olarak sürüp-gidecektir. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. (Tevbe Suresi, 110)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Andolsun Allah, Peygamberin, Muhacirlerin ve Ensarın üzerine tevbe ihsan etti. Ki onlar -içlerinde bir bölümünün kalbi nerdeyse kaymak üzereyken- ona güçlük saatinde tabi oldular. Sonra onların tevbelerini kabul etti. Çünkü O, onlara (karşı) çok şefkatlidir, çok esirgeyicidir. (Tevbe Suresi, 117)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer onlar yüz çevirirlerse, de ki: "Bana Allah yeter. O'ndan başka ilah yoktur. Ben O'na tevekkül ettim ve büyük arşın Rabbi O'dur." (Tevbe Suresi, 129)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır, onlar ilmini kuşatamadıkları ve kendilerine henüz yorumu gelmemiş bir şeyi yalanladılar. Onlardan öncekiler de böyle yalanlamışlardı. Zulmedenlerin nasıl bir sonuca uğradıklarına bir bak. (Yunus Suresi, 39)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlardan ona inananlar var ve ona inanmayanlar da vardır. Rabbin bozgunculuk çıkaranları daha iyi bilir. (Yunus Suresi, 40)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer seni yalanlarlarsa, onlara de ki: "Benim yaptıklarım benim, sizin yaptıklarınız sizindir. Siz benim yaptıklarımdan uzaksınız ve ben de sizin yaptıklarınızdan uzağım." (Yunus Suresi, 41)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlardan seni dinleyecekler vardır. Ama hiç duymayan -sağırlara -üstelik hiç akılları ermiyorsa- sen mi duyuracaksın? (Yunus Suresi, 42)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve sana bakacak olanlar vardır. Ama kör olanları -üstelik basiretleri de yoksa- sen mi doğru yola ulaştıracaksın? (Yunus Suresi, 43)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonunda Musa'ya kendi kavminin bir zürriyetinden (gençlerinden) başka -Firavun ve önde gelen çevresinin kendilerini belalara çarptırmaları korkusuyla- iman eden olmadı. Çünkü Firavun, gerçekten yeryüzünde büyüklenen bir zorba ve gerçekten ölçüyü taşıranlardandı. (Yunus Suresi, 83)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kavminden, ileri gelen inkarcılar: "Biz seni yalnızca bizim gibi bir beşerden başkası görmüyoruz; sana, sığ görüşlü olan en aşağılıklarımızdan başkasının uyduğunu görmüyoruz ve sizin bize bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Aksine, biz sizi yalancılar sanıyoruz" dedi. (Hud Suresi, 27)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dedi ki: "Ey kavmim, görüşünüz nedir söyleyin? Eğer ben Rabbimden apaçık bir belge üzerinde isem ve Rabbim bana Kendi Katından bir rahmet vermiş de (bu,) sizin gözlerinizden saklı tutulmuşsa? Siz bunu istemiyorken biz sizi buna zorlayacak mıyız?" (Hud Suresi, 28)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dediler ki: "Ey Nuh, bizimle çekişip-durdun, bu çekişmede ileri de gittin. Eğer doğru söylüyorsan, bize vaadettiğini getir (görelim.)" (Hud Suresi, 32)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Gemi) Onlarla dağlar gibi dalga(lar) içinde yüzüyorken Nuh, bir kenara çekilmiş olan oğluna seslendi: "Ey oğlum, bizimle birlikte bin ve kafirlerle birlikte olma." (Hud Suresi, 42)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Oğlu) Dedi ki: "Ben bir dağa sığınacağım, o beni sudan korur." Dedi ki: "Bugün Allah'ın emrinden, esirgeyen olan (Allah)dan başka bir koruyucu yoktur." Ve ikisinin arasına dalga girdi, böylece o da boğulanlardan oldu. (Hud Suresi, 43)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ey Hud" dediler. "Sen bize apaçık bir belge (mucize) ile gelmiş değilsin ve biz de senin sözünle ilahlarımızı terk etmeyiz. Sana iman edecek de değiliz." (Hud Suresi, 53)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte Ad (halkı): Rablerinin ayetlerini tanımayıp reddettiler. O'nun elçilerine isyan ettiler ve her inatçı zorbanın emri ardınca yürüdüler. (Hud Suresi, 59)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dediler ki: "Ey Salih, bundan önce sen içimizde kendisinden (iyilikler ve yararlılıklar) umulan biriydin. Atalarımızın taptığı şeylere tapmaktan sen bizi engelleyecek misin? Doğrusu biz, senin bizi davet ettiğin şeyden kuşku verici bir tereddüt içindeyiz." (Hud Suresi, 62)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ey kavmim, size işte bir ayet olarak Allah'ın devesi; onu serbest bırakın, Allah'ın arzında yesin. Ona kötülük (vermek niyeti)yle dokunmayın. Yoksa sizi yakın bir azab sarıverir." (Hud Suresi, 64)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat onu öldürdüler. (Salih) Dedi ki: "Yurdunuzda üç gün daha yararlanın. Bu, yalanlanmayacak bir vaaddir." (Hud Suresi, 65)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ey kavmim, bana karşı gelişiniz, sakın Nuh kavminin ya da Hud kavminin veya Salih kavminin başlarına gelenlerin bir benzerini size de isabet ettirmesin. Üstelik Lut kavmi size pek uzak değil." (Hud Suresi, 89)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ey Şuayb" dediler. "Senin söylediklerinin çoğunu biz 'kavrayıp anlamıyoruz'. Doğrusu biz seni içimizde zayıf biri görüyoruz. Eğer yakın-çevren olmasaydı, gerçekten seni taşa tutar-öldürürdük. Sen bize karşı güçlü ve üstün değilsin." (Hud Suresi, 91)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani Rabbin meleklere demişti: "Ben, kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan bir beşer yaratacağım." (Hicr Suresi, 28)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ona bir biçim verdiğimde ve ona ruhumdan üfürdüğümde hemen ona secde ederek (yere) kapanın." (Hicr Suresi, 29)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylece meleklerin tümü, topluca secde etti. (Hicr Suresi, 30)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak İblis, secde edenlerle birlikte olmaktan kaçınıp-dayattı. (Hicr Suresi, 31)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dedi ki: "Ey İblis, sana ne oluyor, secde edenlerle birlikte olmadın?" (Hicr Suresi, 32)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dedi ki: "Ben, kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattığın beşere secde etmek için var değilim." (Hicr Suresi, 33)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dedi ki: "Öyleyse ondan (cennetten) çık, çünkü sen kovulmuş-bulunmaktasın." (Hicr Suresi, 34)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ve şüphesiz, din gününe kadar lanet senin üzerinedir." (Hicr Suresi, 35)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dedi ki: "Rabbim, öyleyse onların dirileceği güne kadar bana süre tanı." (Hicr Suresi, 36)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dedi ki: "Öyleyse, sen (kendisine) süre tanınanlardansın." (Hicr Suresi, 37)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bilinen günün vaktine kadar." (Hicr Suresi, 38)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dedi ki: "Rabbim, beni kışkırttığın şeye karşılık, andolsun, ben de yeryüzünde onlara, (sana başkaldırmayı ve dünya tutkularını) süsleyip-çekici göstereceğim ve onların tümünü mutlaka kışkırtıp-saptıracağım." (Hicr Suresi, 39)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Lut onlara) "Bunlar benim konuğumdur, beni utandırıp-dillere düşürmeyin" dedi. (Hicr Suresi, 68)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Allah'tan korkup-sakının ve beni küçük düşürmeyin." (Hicr Suresi, 69)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dediler ki: "Biz seni 'herkes(in işin)e karışmaktan' alıkoymamış mıydık?" (Hicr Suresi, 70)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizi ayet (mucize)ler göndermekten, öncekilerin onu yalanlamasından başka bir şey alıkoymadı. Semud'a dişi deveyi görünür (bir mucize) olarak gönderdik, fakat onlar bununla (onu boğazlamakla) zulmetmiş oldular. Oysa biz ayetleri ancak korkutmak için göndeririz. (Hicr Suresi, 59)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani, meleklere: "Adem'e secde edin" demiştik. İblis'in dışında (hepsi) secde etmişlerdi. Demişti ki: "Bir çamur olarak yarattığın kimseye ben secde eder miyim?" (İsra Suresi, 61)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demişti ki: "Şu bana karşı yücelttiğine bir bak; andolsun, eğer bana kıyamet gününe kadar süre tanırsan, onun soyunu -pek az dışında- kuşkusuz kendime bağlı kılacağım. (İsra Suresi, 62)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani meleklere: "Adem'e secde edin" demiştik; İblis'in dışında (diğerleri) secde etmişlerdi. O cinlerdendi, böylelikle Rabbinin emrinden dışarı çıkmıştı. Bu durumda Beni bırakıp onu ve onun soyunu veliler mi edineceksiniz? Oysa onlar sizin düşmanlarınızdır. (Bu,) Zalimler için ne kadar kötü bir (tercih) değiştirmedir. (Kehf Suresi, 50)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Babacığım, şeytana kulluk etme, kuşkusuz şeytan, Rahman (olan Allah)a başkaldırandır." (Meryem Suresi, 44)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dedi ki: "Biz senden sonra kavmini deneme (fitne)den geçirdik, Samiri onları şaşırtıp-saptırdı." (Taha Suresi, 85)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun üzerine Musa, kavmine oldukça kızgın, üzgün olarak döndü. Dedi ki: "Ey kavmim, Rabbiniz size güzel bir vaadde bulunmadı mı? Size (verilen) söz (ya da süre) pek uzun mu geldi? Yoksa Rabbinizden üzerinize kaçınılmaz bir gazabın inmesini mi istediniz de bana verdiğiniz sözden caydınız?" (Taha Suresi, 86)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dediler ki: "Biz sana verdiğimiz sözden kendiliğimizden dönmedik, ancak o kavmin (Mısır halkının) süs eşyalarından birtakım yükler yüklenmiştik, onları (ateşe) attık, böylece Samiri de attı." (Taha Suresi, 87)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylece onlara böğüren bir buzağı heykeli döküp çıkardı, "İşte, sizin ve ilahınız, Musa'nın ilahı budur; fakat (Musa) unuttu" dediler. (Taha Suresi, 88)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onun kendilerine bir sözle cevap vermediğini ve onlara bir zarar veya fayda sağlamaya gücü olmadığını görmüyorlar mı? (Taha Suresi, 89)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Andolsun, Harun bundan önce onlara: "Ey kavmim, gerçekten siz bununla fitneye düşürüldünüz (denendiniz). Sizin asıl Rabbiniz Rahman (olan Allah)dır; şu halde bana uyun ve emrime itaat edin" demişti. (Taha Suresi, 90)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demişlerdi ki: "Musa bize geri gelinceye kadar ona (buzağıya) karşı bel büküp önünde eğilmekten kesinlikle ayrılmayacağız." (Taha Suresi, 91)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; (Musa da gelince:) "Ey Harun" demişti. "Onların saptıklarını gördüğün zaman seni (Onlara müdahale etmekten) alıkoyan neydi?" (Taha Suresi, 92)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Niye bana uymadın, emrime baş mı kaldırdın?" (Taha Suresi, 93)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dedi ki: "Ey annemin oğlu, sakalımı ve başımı tutup-yolma. Ben, senin: "İsrailoğulları arasında ayrılık çıkardın, sözümü önemsemedin" demenden endişe edip korktum." (Taha Suresi, 94)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Musa) Dedi ki: "Ya senin amacın nedir ey Samiri?" (Taha Suresi, 95)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dedi ki: "Ben onların görmediklerini gördüm, böylece elçinin izinden bir avuç alıp atıverdim; böylelikle bana bunu nefsim hoşa giden (bir şey) gösterdi." (Taha Suresi, 96)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonunda şeytan ona vesvese verdi; dedi ki: "Sana sonsuzluk ağacını ve yok olmayacak bir mülkü haber vereyim mi?" (Taha Suresi, 120)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylece ikisi ondan yediler, hemen ardından ayıp yerleri kendilerine açılıverdi, üzerlerini cennet yapraklarından yamayıp-örtmeye başladılar. Adem, Rabbine karşı gelmiş oldu da şaşırıp-kaldı. (Taha Suresi, 121)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Sen yalnızca bizim benzerimiz olan bir beşerden başkası değilsin; eğer doğru sözlü isen, bu durumda bir ayet (mucize) getir-görelim." (Şuara Suresi, 154)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dedi ki: "İşte, bu bir dişi devedir; su içme hakkı (bir gün) onun, belli bir günün su içme hakkı da sizindir." (Şuara Suresi, 155)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ona bir kötülükle dokunmayın, sonra büyük bir günün azabı sizi yakalar. (Şuara Suresi, 156)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Sonunda onu (yine de) kestiler, ancak pişman oldular." (Şuara Suresi, 157)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer sana isyan edecek olurlarsa, artık de ki: "Gerçekten ben, sizin yaptıklarınızdan uzağım." (Şuara Suresi, 216)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer onlara (şehrin her) yanından girilseydi sonra da kendilerinden fitne (karışıklık çıkarmaları) istenmiş olsaydı, hiç şüphesiz buna yanaşır ve bunda pek az (zaman) dışında (kararsız) kalmazlardı. (Ahzab Suresi, 14)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Andolsun, eğer münafıklar, kalplerinde hastalık bulunanlar ve şehirde kışkırtıcılık yapan (yalan haber yayan)lar (bu tutumlarına) bir son vermeyecek olurlarsa, gerçekten seni onlara saldırtırız, sonra orada seninle pek az (bir süre) komşu kalabilirler. (Ahzab Suresi, 60)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şüphesiz biz dünya göğünü 'çekici bir süsle', yıldızlarla süsleyip-donattık. (Saffat Suresi, 6)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve itaatten çıkmış her azgın şeytandan koruduk; (Saffat Suresi, 7)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;De ki: "Ben, Rabbime isyan ettiğim takdirde, büyük bir günün azabından korkarım." (Zümer Suresi, 13)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer insanlar (Allah'a karşı isyanda birleşip) tek bir ümmet olacak olmasaydı, Rahman’ı (Allah'ı) inkar edenlerin evlerine gümüşten tavanlar ve üzerinde çıkıp-yükselecekleri merdivenler yapardık. (Zuhruf Suresi, 33)&lt;br /&gt;Şüphesiz inkar edenler, Allah'ın yolundan alıkoyanlar ve kendilerine hidayet açıkça belli olduktan sonra 'elçiye karşı gelip zorluk çıkaranlar', kesin olarak Allah'a hiçbir şeyle zarar veremezler. (Allah,) Onların amellerini boşa çıkaracaktır. (Muhammed Suresi, 32)&lt;br /&gt;Kim Allah'a ve Resûlü’ne iman etmezse, (bilsin ki) gerçekten Biz, kafirler için çılgınca yanan bir ateş hazırlamışızdır. (Feth Suresi, 13)&lt;br /&gt;Ey iman edenler, Allah'ın Resûlü’nün huzurunda öne geçmeyin ve Allah'tan sakının. Şüphesiz Allah, işitendir, bilendir. (Hucurat Suresi, 1)&lt;br /&gt;Ey iman edenler, seslerinizi peygamberin sesi üstünde yükseltmeyin ve birbirinize bağırdığınız gibi, ona sözle bağırıp-söylemeyin; yoksa siz şuurunda değilken, amelleriniz boşa gider. (Hucurat Suresi, 2)&lt;br /&gt;Ve bilin ki Allah'ın Resûlü içinizdedir. Eğer o, size birçok işlerde uysaydı, elbette sıkıntıya düşerdiniz. Ancak Allah size imanı sevdirdi, onu kalplerinizde süsleyip-çekici kıldı ve size inkarı, fıskı ve isyanı çirkin gösterdi. İşte onlar, doğru yolu bulmuş (irşad) olanlardır. (Hucurat Suresi, 7)&lt;br /&gt;Gerçekten Allah'a ve Resûlü’ne karşı (onların koydukları sınırları tanımayıp kendileri sınır koymaya kalkışmakla) başkaldıranlar, kendilerinden öncekilerin alçaltılması gibi alçaltılmışlardır. Oysa Biz apaçık ayetler indirdik. Kafirler için küçültücü bir azap vardır. (Mücadele Suresi, 5)&lt;br /&gt;'Gizli toplantıların fısıldaşmalarından’ (kulis) men' edilip sonra men' edildikleri şeye dönenleri; günah, düşmanlık ve Peygamber’e isyanı (aralarında) fısıldaşanları görmüyor musun? Onlar sana geldikleri zaman, seni Allah'ın selamladığı biçimde selamlıyorlar. Ve kendi kendilerine: "Söylediklerimiz dolayısıyla Allah bize azap etse ya." derler. Onlara cehennem yeter; oraya gireceklerdir. Artık o, ne kötü bir gidiş yeridir. (Mücadele Suresi, 8)&lt;br /&gt;Ey iman edenler, kendi aranızda gizli konuşmalarda bulunacağınız zaman, bundan böyle günah, düşmanlık ve Peygamber’e isyanı fısıldaşıp-konuşmayın; birri (iyiliği) ve takvayı konuşun ve huzurunda toplanacağınız Allah'tan sakının. (Mücadele Suresi, 9)&lt;br /&gt;Şüphesiz 'gizli toplantıların fısıldaşmaları' (kulis), iman edenleri üzüntüye düşürmek için ancak şeytan (ürünü olan işler)dandır. Oysa Allah'ın izni olmaksızın o, onlara hiçbir şeyle zarar verecek değildir. Şu halde mü'minler, yalnızca Allah'a tevekkül etsinler. (Mücadele Suresi, 10)&lt;br /&gt;Hiç şüphesiz Allah'a ve Resûlü’ne karşı (onların koydukları sınırları tanımayıp kendileri sınır koymaya kalkışmakla) başkaldıranlar; işte onlar, en çok zillete düşenler arasında olanlardır. (Mücadele Suresi, 20)&lt;br /&gt;Allah'a ve ahiret gününe iman eden hiçbir kavim (topluluk) bulamazsın ki, Allah'a ve elçisine başkaldıran kimselerle bir sevgi (ve dostluk) bağı kurmuş olsunlar; bunlar, ister babaları, ister çocukları, ister kardeşleri, isterse kendi aşiretleri (soyları) olsun. Onlar, öyle kimselerdir ki, (Allah) kalplerine imanı yazmış ve onları Kendinden bir ruh ile desteklemiştir. Onları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokacaktır; orda süresiz olarak kalacaklardır. Allah, onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte onlar, Allah'ın fırkasıdır. Dikkat edin; şüphesiz Allah'ın fırkası olanlar, felah (umutlarını gerçekleştirip kurtuluş) bulanların ta kendileridir. (Mücadele Suresi, 22)&lt;br /&gt;Bu, onların Allah'a ve O'nun Resûlü’ne 'başkaldırıp ayrılık çıkarmaları' dolayısıyladır. Kim Allah'a başkaldırıp-ayrılık çıkarırsa, muhakkak Allah, cezası (ikabı) pek şiddetli olandır. (Haşr Suresi, 4)&lt;br /&gt;Hani Musa, kavmine demişti ki: "Ey kavmim, gerçekten benim sizin için Allah'tan gönderilmiş bir elçi olduğumu bildiğiniz halde, niçin bana eziyet ediyorsunuz?" İşte onlar eğrilip-sapınca Allah da onların kalplerini eğriltip saptırmış oldu. Allah, fasık bir kavmi hidayete erdirmez. (Saff Suresi, 5)&lt;br /&gt;Allah, inkar edenlere, Nuh'un eşini ve Lut'un eşini örnek verdi. İkisi de, kullarımızdan salih olan iki kulumuzun nikahları altındaydı; ancak onlara ihanet ettiler. Bundan dolayı, (kocaları) kendilerine Allah'tan gelen hiçbir şeyle yarar sağlamadılar. İkisine de: "Ateşe diğer girenlerle birlikte girin" denildi. (Saff Suresi, 10)&lt;br /&gt;Onlar: "Evet" derler. "Bize gerçekten bir uyarıcı geldi. Fakat biz yalanladık ve: “Allah hiçbir şey indirmedi, siz yalnızca büyük bir sapmışlık içindesiniz, dedik." (Mülk Suresi, 9)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve derler ki: "Eğer dinlemiş olsaydık ya da akıl etmiş olsaydık, şu çılgınca yanan ateşin halkı arasında olmayacaktık." (Mülk Suresi, 10)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylece kendi günahlarını itiraf ettiler. Çılgınca yanan ateşin halkına (Allah'ın rahmetinden) uzaklık olsun. (Mülk Suresi, 11)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Firavun (kavmi), ondan öncekiler ve yerle bir olan şehirler (halkı da hep) o hata ile (tarih sahnesine) geldiler. (Hakka Suresi, 9)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylece Rablerinin elçisine isyan ettiler. Bu yüzden onları, şiddeti gittikçe artan bir yakalayışla yakaladı. (Hakka Suresi, 10)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nuh: "Rabbim, gerçekten onlar bana isyan ettiler; mal ve çocukları kendisine ziyandan başka bir şeyi artırmayan kimselere uydular." (Nuh Suresi, 21)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ve büyük büyük hileli-düzenler kurdular." (Nuh Suresi, 22)&lt;br /&gt;"Ve dediler ki: Kendi ilahlarınızı bırakmayın; bırakmayın ne Vedd'i, ne Suva'ı, ne Yeğus'u, ne Ye'uk'u ve ne de Nesr'i." (Nuh Suresi, 23)&lt;br /&gt;"Böylece onlar, çoğu kimseyi şaşırtıp-saptırdılar. Sen de o zalimlere sapıklıktan başkasını arttırma." (Nuh Suresi, 24)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; (Musa) Ona büyük mucizeyi gösterdi. (Naziat Suresi, 20)&lt;br /&gt;Fakat o, yalanladı ve isyan etti. (Naziat Suresi, 21)&lt;br /&gt;Sonra (karşı yönde) çaba harcayıp sırtını döndü. (Naziat Suresi, 22)&lt;br /&gt;Sonunda (yardımcı güçlerini) topladı, seslendi; (Naziat Suresi, 23)&lt;br /&gt;Dedi ki: "Sizin en yüce Rabbiniz benim." (Naziat Suresi, 24)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ona ayetlerimiz okunduğu zaman: "Geçmişlerin masallarıdır" dedi. (Mutaffifin, 13)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu halde onlara ne oluyor ki iman etmiyorlar? (İnşikak Suresi, 20)&lt;br /&gt;Kendilerine Kur'an okunduğunda secde etmiyorlar. (İnşikak Suresi, 21)&lt;br /&gt;Tersine, o nankörler, yalanlıyorlar (İnşikak Suresi, 22)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah'ın elçisi onlara dedi ki: "Allah'ın (deneme için size gönderdiği) devesine ve onun su içme-sırasına dikkat edin." (Şems Suresi, 13)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat, onu yalanladılar, deveyi yere yıkıp öldürdüler. Rableri de günahları dolayısıyla 'onları yerle bir etti, kırıp geçirdi'; orasını da dümdüz etti. (Şems Suresi, 14)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1958315219809297775-7817957578676539947?l=www.kurandanaciklamalar.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1958315219809297775/posts/default/7817957578676539947'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1958315219809297775/posts/default/7817957578676539947'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kurandanaciklamalar.com/2009/07/kuranda-itaatsizlik-ve-isyana-isaretler.html' title='KURAN&apos;DA İTAATSİZLİK VE İSYANA İŞARETLER'/><author><name>Furkan Samed</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01359044970969383296</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1958315219809297775.post-8457763205754001994</id><published>2009-07-12T12:31:00.000-07:00</published><updated>2009-07-28T06:47:08.577-07:00</updated><title type='text'>KURAN'DA HER TÜRLÜ BİLGİ VARDIR</title><content type='html'>&lt;p style="line-height: 150%;" align="center"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:130%;color:#800000;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;&lt;span style=""&gt;KURAN ALLAH KATI’NDAN HAK OLARAK İNDİRİLMİŞTİR:&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=""&gt;Bu, Allah'ın Kitab’ı şüphesiz hak olarak indirmesindendir. &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style=""&gt;Kitap konusunda anlaşmazlığa düşenler ise uzak bir ayrılık içindedirler. (Bakara Suresi, 176)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=""&gt;O, sana Kitab’ı hak ve kendinden öncekileri doğrulayıcı&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style=""&gt; olarak indirdi... (Al-i İmran, 3)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=""&gt;Ey insanlar Rabbinizden size 'kesin bir kanıt (burhan)' geldi ve size apaçık bir nur (Kur'an) indirdik.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style=""&gt; İşte Allah'a iman edenler ve O'na sarılanlar, onları Kendisi'nden olan bir rahmetin ve bir fazlın içine yerleştirecektir ve onları Kendisi'ne varan dosdoğru bir yola yöneltip-iletecektir. (Nisa Suresi, 174-175)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=""&gt;Bu indirdiğimiz mübarek bir Kitap'tır&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style=""&gt;. Şu halde ona uyun ve korkup-sakının. Umulur ki esirgenirsiniz. (Enam Suresi, 155)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=""&gt;Rabbinizden size indirilene uyun&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style=""&gt;, O'ndan başka velilere uymayın. Ne az öğüt alıyorsunuz? (Araf Suresi, 3)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style=""&gt;Elif, Lam, Mim, Ra. Bunlar Kitab'ın ayetleridir. &lt;strong&gt;Ve sana Rabbinden indirilen haktır.&lt;/strong&gt; Ancak insanların çoğu iman etmezler. (Rad Suresi, 1)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style=""&gt;Hiç şüphesiz, &lt;strong&gt;zikri (Kur'an'ı) Biz indirdik Biz&lt;/strong&gt;; onun koruyucuları da gerçekten Biziz. (Hicr Suresi, 9)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=""&gt;Biz onu (Kur'an'ı) hak olarak indirdik ve o hak ile indi&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style=""&gt;; seni de yalnızca bir müjde verici ve uyarıp-korkutucu olarak gönderdik. (İsra Suresi, 105)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=""&gt;Hamd, Kitab'ı kulu üzerine indiren&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style=""&gt; ve onda hiçbir çarpıklık kılmayan Allah'a aittir. (Kehf Suresi, 1)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;u&gt;&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style=""&gt;Böylece &lt;strong&gt;Biz onu Arapça bir Kur'an olarak indirdik&lt;/strong&gt; ve onda korkulacak şeyleri türlü şekillerde açıkladık; umulur ki korkup-sakınırlar ya da onlar için düşünme (yeteneğini) oluşturur. (20/113)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style=""&gt;Andolsun, &lt;strong&gt;size (bütün durumlarınızı kapsayan) zikrinizin içinde bulunduğu bir kitap indirdik.&lt;/strong&gt; Yine de akıllanmayacak mısınız? (Enbiya Suresi, 10)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style=""&gt;Andolsun, &lt;strong&gt;size açıklayıcı ayetler, sizden önce gelip geçenlerden bir örnek ve takva sahipleri için bir öğüt indirdik&lt;/strong&gt;. (Nur Suresi, 34)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style=""&gt;Andolsun &lt;strong&gt;Biz, açıklayıcı ayetler indirdik&lt;/strong&gt;. Allah, dilediğini doğru yola yöneltip-iletir. (Nur Suresi, 46)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=""&gt;Kendilerine okunmakta olan Kitab'ı sana indirmemiz&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style=""&gt; onlara yetmiyor mu? Şüphesiz, bunda iman eden bir kavim için gerçekten bir rahmet ve bir öğüt (zikir) vardır. (Ankebut Suresi, 51)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style=""&gt;Şüphesiz, Allah'ın sana gösterdiği &lt;strong&gt;gibi insanlar arasında hükmetmen için Biz sana Kitab’ı hak olarak&lt;/strong&gt; indirdik. (Sakın) Hainlerin savunucusu olma. (Nisa Suresi, 105)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=""&gt;(Kur'an) Güçlü ve üstün olan, esirgeyen (Allah')ın indirmesidir&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style=""&gt;. (Yasin Suresi, 5)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style=""&gt;Allah'tan başka bir hakem mi arayayım? &lt;strong&gt;Oysa O, size Kitab’ı açıklanmış olarak indirmiştir.&lt;/strong&gt; Kendilerine kitap verdiklerimiz, bunun gerçekten Rabbinden hak olarak indirilmiş olduğunu bilmektedirler. Şu halde, sakın kuşkuya kapılanlardan olma&lt;strong&gt;.&lt;/strong&gt; (Enam Suresi, 114)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style=""&gt;Kendilerine ilim verilenler ise, &lt;strong&gt;Rabbinden sana indirilenin hakkın ta kendisi olduğunu &lt;/strong&gt;ve üstün, güçlü, övülmeye layık olan (Allah)ın yoluna yöneltip- ilettiğini görüyorlar. (Sebe Suresi, 6)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style=""&gt;Andolsun, &lt;strong&gt;Biz öğüt alıp-düşünsünler diye, sözü birbiri ardınca dizip-indirdik&lt;/strong&gt;. Bu (Kur'an)dan önce, kitap verdiklerimiz buna inanmaktadırlar. Onlara okunduğu zaman: "Biz ona inandık, gerçekten &lt;strong&gt;o, Rabbimiz'den olan bir haktır&lt;/strong&gt;, şüphesiz biz bundan önce de Müslümanlar idik" derler. (Kasas Suresi, 51-53)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style=""&gt;Gerçekten &lt;strong&gt;o (Kur'an), alemlerin Rabbinin (bir) indirmesidir. Onu Ruhu'l-emin indirdi. &lt;/strong&gt;Uyarıcılardan olman için, senin kalbinin üzerine (indirmiştir). Apaçık Arapça bir dille. Ve hiç şüphesiz, o (Kur'an), geçmişlerin kitaplarında da vardır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style=""&gt;İsrailoğulları bilginlerinin onu bilmesi onlar için bir delil (ayet) değil mi? Onu Arapça bilmeyen birine indirmiş olsaydık. Böylece onlara okusaydı, yine ona iman edecek değillerdi. (Şuara Suresi, 192-199)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style=""&gt;Elbette bu, bir Kur'an-ı Kerim'dir. Saklanmış-korunmuş bir Kitap'ta (yazılı)dır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style=""&gt;Ona, temizlenip-arınmış olanlardan başkası dokunamaz. &lt;strong&gt;Alemlerin Rabbinden indirilmedir. &lt;/strong&gt;(Vakia Suresi, 77-80)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style=""&gt;Şüphesiz Biz seni bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak, &lt;strong&gt;hak (Kur'an) ile gönderdik.&lt;/strong&gt; Sen cehennemin halkından sorumlu tutulmayacaksın. (Bakara Suresi, 119)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style=""&gt;İşte bunlar, &lt;strong&gt;Allah'ın ayetleridir; sana bunları hak olmak üzere okuyoruz.&lt;/strong&gt; Öyleyse onlar, Allah'tan ve O'nun ayetlerinden sonra hangi söze iman edecekler? (Casiye Suresi, 6)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style=""&gt;(Bir de) Kendilerine ilim verilenlerin, &lt;strong&gt;bunun (Kur'an'ın) hiç tartışmasız Rablerinden olan bir gerçek olduğunu bilmeleri için;&lt;/strong&gt; böylelikle ona iman etsinler ve kalpleri ona tatmin bulmuş olarak bağlansın. Şüphesiz Allah, iman edenleri dosdoğru yola yöneltir. (Hac Suresi, 54)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; &lt;div align="center"&gt;  &lt;/div&gt; &lt;div align="center"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:130%;color:#800000;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=""&gt;KURAN ALLAH’TAN BİR NUR, BİR YOL GÖSTERİCİ,&lt;br /&gt;BİR HİDAYET VE RAHMETTİR&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;u&gt;&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=""&gt;... Bugün size dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam'ı seçip-beğendim...&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style=""&gt; (Maide Suresi, 3)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=""&gt;Bu, kendisinde şüphe olmayan, muttakiler için yol gösterici olan bir Kitap'tır.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style=""&gt; (Bakara Suresi, 2)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=""&gt;Bu (Kur'an) insanlar için bir beyan sakınanlar için de bir hidayet ve öğüttür.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style=""&gt; (Al-i İmran Suresi, 138)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style=""&gt;Ey Kitap Ehli, kitaptan gizlemekte olduklarınızın çoğunu size açıklayan ve birçoğundan geçiveren elçimiz geldi. &lt;strong&gt;Size Allah'tan bir nur ve apaçık bir kitap geldi. &lt;/strong&gt;Allah, rızasına uyanları bununla kurtuluş yollarına ulaştırır ve onları Kendi izniyle karanlıklardan nura çıkarır. Onları dosdoğru yola yöneltip-iletir. (Maide Suresi, 15-16)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style=""&gt;Böylece sana emrimizden bir ruh vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmiyordun. Ancak &lt;strong&gt;Biz onu bir nur kıldık; onunla kullarımızdan dilediklerimizi hidayete erdiririz&lt;/strong&gt;. Şüphesiz sen, dosdoğru olan bir yola yöneltip-iletiyorsun. (Şura Suresi, 52)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style=""&gt;Andolsun, &lt;strong&gt;Biz onlara bir kitap getirdik; iman edecek bir topluluğa bir hidayet ve bir rahmet olmak üzere&lt;/strong&gt; bir bilgiye dayanarak onu çeşitli biçimlerde açıkladık. (Araf Suresi, 52)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style=""&gt;Ey insanlar, &lt;strong&gt;Rabbinizden size bir öğüt, sinelerde olana bir şifa ve mü'minler için bir hidayet ve rahmet geldi.&lt;/strong&gt; (Yunus Suresi, 57)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style=""&gt;Elif, Lam, Ra. &lt;strong&gt;Bu bir Kitap'tır ki, Rabbinin izniyle insanları karanlıklardan nura,&lt;/strong&gt; O güçlü ve övgüye layık olanın yoluna çıkarman için sana indirdik. (İbrahim Suresi, 1)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;u&gt;&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style=""&gt;Her ümmet içinde kendi nefislerinden onların üzerine bir şahid getirdiğimiz gün, seni de onlar üzerinde bir şahid olarak getireceğiz. B&lt;strong&gt;iz Kitab'ı sana, herşeyin açıklayıcısı, Müslümanlara bir hidayet, bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik.&lt;/strong&gt; (Nahl Suresi, 89)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=""&gt;Kur'an'dan mü'minler için şifa ve rahmet olan şeyleri indiriyoruz&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style=""&gt;. Oysa o, zalimlere kayıplardan başkasını arttırmaz. (İsra Suresi, 82)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;u&gt;&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style=""&gt;Ve gerçekten &lt;strong&gt;o, mü'minler için bir hidayet ve bir rahmettir.&lt;/strong&gt; (Neml Suresi, 77)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style=""&gt;Böylece sana emrimizden bir ruh vahyettik. Sen, kitap nedir, iman nedir bilmiyordun. Ancak &lt;strong&gt;Biz onu bir nur kıldık; onunla kullarımızdan dilediklerimizi hidayete erdiririz. &lt;/strong&gt;Şüphesiz sen, dosdoğru olan bir yola yöneltip-iletiyorsun. (Şura uresi, 52)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style=""&gt;İşte &lt;strong&gt;bu (Kur'an) bir hidayettir&lt;/strong&gt;. Rablerinin ayetlerini inkar edenler ise, onlar için, (en) iğrenç olanından acı bir azap vardır. (Casiye Suresi, 11)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style=""&gt;Oysa &lt;strong&gt;o (Kur'an), alemlere bir zikr (öğüt, hatırlatma, hüküm ve üstün bir şeref)den başka bir şey değildir.&lt;/strong&gt; (Kalem Suresi, 52)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style=""&gt;Çünkü &lt;strong&gt;o (Kur'an, Allah'tan sakınan) muttakiler için bir öğüttür.&lt;/strong&gt; (Hakka Suresi, 48)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div style="text-align: justify; line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style=""&gt;Ve şüphesiz &lt;strong&gt;o, kesin bir gerçektir (hakku'l-yakîn).&lt;/strong&gt; (Hakka Suresi, 51)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style=""&gt;Gerçek (şu ki), &lt;strong&gt;o (Kur'an,) elbette bir öğüttür&lt;/strong&gt;. Artık kim dilerse, öğüt alıp-düşünür. (Müddessir Suresi, 54-55)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=""&gt;O (Kur'an), alemler için yalnızca bir zikirdir;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style=""&gt; Sizden dosdoğru bir yön (istikamet) tutturmak dileyenler için. (Tekvir Suresi, 27-28)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=""&gt;Bu (Kur'an), insanlar için basiret (nuruyla Allah'a yönelten ayet)lerdir, kesin bilgiyle inanan bir kavim için de bir hidayet ve bir rahmettir&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style=""&gt;. (Casiye Suresi, 20)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style=""&gt;Andolsun, onların kıssalarında temiz akıl sahipleri için ibretler vardır. &lt;strong&gt;(Bu Kur'an)&lt;/strong&gt; düzüp uydurulacak bir söz değildir, ancak kendinden öncekilerin doğrulayıcısı, herşeyin 'çeşitli biçimlerde açıklaması' ve &lt;strong&gt;iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve rahmettir&lt;/strong&gt;. (Yusuf Suresi, 111)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="text-align: justify; line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style=""&gt;Şu halde, sana vahyedilene sımsıkı-tutun; çünkü sen dosdoğru bir yol üzerindesin. &lt;strong&gt;Ve şüphesiz o (Kur'an), senin ve kavmin için gerçekten bir zikirdir.&lt;/strong&gt; Siz (ondan) sorulacaksınız. (Zuhruf Suresi, 43-44)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="text-align: justify; line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="text-align: justify; line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style=""&gt;(&lt;strong&gt;Bu Kur'an,) Ayetlerini, iyiden iyiye düşünsünler ve temiz akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir Kitap'tır&lt;/strong&gt;. (Sad Suresi, 29)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style=""&gt;Onlara bir ayet getirmediğin zaman: "Sen onu (inmeyen ayeti) derleyip-toplasana" derler. De ki: "Ben, yalnızca bana Rabbim'den vahyolunana uyarım. &lt;strong&gt;Bu, Rabbinizden olan basiretlerdir; iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve bir rahmettir."&lt;/strong&gt; (Araf Suresi, 203)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=""&gt;Biz Kitab'ı ancak,&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style=""&gt; hakkında ihtilafa düştükleri şeyi onlara açıklaman ve &lt;strong&gt;inanan bir kavme rahmet ve hidayet olması dışında (başka bir amaçla) indirmedik.&lt;/strong&gt; (Nahl Suresi, 64)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style=""&gt;Şüphesiz, &lt;strong&gt;bu Kur'an, en doğru yola iletir ve salih amellerde bulunan mü'minlere, onlar için gerçekten büyük bir ecir olduğunu müjde verir&lt;/strong&gt;. (İsra Suresi, 9)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=""&gt;Eğer, kendisiyle dağların yürütüldüğü yerin parçalandığı veya ölülerin konuşturulduğu bir Kur'an olsaydı (yine bu Kur'an olurdu).&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style=""&gt; Hayır emrin tümü Allah'ındır. İman edenler, hâlâ anlamadılar mı ki, eğer Allah dilemiş olsaydı, insanların tümünü hidayete erdirmiş olurdu. İnkâr edenler, Allah'ın va'di gelinceye kadar, yaptıkları dolayısıyla ya başlarına çetin bir bela çatacak veya yurtlarının yakınına inecek. Şüphesiz Allah, verdiği sözden dönmez. (Veya miadını şaşırmaz.) (13/31)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;" align="center"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:130%;color:#800000;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=""&gt;KURAN BİR ÖĞÜTLE HATIRLATMADIR&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="text-align: justify; line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style=""&gt;Biz onların neler söylediklerini daha iyi biliriz. Sen onların üzerinde bir zorba değilsin; şu halde, Benim kesin tehdidimden korkanlara &lt;strong&gt;Kur'an ile öğüt ver&lt;/strong&gt;. (Kaf Suresi, 45)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style=""&gt;Andolsun &lt;strong&gt;Biz Kur'an'ı zikr (öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı?&lt;/strong&gt; (Kamer Suresi, 17)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div style="line-height: 150%;" align="center"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:130%;color:#800000;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=""&gt;KURAN’DA &lt;span style="text-transform: uppercase;"&gt;Allah&lt;/span&gt; HER ÖRNEĞİ AÇIKLAMIŞTIR&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style=""&gt;Yeryüzünde hiçbir canlı ve iki kanadıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki, sizin gibi ümmetler olmasın. &lt;strong&gt;Biz kitapta hiçbir şeyi noksan bırakmadık,&lt;/strong&gt; sonra onlar Rablerine toplanacaklardır. (Enam Suresi, 38)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style=""&gt;Andolsun, &lt;strong&gt;bu Kur'an'da insanlar için Biz her örnekten çeşitli açıklamalarda bulunduk&lt;/strong&gt;. İnsan, herşeyden çok tartışmacıdır. (Kehf Suresi, 54)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style=""&gt;Andolsun, &lt;strong&gt;Biz bu Kur'an'da insanlar için her örneği gösterdik&lt;/strong&gt;. Şüphesiz, sen onlara bir ayetle geldiğin zaman, o inkar edenler, mutlaka: "Siz ancak muptil olanlardan başkası değilsiniz" derler. (Rum Suresi, 58)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=""&gt;Onların sana getirdikleri hiçbir örnek yoktur ki, Biz (ona karşı) sana hakkı ve en güzel açıklama tarzını getirmiş olmayalım. &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style=""&gt;(Furkan Suresi, 33)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;u&gt;&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style=""&gt;Andolsun, &lt;strong&gt;Biz bu Kur'an'da, belki öğüt alıp-düşünürler diye, insanlar için her bir örnekten verdik. &lt;/strong&gt;(Zümer Suresi, 27)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style=""&gt;Andolsun, &lt;strong&gt;Biz bu Kur'an'da çeşitli açıklamalar yaptık, öğüt alıp-düşünsünler diye.&lt;/strong&gt; Oysa bu, onların daha uzaklaşmalarından başkasını arttırmıyor. (İsra Suresi, 41)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style=""&gt;Bilgisizler, dediler ki: "Allah bizimle konuşmalı veya bize de bir ayet gelmeli değil miydi?" Onlardan öncekiler de onların bu söylediklerinin benzerini söylemişlerdi. Kalpleri birbirine benzedi. &lt;strong&gt;Biz, kesin bilgiyle inanan bir topluluğa ayetleri apaçık gösterdik.&lt;/strong&gt; (Bakara Suresi, 118)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style=""&gt;Elif, Lam, Ra. &lt;u&gt;(&lt;/u&gt;Bu,) &lt;strong&gt;Ayetleri muhkem kılınmış, sonra hüküm ve hikmet sahibi ve herşeyden haberdar olan (Allah) tarafından birer birer (bölüm bölüm) açıklanmış bir Kitap'tır&lt;/strong&gt;... (Hud Suresi, 1)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style=""&gt;Andolsun, onların kıssalarında temiz akıl sahipleri için ibretler vardır. &lt;strong&gt;(Bu Kur'an)&lt;/strong&gt; düzüp uydurulacak bir söz değildir, ancak kendinden öncekilerin doğrulayıcısı, &lt;strong&gt;herşeyin 'çeşitli biçimlerde açıklaması'&lt;/strong&gt; ve iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve rahmettir. (Yusuf Suresi, 111)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;" align="center"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:130%;color:#800000;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=""&gt;KURAN &lt;span style="text-transform: uppercase;"&gt;Allah’I&lt;/span&gt;N KORUMASI ALTINDADIR, DEĞİŞTİRİLEMEZ&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=""&gt;Rabbinin sözü, doğruluk bakımından da, adalet bakımından da tastamamdır. O'nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style=""&gt;O, işitendir, bilendir. (Enam Suresi, 115)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 150%;"&gt;Onlara ayetlerimiz apaçık belgeler olarak okunduğunda, Bizimle karşılaşmayı ummayanlar, derler ki: "Bundan başka bir Kur'an getir veya onu değiştir." De ki: &lt;/span&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 150%;"&gt;"Benim onu kendi nefsimin bir öngörmesi olarak değiştirmem benim için olacak şey değildir.&lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; line-height: 150%;"&gt; Ben, yalnızca bana vahyolunana uyarım. Eğer Rabbime isyan edersem, gerçekten ben, büyük günün azabından korkarım." (Yunus Suresi, 15)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=""&gt;Bu Kur'an, Allah'tan başkası tarafından yalan olarak uydurulmuş değildir&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style=""&gt;. Ancak bu önündekileri doğrulayan ve kitabı ayrıntılı olarak açıklayandır. Bunda hiç şüphe yoktur, alemlerin Rabbindendir. (Yunus Suresi, 37)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style=""&gt;Sana Rabbinin Kitab'ından vahyedileni oku. &lt;strong&gt;O'nun sözlerini değiştirici yoktur&lt;/strong&gt; ve O'nun dışında kesin olarak bir sığınacak (makam) bulamazsın. (Kehf Suresi, 27)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;" align="center"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:130%;color:#800000;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=""&gt;A&lt;span style="text-transform: uppercase;"&gt;llah’IN&lt;/span&gt; KURAN’I İNDİRMESİNİN BİR HİKMETİ DE İNSANLARI UYARIP-KORKUTMAKTIR&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=""&gt;Rablerine (götürülüp) toplanacaklarından korkanları onunla (Kur'an'la) uyarıp-korkut; &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style=""&gt;onlar için ondan başka ne velileri vardır ne şefaatçileri. Umulur ki korkup-sakınırlar. (Enam Suresi, 51)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style=""&gt;De ki: "Şahidlik bakımından hangi şey daha büyüktür?" De ki: "Allah benimle sizin aranızda şahiddir. &lt;strong&gt;Sizi -ve kime ulaşırsa- kendisiyle uyarmam için bana şu Kur'an vahyedildi... (Enam Suresi, 19)&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=""&gt;İşte bu (Kur'an) uyarılıp korkutulsunlar&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style=""&gt;, gerçekten O'nun yalnızca bir tek İlah olduğunu bilsinler ve temiz akıl sahipleri iyice öğüt alıp düşünsünler diye bir bildirip-duyurma (bir belağ)dır. (İbrahim Suresi, 52)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div align="center"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:130%;color:#800000;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=""&gt;KURAN’A İNANMAYAN İNSANLARIN KONUMU&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="text-align: justify; line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style=""&gt;Andolsun, sana çiftlerden yediyi ve &lt;strong&gt;büyük Kur'an'ı verdik&lt;/strong&gt;. Sakın onlardan bazılarını yararlandırdığımız şeylere gözünü dikme, onlara karşı hüzne kapılma, mü'minler için de (şefkat) kanatlarını ger. Ve de ki: "Şüphe yok, ben apaçık bir uyarıcıyım." Parça ayırıcılarına indirdiğimiz gibi, &lt;strong&gt;ki onlar Kur'anı parça-parça kıldılar.&lt;/strong&gt; (Hicr Suresi, 87-91)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style=""&gt;Ve elçi dedi ki: "&lt;strong&gt;Rabbim, gerçekten benim kavmim bu Kur'an'ı terkedilmiş (bir kitap) olarak bıraktılar&lt;/strong&gt;." (Furkan suresi, 30)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="text-align: justify; line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;span style=""&gt;O gün sen, her ümmeti diz üstü çökmüş (veya toplanmış) olarak görürsün. &lt;strong&gt;Her ümmet, kendi kitabına çağrılır&lt;/strong&gt;. "Bugün yaptıklarınızla karşılık göreceksiniz." (Casiye Suresi, 28)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;p style="line-height: 150%;"&gt;&lt;span style="font-family:Verdana;font-size:100%;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style=""&gt;Öyle olmasa Kur'an'ı iyiden iyiye düşünmezler miydi? &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;span style=""&gt;Yoksa birtakım kalpler üzerinde kilitler mi vurulmuş? (Muhammed Suresi, 24)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1958315219809297775-8457763205754001994?l=www.kurandanaciklamalar.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1958315219809297775/posts/default/8457763205754001994'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1958315219809297775/posts/default/8457763205754001994'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kurandanaciklamalar.com/2009/07/kuranda-her-turlu-bilgi-vardir.html' title='KURAN&apos;DA HER TÜRLÜ BİLGİ VARDIR'/><author><name>Furkan Samed</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01359044970969383296</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1958315219809297775.post-6632261403385709222</id><published>2009-04-10T11:44:00.000-07:00</published><updated>2009-04-10T11:45:55.482-07:00</updated><title type='text'>”KURAN AHLAKI İNSANLARA BÖYLE İYİ VE MÜKEMMEL BİR YAPI VAAD EDİYORSA,  NEDEN BU KADAR ÇOK KARŞITI VAR?”</title><content type='html'>&lt;p style="text-align: justify;"&gt;İnsanlar için en rahat, en ferah yaşam biçimi,  en mükemmel ahlaki ve sosyal model Kuran'da tarif edilir. Fakat dinin özü Allah'a karşı gönülden teslimiyete, O'nun emirlerine tam itaate, herşeyin Allah'ın iradesi ve kontrolünde olduğunun bilincinde bir yaşam sürdürmeye dayanır. İşte bu nedenle, İslam ahlakının getirdiği güzellikler, kolaylıklar, nimetler, sunduğu mükemmel hayat tarzı ne olursa olsun, kibir, büyüklenme, kendini beğenmişlik, kıskançlık gibi kişilik bozukluklarına sahip olanlar vicdanları kabul etse dahi, iman etmeye ve inananlarla birlikte olmaya yanaşmazlar. Onların bu durumu Kuran'da şöyle açıklanır:&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify; font-weight: bold;"&gt;Vicdanları kabul ettiği halde, zulüm ve büyüklenme dolayısıyla bunları inkar ettiler. Artık sen, bozguncuların nasıl bir sona uğratıldıklarına bir bak. (Neml Suresi, 14)&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify; font-weight: bold;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ona: "Allah'tan kork" denildiğinde, büyüklük gururu onu günaha sürükler, kuşatır. Böylesine cehennem yeter; ne kötü bir yataktır o. (Bakara Suresi, 206)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Kuran'da "müşrik" şeklinde tanımlanan bu çarpık psikolojideki kişilerin Allah'a ve Kuran ahlakını yaşamaya davet edildiklerinde nefretle dolduklarından bahsedilir:&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Onlara: "Rahman (olan Allah)a secde edin" denildiği zaman, "Rahman da neymiş? Biz senin bize emrettiğine mi secde edecek mişiz?" derler ve (bu) onların nefretini arttırır. (Furkan Suresi, 60)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;İnkarcıların Allah'ın ayetlerine, dolayısıyla İslam'a ve müminlere karşı kin ve nefretleri başka pek çok Kuran ayetinde şöyle bildirilir:&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify; font-weight: bold;"&gt;Allah, inkâr edenleri kin ve öfkeleriyle geri çevirdi, onlar hiçbir hayra varamadılar. Savaşta Allah (yardımcı ve zafer nasib edici olarak) mü'minlere yetti. Allah çok güçlüdür, üstün ve galib olandır. (Ahzab Suresi, 25)&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify; font-weight: bold;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sadece Allah anıldığı zaman, ahirete inanmayanların kalbi öfkeyle kabarır. Oysa O'ndan başkaları anıldığında hemen sevince kapılırlar. (Zümer Suresi, 45)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;          &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;İnkar edenlerin kibir ve büyüklenmelerinden doğan bu kin ve nefretleri, müminlere karşı ebedi bir düşmanlık şeklindedir. Karşılarında tek bir gerçek mümin görmekten bile huzursuz olan bu kimseler inananları yollarından saptırmaya, kendi cahiliye sistemlerine döndürmeye çalışırlar. İman edenlerin kötü duruma düşmelerini, başlarına zorluk ve sıkıntı gelmesini, yok olup gitmelerini arzu ederler. Kuran'da onların bu çabalarından şöyle söz edilmektedir:&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ey iman edenler, sizden olmayanları sırdaş edinmeyin. Onlar size kötülük ve zarar vermeye çalışıyor, size zorlu bir sıkıntı verecek şeyden hoşlanırlar. Buğz (ve düşmanlıkları) ağızlarından dışa vurmuştur, sinelerinin gizli tuttukları ise, daha büyüktür. Size ayetlerimizi açıkladık; belki akıl erdirirsiniz. (Al-i İmran Suresi, 118)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify; font-weight: bold;"&gt;Size bir iyilik dokununca tasalanırlar, size bir kötülük isabet ettiğindeyse buna sevinirler. Eğer siz sabreder ve sakınırsanız, onların 'hileli düzenleri' size hiçbir zarar veremez. Şüphesiz, Allah, yapmakta olduklarını kuşatandır. (Al-i İmran Suresi, 120)&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify; font-weight: bold;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Eğer sizi ele geçirecek olurlarsa, size düşman kesilirler, ellerini ve dillerini kötülükle size uzatırlar. Onlar sizin inkâr etmenizi içten arzu etmişlerdir. (Mümtehine Suresi, 2)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Kuran ahlakının yaşanmasıyla ortaya çıkan modelden birtakım çıkar çevrelerinin rahatsız oldukları kuşku götürmez bir gerçektir. O güne kadar, hırsızlığı, tefeciliği, fakir ve mazlum halkı sömürmeyi kendilerine menfaat kapısı edinmiş olanlar; çeşitli makam ve mevkileri ehil olmadıkları halde kendi çıkarları doğrultusunda işgal ve istismar edenler; fuhuş ve ahlaksızlığı yaşam biçimi ya da geçim şekli haline getirmiş olanlar; birtakım çarpık ideolojilerin piyonluğunu yapanlar, elbette ki İslam'ın getirdiği sosyal adalete, dürüstlüğe, hakka ve eşitliğe dayalı yaşamı kabullenmek istemezler. Böyle bir ahlaki modelin yayılmasını ve gelişmesini engellemek, hatta onu yok etmek için her türlü yola başvurabilirler.&lt;br /&gt;         &lt;br /&gt;Bu saydıklarımız dışında, daha önce söz ettiğimiz münafıkların bir kısmı, müminlere karşı inkar edenleri kışkırtmak, onlar hakkında bilgi toplamak, onların arasını açmak için başlangıçta inanan topluluğun arasına girerler. Fitne çıkarmak, dinin hükümlerini saptırmak için çaba gösterirler:&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İnsanlardan öyleleri vardır ki: "Biz Allah'a ve ahiret gününe iman ettik" derler; oysa inanmış değillerdir. (Sözde) Allah'ı ve iman edenleri aldatırlar. Oysa onlar, yalnızca kendilerini aldatıyorlar ve şuurunda değiller. Kalplerinde hastalık vardır. Allah da hastalıklarını artırmıştır. Yalan söylemekte olduklarından dolayı, onlar için acı bir azab vardır. Kendilerine: "Yeryüzünde fesat çıkarmayın" denildiğinde: "Biz sadece ıslah edicileriz" derler. Bilin ki; gerçekten, asıl fesatçılar bunlardır, ama şuurunda değildirler. (Bakara Suresi, 8-12)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Münafıklar, inkarcılarla işbirliği yaparak, sinsi bir şekilde mücadelelerine devam ederler. Kuran'ın pek çok ayetinde bunların karakter ve kişilik yapıları, bakış, konuşma ve davranış bozukluklarına varıncaya kadar tarif edilmektedir. Haklarında Münafikun Suresi indirilmiştir. Bu surede, münafıkların gerçekten müminlere düşman bir topluluk oldukları bildirilir:&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Onlar düşmandırlar, bu yüzden  onlardan kaçınıp-sakının. Allah onları kahretsin; nasıl da çevriliyorlar.  (Münafikun Suresi, 4)&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;Bunlar, Allah'ın günden güne müminlere nimetlerini yaymasını, güç ve imkanlarını, heybetlerini, güzelliklerini artırmasını haset içinde izleyen, inananların kalitelerini, toplum içindeki saygınlıklarını kıskanan, aşağılık kompleksi içindeki insanlardır. Bu yüzden müminlere içten içe kin ve nefret duyarlar, bir yandan da onlardan korkarlar. Kuran'da münafık karakterinin bazı detayları şöyle tarif edilir:&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify; font-weight: bold;"&gt;... Siz Kitabın tümüne inanırsınız, onlar sizinle karşılaştıklarında "inandık" derler, kendi başlarına kaldıklarında ise, size olan kin ve öfkelerinden dolayı parmak uçlarını ısırırlar. De ki: "Kin ve öfkenizle ölün." Şüphesiz Allah, sinelerin özünde saklı duranı bilendir. (Al-i İmran Suresi, 119)&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify; font-weight: bold;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Gerçekten sizden olduklarına dair Allah adına yemin ederler. Oysa onlar sizden değildirler. Ancak onlar ödleri kopan bir topluluktur. (Tevbe Suresi, 56)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Kuran'da mümin topluluğuna ve en başta da peygamberlere karşı her dönemde bir karşı çıkma ve saldırı olduğu belirtilir. Gerçek müminleri en başta küfrün ileri gelenleri teşhis eder. Örneğin Hz. Musa'yı ilk olarak Firavun, Hz. İbrahim'i Nemrud teşhis etmiştir. Bütün peygamberlerin hayatı küfre ve onun önde gelenlerine karşı mücadele etmekle geçmiştir. Bu, Allah'ın bir kanunu olarak her devirde tekrarlanmıştır.&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İşte böyle; Biz, her peygambere suçlu-günahkarlardan bir düşman kıldık. Yol gösterici ve yardımcı olarak Rabbin yeter. (Furkan Suresi, 31)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Dolayısıyla bir mümin topluluğunun düşmanlarının olması, Kuran'a göre onların samimiyetinin ve doğru yolda olduklarının en kuvvetli delillerindendir.&lt;br /&gt;         &lt;br /&gt;Bu arada unutulmaması gereken bir nokta da, Kuran'a ve Kuran ahlakını yaşayan insanlara karşı düşmanlık yapanların da bizzat Allah'ın kontrolü altında bu eylemlerini gerçekleştirdikleridir. Allah'ın izni olmadan hiç kimsenin böyle bir şeye kalkışmaya gücü yetmez.&lt;br /&gt;         &lt;br /&gt;Ancak Allah, müminlerin sabrını ve tevekkülünü sınamak, onları Kendi Katında derecelerle yükseltmek, yardımının sürekli müminlerin yanında olduğunu ve imanın küfür üzerindeki üstünlüğünü göstermek, müminlerin şan ve şereflerini artırmak, inkarcıları hor ve aşağılık hale sokmak, ikiyüzlü münafıkların gerçek yüzlerini, kalplerinde hastalık olanların hastalıklarını ortaya çıkarmak gibi çeşitli hikmetlere yönelik olarak, her devirde inananlar ile inkar edenler arasında çeşitli mücadele ortamları yaratmaktadır. Ve her ne durumda olursa olsun, Allah, desteğinin "gerçekten" iman edenlerle birlikte olduğunu ve onların her zaman üstün geleceklerini vaat etmiştir.&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Kuran'da belirtilen mümin vasıflarını üzerlerinde taşıdıkları sürece. Allah müminlerin mutlaka üstün durumda olacağını Kuran'daki birçok ayette bildirir. Bu ayetlerden bazılarına şöyle örnek verebiliriz:&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify; font-weight: bold;"&gt;Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer  (gerçekten) iman etmişseniz en üstün olan sizlersiniz. (Al-i İmran Suresi, 139)&lt;br /&gt;  "... Allah, kafirlere  mü'minlerin aleyhinde kesinlikle yol vermez." (Nisa Suresi, 141)&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify; font-weight: bold;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify; font-weight: bold;"&gt;Kim Allah'ı, Resûlü'nü ve iman edenleri dost (veli) edinirse, hiç şüphe yok, galip gelecek olanlar, Allah'ın taraftarlarıdır. (Maide Suresi, 56)&lt;br /&gt;  &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify; font-weight: bold;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify; font-weight: bold;"&gt;"Andolsun, (peygamber olarak) gönderilen kullarımıza (şu) sözümüz geçmiştir: Gerçekten onlar, muhakkak nusret (yardım ve zafer) bulacaklardır. Ve hiç şüphesiz; Bizim ordularımız, üstün gelecek olanlar onlardır. (Saffat Suresi, 171-173)&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Allah yazmıştır: "Andolsun, Ben galip geleceğim ve elçilerim de." Gerçekten Allah, en büyük kuvvet sahibidir, güçlü ve üstün olandır. (Mücadele Suresi, 21) "&lt;/span&gt;&lt;strong style="font-weight: bold;"&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1958315219809297775-6632261403385709222?l=www.kurandanaciklamalar.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1958315219809297775/posts/default/6632261403385709222'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1958315219809297775/posts/default/6632261403385709222'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kurandanaciklamalar.com/2009/04/kuran-ahlaki-insanlara-boyle-iyi-ve.html' title='”KURAN AHLAKI İNSANLARA BÖYLE İYİ VE MÜKEMMEL BİR YAPI VAAD EDİYORSA,  NEDEN BU KADAR ÇOK KARŞITI VAR?”'/><author><name>Furkan Samed</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01359044970969383296</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1958315219809297775.post-3415309259665218227</id><published>2009-04-10T11:43:00.000-07:00</published><updated>2009-04-10T11:44:03.823-07:00</updated><title type='text'>”DİN HAYATIN SADECE BİR PARÇASI. NEDEN HAYATIN HER ALANINDA KURAN AHLAKININ YAŞANMASI GEREKİR?”</title><content type='html'>&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Din ahlakı hayatın bir parçasını değil, tümünü ele alan ve düzenleyen bir sistemdir. Tabii burada "din" sözcüğünden kastettiğimiz hak olan İslam dinidir.&lt;br /&gt;  &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;"Din hayatın sadece bir parçasıdır", "kendini tamamen dine vermek fanatizmdir" gibi safsataların İslam diniyle en ufak bir bağlantısı yoktur. Müslüman, 24 saatini Allah'ın razı olacağı şekilde geçirir. Sabah yataktan kalktığında, yemek yerken, işyerinde çalışırken, okula giderken, ticaretle uğraşırken, alışveriş yaparken Allah'ın emrettiği Kuran ahlakına uyar. Allah'ın hoşnut olmayacağın düşündüğü bir tavırda bulunmaktan şiddetle kaçınır. İslam ahlakı hayatının sadece bir kısmını değil, tam tersine tümünü, hatta daha da ötesini kapsar.&lt;br /&gt;         &lt;br /&gt;Bunun aksini savunmak Kuran'ın bir kısmını kabul edip, bir kısmını kabul etmemek anlamına gelir. Kuran'ın bir kısmını kabul etmemek ise kuşkusuz tümünü inkar etmek demektir:&lt;br /&gt;          &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;...Yoksa siz, Kitabın bir bölümüne inanıp da bir bölümünü inkâr mı ediyorsunuz? Artık sizden böyle yapanların dünya hayatındaki cezası aşağılık olmaktan başka değildir; kıyamet gününde de azabın en şiddetli olanına uğratılacaklardır. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir. &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;          &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;İşte bunlar, ahireti verip dünya hayatını satın alanlardır; bundan dolayı azabları hafifletilmez ve kendilerine yardım edilmez. (Bakara Suresi, 85-86)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Kuran'da tarif edilen din ahlakı, hiçbir şüphe ve kuruntuya yer vermeden tam bir teslimiyetle Allah'a inanıp bağlanmak, O'nun emir ve yasaklarına harfi harfine itaat etmek esaslarına dayanır.&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Müminlerin  bu özellikleri Kuran'ın birçok ayetinde tarif edilmiştir. Bu ayetlerden  bazılarında şöyle buyrulmaktadır:&lt;br /&gt;          &lt;strong&gt;Mü'min olanlar, ancak o kimselerdir ki, onlar, Allah'a ve Resûlü'ne iman ettiler, sonra hiçbir kuşkuya kapılmadan Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cehd ettiler (çaba harcadılar). İşte onlar, sadık (doğru) olanların ta kendileridir. (Hucurat Suresi, 15)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;          &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;De ki: "Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, dirimim ve  ölümüm alemlerin Rabbi olan Allah'ındır." (Enam Suresi, 162)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;          &lt;strong&gt;(Öyle) Adamlar ki, ne ticaret, ne alış-veriş onları Allah'ı zikretmekten, dosdoğru namazı kılmaktan ve zekatı vermekten 'tutkuya kaptırıp alıkoymaz'; onlar, kalplerin ve gözlerin inkılaba uğrayacağı (dehşetten allak bullak olacağı) günden korkarlar. (Nur Suresi, 37)&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Bu ayetlerden de anlaşıldığı gibi, mümin gerçekten de kendisini Allah'a adamış insandır. Hayatının her anında Allah'ın rızasını kazanmayı kendine tek hedef edinmiş, Allah'ın yarattığı olaylardaki hikmetleri arayan, ahireti düşünen bir kişidir. Kuran'da müminler şöyle tarif edilir:&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;          &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;Onlar ayakta iken otururken yan yatarken Allah'ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki:) Rabbimiz Sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek Yücesin bizi ateşin azabından koru." (Al-i İmran Suresi, 191)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;          &lt;strong&gt;Gerçekten Biz onları katıksızca (ahiretteki asıl) yurdu  düşünüp-anan ihlas sahipleri kıldık. (Sad Suresi, 46)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;İnancı olmayan bir insan için böyle bir ahlak elbette akıl erdirilecek bir durum değildir. Kendi materyalist dünya görüşüne göre, ölüm bir yok oluştur ve dolayısıyla elinden geldiği kadar dünyanın tadını çıkartması gerekir. Bu çarpık bakış açısına sahip bir kişi için dünyadan olabilecek en fazla ölçülerde faydalanamadığı her an kendisi için bir kayıptır.&lt;br /&gt;         &lt;br /&gt;Ancak bizim bu yazıda asıl olarak üzerinde durduğumuz kişiler, kendini inanan bir kişi olarak tanıtıp, eline fırsat geçtikçe çevresine İslam diniyle ilgisi olmayan sapkın düşünceleri empoze etmeye çalışan kişilerdir. Böyle kişiler "Dinin hayatın yalnızca bir parçası", hem de oldukça "küçük" bir parçası olduğu safsatasını insanlara empoze etmek isterler. "Çağdaş", "modern", "aydın" gibi süslü kavramlar altında sapkın düşüncelerini etraflarına yayarlar. Allah müminleri, bu tip insanların ikiyüzlü yalanlarına karşı şöyle uyarır:&lt;br /&gt;          &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;İnsanlardan öylesi vardır ki, dünya hayatına ilişkin sözleri senin hoşuna gider ve kalbindekine rağmen Allah'ı şahit getirir; oysa o azılı bir düşmandır. (Bakara Suresi, 204)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Konumuzun başlığı olan soruyu soran kişi de, kendisinin dinsiz ya da ateist olarak gösterilmesine son derece kızan, yeri gelince "Elhamdülillah Müslümanız" sözünü sık sık kullanan, az önce bahsettiğimiz zihniyeti temsil eder. Yaşam felsefesi; "din vardır ve gereklidir", "Müslümanlık çok güzel bir şey, fakat herşeyi kararında yapmak lazım", "dinin fazla derinliğine inmemek lazım, yoksa aklını yitirirsin" gibi tamamen boş, amaçsız ve cahilce laflardan oluşan bir dünya görüşüdür. Bu tarz kişilere gerçek Kuran ahlakından bahsedildiğinde işlerine gelmediği için hiç işitmemiş gibi kibirli tavırlar sergilerler. Allah bu kişilerin durumunu şöyle açıklar:&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;İnsanlardan öyleleri vardır ki, bilgisizce Allah'ın yolundan saptırmak ve onu bir eğlence konusu edinmek için sözün 'boş ve amaçsız olanını' satın alırlar. İşte onlar için aşağılatıcı bir azab vardır.&lt;br /&gt;          &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;Ona ayetlerimiz okunduğunda, sanki işitmiyormuş ve kulaklarında bir ağırlık varmış gibi, büyüklük taslayarak (müstekbirce) sırtını çevirir. Artık sen ona acı bir azap ile müjde ver. (Lokman Suresi, 6-7)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Toplumun geneline ters düşmemek, tepki almamak, bu arada etrafındakileri de kendine benzetmek amacıyla kendine Müslüman kimliği verip de yukarıdaki gibi Müslümanlıkla hiçbir ilgisi olmayan ve aslında bunu kendisi de bilen, çarpık bir zihniyete sahip bu tarz kişiler Kuran'da "münafıklar" olarak isimlendirilirler.&lt;br /&gt;         &lt;br /&gt;Münafıklar, gerçekten iman etmedikleri halde, "inandık" diyerek çeşitli dünyevi çıkarlarını korumaya çalışır; ayrıca insanlara da böyle sapkın bir zihniyeti aşılayarak, onları İslam'ın özünden, Kuran'dan uzaklaştırmaya çalışırlar. Böylece etraflarında vicdanlarını rahatsız edecek, samimi inanca sahip kişilerin kalmaması için uğraşırlar. Allah bu kişileri inananlara Kuran'da şöyle tanıtmaktadır:&lt;br /&gt;          &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;İnsanlardan öyleleri vardır ki: "Biz Allah'a ve ahiret gününe  iman ettik" derler; oysa inanmış değillerdir.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;          &lt;strong&gt;(Sözde) Allah'ı ve iman edenleri aldatırlar. Oysa onlar, yalnızca  kendilerini aldatıyorlar ve şuurunda değiller.&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;          &lt;strong&gt;Kalplerinde hastalık vardır. Allah da hastalıklarını arttırmıştır. Yalan söylemekte olduklarından dolayı, onlar için acı bir azab vardır. &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;          &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;Kendilerine: "Yeryüzünde fesat çıkarmayın" denildiğinde: "Biz sadece ıslah edicileriz" derler. Bilin ki; gerçekten, asıl fesatçılar bunlardır, ama şuurunda değildirler. (Bakara Suresi, 8-12)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Bunların batıl dinleri Allah'ı değil, kendi çıkar, istek ve tutkularını ilah edinmeye ve bunlara hizmet etmeye dayalıdır. Kuran'da bu durum şöyle tarif edilir:&lt;br /&gt;          &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;Kendi istek ve tutkularını (hevasını) ilah edineni gördün mü? Şimdi ona karşı sen mi vekil olacaksın? Yoksa sen, onların çoğunu (söz) işitir ya da aklını kullanır mı sayıyorsun? &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;          &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;Onlar ancak hayvanlar gibidirler; hayır, onlar yol bakımından daha  şaşkın (ve aşağı) dırlar. (Furkan Suresi, 43-44)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Münafıkların, inanmadıkları halde "inandık" diyerek Allah'ı ve müminleri aldatabileceklerini sanmaları, müminlere zarar vermeye ve Allah'ın bildirdiği doğru yoldan saptırmaya çalışmaları elbette karşılıksız kalmayacaktır.&lt;br /&gt;         &lt;br /&gt;Kuran'da münafıkların "Allah ve din adına" yalan söylemeleri, ikiyüzlülükleri, samimiyetsizlikleri, sahtekarlıkları, içten pazarlıklı olmaları dolayısıyla, diğer inkarcılardan, dinsizlerden, ateistlerden daha büyük bir azapla karşılaşacakları haber verilmiştir:&lt;br /&gt;          &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;Gerçekten münafıklar, ateşin en alçak tabakasındadırlar. Onlara  bir yardımcı bulamazsın. (Nisa Suresi, 145)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bir de gerçekten etrafında bulunan bazı münafık karakterli kişilerin kendisine anlattıklarının etkisinde kalmış, "hem bu dünyayı hem de ahireti idare etme" gibi bir zihniyete kapılmış kimseler vardır. Onların durumu ise Kuran'da şöyle açıklanır:&lt;br /&gt;          &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;İnsanlardan kimi Allah'a bir ucundan ibadet eder, eğer kendisine bir hayır dokunursa bununla tatmin bulur ve eğer kendisine bir fitne isabet edecek olursa yüzü üstü dönüverir. O dünyayı kaybetmiştir, ahireti de. İşte bu apaçık bir kayıptır. (Hac Suresi, 11)&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1958315219809297775-3415309259665218227?l=www.kurandanaciklamalar.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1958315219809297775/posts/default/3415309259665218227'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1958315219809297775/posts/default/3415309259665218227'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kurandanaciklamalar.com/2009/04/din-hayatin-sadece-bir-parcasi-neden.html' title='”DİN HAYATIN SADECE BİR PARÇASI. NEDEN HAYATIN HER ALANINDA KURAN AHLAKININ YAŞANMASI GEREKİR?”'/><author><name>Furkan Samed</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01359044970969383296</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1958315219809297775.post-5596376436272905297</id><published>2009-04-10T11:42:00.000-07:00</published><updated>2009-04-10T11:43:09.906-07:00</updated><title type='text'>“KURAN’IN İNDİRİLDİĞİ DÖNEMLE BU DÖNEM ÇOK FARKLI. KURAN AYETLERİ BU ASRA CEVAP VEREBİLİR Mİ?”</title><content type='html'>&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Akılsız bazı kimseler Kuran'ın 1400 yıl önceki Arap toplumuna hitap ettiği ve bugünün toplumları için geçerli olamayacağı yönünde iddialarını sık sık tekrarlarlar. Bu kişilere göre Kuran ya tamamen bir kenara bırakılmalı ya da kendilerince "sakıncalı" buldukları bazı bölümleri değiştirilmelidir.&lt;br /&gt;          &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Öncelikle bu kişilere şu sorular sorulmalıdır: &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Onlar Kuran'ın Allah'ın insanlara indirdiği bir "yol gösterici" (Bakara Suresi, 2) &lt;/span&gt;olduğuna mı inanmaktadırlar? Bilinmelidir ki, Kuran'da ancak çok yakın zamanda keşfedilen birçok bilimsel gerçekle birlikte matematiksel ve tarihsel birçok mucize de yer almaktadır. O dönemde bilinmesi mümkün olmayan birçok bilimsel bulgunun Kuran ile tam bir uyum içinde olması şüphesiz Kuran'ın Allah'ın sözü olduğunun önemli delillerinden biridir. Tüm bu gerçeklere rağmen Kuran'dan şüphe duyanlarla ilgili olarak Allah şöyle buyurmaktadır:&lt;br /&gt;          &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;Eğer kulumuza indirdiğimiz (Kur'an)'dan şüphedeyseniz, bu durumda, siz de bunun benzeri bir sûre getirin. Ve eğer doğru sözlüyseniz, Allah'tan başka şahitlerinizi (kendilerine güvendiğiniz yardımcılarınızı) çağırın. Ama yapamazsanız -ki kesin olarak yapamayacaksınız- bu durumda kafirler için hazırlanmış ve yakıtı insanlar ile taşlar olan ateşten sakının. (Bakara Suresi, 23-24)&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;          &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;                  &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Nitekim Kuran'ın "insan yazması" olduğunu öne süren bir kimse Müslüman değildir. Ancak asıl ilginç olan, "Kuran bugünün ihtiyaçlarını karşılayamaz" diyen bazı kimselerin bir yandan da Müslüman olduklarını iddia ediyor olmalarıdır. Bu kişilerin gösterdikleri tavrın ise ancak iki açıklaması olabilir: Ya cahildirler ve Kuran hakkında hiçbir şey bilmiyorlardır ya da Müslüman olmadıklarını açıkça söylemekten çekinen birer sahtekardırlar.&lt;br /&gt;         &lt;br /&gt;Çünkü Kuran'ın hükümlerini bilen bir insanın böyle bir safsatayı savunması düşünülemez. Bu kişiler, Kuran'ın her döneme ve her topluma hitap eden, Allah'ın hak kitabı olduğunu fark edememiş durumdadırlar. Oysa Kuran'ı açık bir şuurla okuyan kişi görür ki, Kuran'da anlatılan kişi ve toplum özellikleri, bugün de dahil olmak üzere tarihin her döneminde mevcut olmuştur. Din ahlakından uzak toplumların içinde bulunduğu bütün yanlışlıklar, bozukluk ve sapkınlıklar Kuran'da anlatılır, o toplumların dine karşı gösterdiği tepkiler tarif edilir, karakter tahlilleri yapılır. Bu tarif ve tahliller de günümüz dünyasına tamamen uymakta, Kuran'ın her döneme hitap ettiğini bir kez daha teyid etmektedir. Kuran ahlakını uygulamak üzere okuyan ve elinden geldiğince uygulamaya başlayan bir kişi -ki o artık "mümin" olma yolundadır- gün geçtikçe Kuran'ın hayatın her anını nasıl kapsadığını, Kuran'a olan inancı artarak görecektir. Kuran'da inanan insanın karşılaşacağı olaylar, bunlara karşı nasıl tavır göstermesi gerektiği ayrıntılarıyla tarif edilmiş durumdadır.&lt;br /&gt;         &lt;br /&gt;          &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;İnkarcıların "toplum sürekli gelişmektedir, din ise durağandır" şeklindeki tutarsız ifadeleri de aslında Kuran'da teşhisi yapılan bir kavrayış eksikliğidir. Kuran'dan bildirildiğine göre, binlerce yıl önceki inkarcılar da, dini &lt;strong&gt;"... eskilerin masalları"&lt;/strong&gt; &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Nahl Suresi, 24)&lt;/span&gt; olarak yorumluyorlardı. Benzer şekilde dönemin inkarcıları Peygamberimiz (sav)'den Kuran'ın bazı kısımlarını değiştirmesini istemişlerdi:&lt;br /&gt;          &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;strong&gt;Onlara ayetlerimiz apaçık belgeler olarak okunduğunda, Bizimle karşılaşmayı ummayanlar, derler ki: "Bundan başka bir Kur'an getir veya onu değiştir." De ki: "Benim onu kendi nefsimin bir öngörmesi olarak değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben, yalnızca bana vahyolunana uyarım. Eğer Rabbime isyan edersem, gerçekten ben, büyük günün azabından korkarım." (Yunus Suresi, 15) &lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Ayetlerde sözü edilen ve "Kuran'ın değiştirilmesi"ni isteyen inkarcılar, Kuran'ın ilk indirildiği dönemde yaşayan kişilerdir. Bunların Kuran ayetlerine itirazlarının ardındaki neden, Kuran ahlakının yaşandığı ortamların kendi çıkarlarına aykırı düşüyor olmasıdır.&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Bugün de durum aynıdır. Kurulu cahiliye sisteminden çıkar sağlayanlar doğal olarak, İslam'ın getirdiği ahlak anlayışına ve yaşam tarzına karşıdırlar. Bunların ağzından sık sık "Kuran'ın bazı kısımlarının çağa uydurulması, reforme edilmesi" gibi sözler duyabilirsiniz. Aslında bununla yapmak istedikleri, Kuran'ı kendi cahiliye düzenlerine uydurmaya çalışmaktan başka bir şey değildir. &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         Oysa bu çaba boşunadır. Kuran'da haber verilen, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"Hiç şüphesiz, zikri (Kur'an'ı) Biz indirdik Biz; onun koruyucuları da gerçekten Biziz" (Hicr Suresi, 9)&lt;/span&gt; ayetinin hükmüne göre, Kuran'ın tek bir harfi bile değiştirilemeyecektir. Kuran Allah'ın insanlara olan mesajıdır, bundan sonra herhangi bir vahiy gelmeyecektir. Dolayısıyla bugün de, yüzlerce yıl sonra da insanların tek kurtuluş yolu Kuran'da bildirilmektedir.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1958315219809297775-5596376436272905297?l=www.kurandanaciklamalar.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1958315219809297775/posts/default/5596376436272905297'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1958315219809297775/posts/default/5596376436272905297'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kurandanaciklamalar.com/2009/04/kuranin-indirildigi-donemle-bu-donem.html' title='“KURAN’IN İNDİRİLDİĞİ DÖNEMLE BU DÖNEM ÇOK FARKLI. KURAN AYETLERİ BU ASRA CEVAP VEREBİLİR Mİ?”'/><author><name>Furkan Samed</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01359044970969383296</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1958315219809297775.post-8859686308758406614</id><published>2009-04-10T11:40:00.000-07:00</published><updated>2009-04-10T11:41:36.605-07:00</updated><title type='text'>"MÜSLÜMANLARIN ZENGİN, GÜÇLÜ VE GÖSTERİŞLİ OLMALARI İSLAM’IN GENEL MANTIĞIYLA ÇELİŞİR Mİ?”</title><content type='html'>&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Bazı çevrelerde fakirliği, az gelişmişliği, köylülüğü, ezikliği ya da yaygın deyimle dünyadan elini-eteğini çekmeyi Müslümanlığın simgesi olarak görmek adeta alışkanlık haline gelmiştir. Bunun tersine bir modelin dinle ilgisi olmadığı inancı oldukça yaygındır. Ancak bu doğru değildir ve diğer birçok konuda olduğu gibi, Kuran'dan uzak bir din anlayışının varlığından kaynaklanır. Dinin temel kaynağı olan Kuran, hiç okunup üzerinde düşünülmemiştir. Bu nedenle de kulaktan dolma hurafelerden oluşan bir din anlayışı gelişmiştir.&lt;br /&gt;         &lt;br /&gt;İslam'ın içine girmiş yanlış uygulamalar, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"... Rabbim gerçekten benim kavmim, bu Kur'an'ı terkedilmiş (bir kitap) olarak bıraktılar." (Furkan Suresi, 30) &lt;/span&gt;ayetiyle dikkat çekildiği gibi, Kuran'ın terk edilmesinden kaynaklanmaktadır. Oysa Kuran'a bakıldığında, İslam'ın kesinlikle böyle bir model öngörmediği rahatlıkla anlaşılır. Birçok peygambere büyük servet ve mülk verildiği ayetlerde yer alır. Bunların içinde Hz. Süleyman'ın eşi görülmemiş zenginliği ve ihtişamı asırlardır dillere destan olmuştur. Allah'ın birçok ayette kendisinden övgüyle bahsettiği ve örnek gösterdiği Hz. Süleyman, kuşkusuz Allah'ın rızası dışında bir amaca ve Allah'ın dini dışında bir yol göstericiye sahip değildi. Öyle ki, Hz. Süleyman Allah'ın kendisine verdiği söz konusu büyük mülke sahip olmadan önce şöyle dua etmişti:&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"Rabbim, beni bağışla ve benden sonra hiç kimseye nasib olmayan bir mülkü bana armağan et. Şüphesiz Sen, karşılıksız armağan edensin." (Sad Suresi, 35)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Eğer zengin olmayı dilemek Müslümanlar için kınanmış bir hareket olsaydı, Allah'ın birçok ayetiyle övdüğü bir peygamber bunun için dua etmezdi. Nitekim Kuran'da bildirildiği gibi Allah Hz. Süleyman'ın bu duasını kabul etmiştir. Ve Kuran'da Hz. Süleyman'dan sürekli övgüyle bahsedilmektedir:&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Biz Davud'a Süleyman'ı armağan  ettik. O, ne güzel kuldu. Çünkü o, (daima Allah'a) yönelip-dönen biriydi. (Sad  Suresi, 30)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;                        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;Hz. Süleyman bu konuda tek örnek değildir. Allah Hz. Süleyman'ın babası Hz.Davud'a da hükümdarlık verilmiş, onu güç ve iktidar sahibi bir peygamber kılmıştı. Aynı şekilde Allah, Hz. İbrahim ve ailesine de büyük bir mülk verdiğini bildirmiştir:&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt; &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yoksa onlar, Allah'ın Kendi fazlından insanlara verdiklerini mi kıskanıyorlar? Doğrusu Biz, İbrahim ailesine Kitabı ve hikmeti verdik; onlara büyük bir mülk de verdik. (Nisa Suresi, 54)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;          &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Dikkat edilirse üstteki  ayette Allah'ın bir lütuf olarak Müslümanlara verdiği zenginliği kıskanmak da  yerilmektedir.&lt;br /&gt;         &lt;br /&gt;          &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Allah'ın Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)'i de zenginleştirdiği Kuran'da şöyle  haber verilir: &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;           Bir yoksul iken seni bulup zengin  etmedi mi? (Duha Suresi, 8)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;          &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;İşte bu noktada müminlerin zenginlik anlayışı ile cahiliyedeki zenginlik anlayışının farkı ortaya çıkmaktadır. Müminler, mülkün Allah'tan geldiğinin ve mülkün asıl sahibinin de yine Allah olduğunun bilincindedirler. Oysa cahiliyedeki zenginlik anlayışı, malı sahiplenme içgüdüsü üzerine kuruludur ki, bu tüm mülkün sahibi olan Allah'a karşı bir isyandır. İki taraf arasındaki bu büyük fark, mülkün kullanılmasında da ortaya çıkar. Müminler mülkü Allah rızasına uygun olarak, hayırlı işler için harcarlar. Oysa cahiliyedeki mülk sahiplerinin temel özelliği &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"yeryüzünde bozgunculuk" (Kasas Suresi, 77)&lt;/span&gt; çıkarmalarıdır.&lt;br /&gt;         &lt;br /&gt;Zenginlik, ihtişam ve hakimiyet Allah'ın dilediği mümin kullarına armağan ettiği bir lütfudur. Önemli olan Allah'ın helal yoldan verdiği mal ve servete karşı gereken şükrü yaparak bunları yerli yerinde kullanmak, Allah'ın nimetini sürekli anmak ve bu sayede Allah'a yakınlaşmaya ve O'nun rızasını kazanmaya yollar aramaktır.&lt;br /&gt;         &lt;br /&gt;          Nitekim Hz. Süleyman'ın Kuran'da geçen ifadesi onun mal sevgisine yönelmesinin  amacını açıklamaktadır:&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;O (Süleyman) da demişti ki: "Gerçekten ben, mal sevgisini Rabbimi zikretmekten dolayı tercih ettim..." (Sad Suresi, 32)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;          &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Ancak, bu dünyanın bir imtihan yeri olduğunu da akıldan çıkarmamak gerekir. Çeşitli sıkıntılar ve zorluklar karşısında gösterilen sabır ve kararlılığın şiddeti insanın imanındaki derinliği belirler. Bu nedenle Allah, bu üstün özelliklerini ortaya çıkarmak ve onları Kendi Katında mükafatlandırmak için inananları değişik olay ve ortamlarla karşılaştırabilir. Allah müminlerin sabrını ve Kendisi'ne karşı olan güvenlerini, ölüm, korku ve açlık gibi çeşitli güçlüklerle olduğu gibi fakirlikle de deneyebilir. Fakat doğru olan, Müslümanın, bir yandan güzelce sabrederken, diğer yandan da Allah'ın nimetlerini artırması, genişletmesi, ferahlık vermesi için sürekli bir dua içinde bulunmasıdır. Ayrıca bunu yalnız kendi şahsı için değil, bütün müminler için istemesi ve Allah'ın adını yüceltmek için geniş imkanlar talep etmesi gerekir. Kuran'ın ruhuna en uygun olan davranış şekli de budur.&lt;br /&gt;         &lt;br /&gt; Bu arada mutlaka unutulmaması gereken bir nokta vardır: İslam'da insanlar zenginlik kıstasına göre değerlendirilmezler. Bir insanın fakir ya da zengin olması onun Allah Katındaki konumunu etkilemez. Önemli olan, sahip olduğu mülkü, ister çok az ister çok fazla olsun, Allah'ın rızasına uygun olarak harcayıp-harcamadığıdır. Müminin zengin olma talebinin ardında da, elde edeceği malları Allah'ın rızasına uygun olarak kullanabilmek isteği vardır. Bunun aksi bir tavır, yani "mal biriktirmek" müminler için söz konusu olamaz. Çünkü "mal biriktiren" kişilerin, "&lt;strong&gt;... Altını ve gümüşü biriktirip de Allah yolunda  harcamayanlar... Onlara acı bir azabı müjdele&lt;/strong&gt;"&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; (Tevbe Suresi, 34)&lt;/span&gt; hükmüne  girmesi söz konusudur.&lt;br /&gt;         &lt;br /&gt;İnananlar bu dünyada Allah'ın nimetlerinden yararlanıp zevk aldıkları gibi, kendilerine verilenleri Allah yolunda harcamaktan da çok büyük zevk alırlar. Bu gözle bakıldığında mal, mülk, servet ve bunlara sahip olmak için dua etmek samimi müminler için bir ibadet ve ecir kaynağıdır. Allah şükrü yapılan ve Allah yolunda sarf edilen malı artıracağını vaat etmektedir.&lt;br /&gt;         &lt;br /&gt;Aynı zamanda Kuran'a tabi olan gerçek bir mümin yeryüzünde Allah'ın kuludur; O'nu temsil eder. Bu nedenle de Allah, yeryüzünün gerçek sahiplerinin müminler olacağını bildirirken, bu nimete erişecek olanların sahip oldukları özellikleri Kuran'da şöyle belirtir:&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Allah, içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara va'detmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl 'güç ve iktidar sahibi' kıldıysa, onları da yeryüzünde 'güç ve iktidar sahibi' kılacak, kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir. Onlar, yalnızca Bana ibadet ederler ve Bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Kim bundan sonra inkâr ederse, işte onlar fasıktır. (Nur Suresi, 55) &lt;/span&gt;&lt;strong style="font-weight: bold;"&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1958315219809297775-8859686308758406614?l=www.kurandanaciklamalar.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1958315219809297775/posts/default/8859686308758406614'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1958315219809297775/posts/default/8859686308758406614'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kurandanaciklamalar.com/2009/04/muslumanlarin-zengin-guclu-ve.html' title='&quot;MÜSLÜMANLARIN ZENGİN, GÜÇLÜ VE GÖSTERİŞLİ OLMALARI İSLAM’IN GENEL MANTIĞIYLA ÇELİŞİR Mİ?”'/><author><name>Furkan Samed</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01359044970969383296</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1958315219809297775.post-884353717512297989</id><published>2009-04-10T11:38:00.001-07:00</published><updated>2009-04-10T11:38:58.948-07:00</updated><title type='text'>"İNSAN İSLAMİYETİ KABUL EDİP,YAŞAMAYA BAŞLADIĞINDA ESKİ ÇEVRESİYLE,DOSTLARIYLA BİRLİKTE BULUNAMAZ MI?”</title><content type='html'>&lt;p style="text-align: justify;"&gt;İnsan aynı anda iki zıt görüşü birden benimseyemez. İman ile imansızlık birbirine tam tamına zıt iki kavram olduğuna göre bir kişinin hem müminlerle hem de inkar edenlerle aynı fikir, düşünce ve duyguları paylaşması mümkün değildir.&lt;br /&gt;           &lt;br /&gt;İnsanlar arasındaki dostluk, arkadaşlık gibi ilişkilerin temelinde yatan unsur sevgidir. İman eden bir kişinin en önemli özelliği ise kalbindeki Allah sevgisidir. İnananların Allah'a olan güçlü sevgileri Kuran'da şöyle bir kıyasla haber verilmektedir:&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İnsanlar içinde, Allah'tan başkasını 'eş ve ortak' tutanlar vardır ki, onlar (bunları), Allah'ı sever gibi severler. İman edenlerin ise Allah'a olan sevgileri daha güçlüdür. O zulmedenler, azaba uğrayacakları zaman, muhakkak bütün kuvvetin tümüyle Allah'ın olduğunu ve Allah'ın vereceği azabın gerçekten şiddetli olduğunu bir bilselerdi. (Bakara Suresi, 165)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Allah'a karşı olan sevgi de, kuşkusuz yeryüzünde O'na kulluk eden, Allah'ın rızasını arayan müminlere yöneltilecektir. İşte bu yüzden, Allah'a ve Kuran'a inanan, İslam'ın özünü kavramış bir kimsenin iman edenler dışında herhangi bir kimseye sevgi duyması düşünülemez. Karşısındaki insan kendisinin gönülden inandığı, canından çok sevdiği, uğrunda malını ve canını feda ettiği, kendisine doğru yolu gösteren, ona nimetini yayan, onu cennetle ve sonsuz bir mükafatla müjdeleyen Rabbimiz'i tanımıyor ya da gereği gibi takdir edemiyorsa elbette bu sevgi oluşmaz. Müminle bu tip bir insan arasında herhangi bir sevgi bağı oluşamayacağına göre, gerçek bir dostluk da söz konusu olamaz. Kuran'da şöyle bildirilir:&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Allah'a ve ahiret gününe iman eden hiçbir kavim (topluluk) bulamazsın ki, Allah'a ve elçisine başkaldıran kimselerle bir sevgi (ve dostluk) bağı kurmuş olsunlar; bunlar, ister babaları, ister çocukları, ister kardeşleri, isterse kendi aşiretleri (soyları) olsun... (Mücadele Suresi, 22)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;                    &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Ancak herşeye rağmen, özellikle Kuran ahlakını yeni öğrenen bazı kişilerin eski cahiliye çevrelerine, arkadaşlarına karşı hala belli bir yakınlık ve sempati duyduğu durumlar olabilir. Ama Kuran'da, müminlerin yegane dostlarının Allah ve diğer müminlerden başkası olamayacağı belirtilmiştir:&lt;br /&gt;          &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sizin dostunuz (veliniz), ancak Allah, O'nun elçisi, rüku ediciler olarak namaz kılan ve zekatı veren mü'minlerdir. Kim Allah'ı, Resûlü'nü ve iman edenleri dost (veli) edinirse, hiç şüphe yok, galip gelecek olanlar Allah'ın taraftarlarıdır. (Maide Suresi, 55-56)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;          &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Allah bu ayetlerde yalnızca müminleri dost edinmenin, aynı zamanda Allah rızası için yapılan amellerin başarısının da anahtarı olduğuna işaret etmektedir. Aynı şekilde samimi olarak iman edenlerin birarada bulunmalarının, birbirlerine destek ve yardımcı olmalarının da başarının sırrı olduğuna dair birçok Kuran ayeti vardır. Ancak bunun tersine, Allah'ın Kuran'da belirttiği emir ve tavsiyelere uyulmaması halinde müminler için zor ve sıkıntılı durumların ortaya çıkacağını ve güçlerinin azalacağını da Allah Kuran'da bildirmektedir:&lt;br /&gt;          &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify; font-weight: bold;"&gt;İnkâr edenler birbirlerinin velileridir. Eğer siz bunu yapmazsanız (birbirinize yardım etmez ve dost olmazsanız) yeryüzünde bir fitne ve büyük bir bozgunculuk (fesat) olur. (Enfal Suresi, 73)&lt;br /&gt;          &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify; font-weight: bold;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin, çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider. Sabredin. Şüphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir. (Enfal Suresi, 46)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;          &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Kendisine gelen tüm bu bilgilere ve apaçık ayetlere rağmen, "ben iki tarafı da idare ederim, fark ettirmedikten sonra problem çıkmaz" gibi sahtekar düşünceler taşıyan ve bir yandan da, samimi bir görüntü altında, inanan kimselere yanaşıp "belki bir çıkar elde ederim" türünde hesaplar yapanların ikiyüzlülükleri mutlaka ortaya çıkacaktır:&lt;br /&gt;          &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yoksa siz, içinizden cehd edenleri (çaba harcayanları) ve Allah'tan ve Resûlü'nden ve mü'minlerden başka sır-dostu edinmeyenleri Allah 'bilip (ortaya) çıkarmadan' bırakılıvereceğinizi mi sandınız? Allah yaptıklarınızdan haberdardır. (Tevbe Suresi, 16)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;          &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Fakat Allah'ın sınırları korunduğu sürece, müminlerin çeşitli konularda (iş, ticaret, eğitim, akrabalık, komşuluk, vs. gibi) diğer insanlarla olan sosyal, ekonomik ve kültürel ilişkilerini devam ettirmelerinde herhangi bir sakınca yoktur. Allah Kuran'da bu konudaki ölçüyü şöyle belirlemektedir:&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify; font-weight: bold;"&gt;         Allah, sizinle din konusunda savaşmayan, sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkarmayanlara iyilik yapmanızdan ve onlara adaletli davranmanızdan sizi sakındırmaz. Çünkü Allah, adalet yapanları sever. (Mümtehine Suresi, 8) &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1958315219809297775-884353717512297989?l=www.kurandanaciklamalar.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1958315219809297775/posts/default/884353717512297989'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1958315219809297775/posts/default/884353717512297989'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kurandanaciklamalar.com/2009/04/insan-islamiyeti-kabul-edipyasamaya.html' title='&quot;İNSAN İSLAMİYETİ KABUL EDİP,YAŞAMAYA BAŞLADIĞINDA ESKİ ÇEVRESİYLE,DOSTLARIYLA BİRLİKTE BULUNAMAZ MI?”'/><author><name>Furkan Samed</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01359044970969383296</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1958315219809297775.post-4817157434828479539</id><published>2009-04-10T11:36:00.000-07:00</published><updated>2009-04-10T11:37:44.416-07:00</updated><title type='text'>“KURAN AHLAKINI BENİMSERSEM,BENDEN KARŞILIK OLARAK NE BEKLENİYOR?”</title><content type='html'>&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Bu soru, her ne kadar soranın aklına o anda gelmiş bir soru gibi görünse de, aslında binlerce yıldır cahiliye toplumunun üyelerinin kendilerine dini anlatan müminlere sordukları klasik bir sorudur.&lt;br /&gt;           &lt;br /&gt;Allah'ın dinini tebliğ edenlerin öncüleri elbette peygamberlerdir. Ve kuşkusuz peygamberler insanların en üstün ahlaklıları, en samimi ve içten olanlarıdır. Fakat buna rağmen onların bile, dini tebliğ etmelerine bazı insanlar tarafından şüpheyle bakılmış, bu çabalarının ardında hep bir menfaat ilişkisi aranmıştır. Peygamberler, Allah'ın kendilerine verdiği, "dine davet etme" sorumluluğunu yerine getirirken, sürekli olarak bu suçlamayla karşılaşmışlardır. Kuran'ın birçok ayetinde bu suçlamaya dikkat çekilir. Buna karşılık tüm peygamberlerin cevabı hep aynı olmuştur:&lt;br /&gt;          &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify; font-weight: bold;"&gt;(Nuh:) Eğer yüz çevirecek olursanız, ben sizden bir karşılık istemedim. Benim ecrim yalnızca Allah'a aittir. Ve ben Müslümanlardan olmakla emrolundum. (Yunus Suresi, 72)&lt;br /&gt;          &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify; font-weight: bold;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;(Hud, Salih, Şuayb:) Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; benim ücretim yalnızca alemlerin Rabbine aittir. (Şuara Suresi, 127)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;          &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Aynı durum, Allah'ın bir kanunu ve imtihanı olarak, Peygamber Efendimizin de başına gelmiş, makam, mevki, maddi güç ve zenginlik elde edebilmek, iktidar olmak amacıyla dini kullanmakla, hatta halkı gerçek dinlerinden kopararak, kendi etrafında kuvvet toplamaya çalışmakla itham edilmiştir. Buna karşılık ona da kendinden önceki elçilerin verdiği cevabı vermesi emredilmiştir:&lt;br /&gt;          &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify; font-weight: bold;"&gt;De ki: "Ben buna karşılık, Rabbine doğru bir yol tutmayı dileyen (insanlar olmanız) dışında sizden bir ücret istemiyorum." (Furkan Suresi, 57)&lt;br /&gt;          &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify; font-weight: bold;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify; font-weight: bold;"&gt;... De ki: "Ben buna karşı,  yakınlıkta sevgi dışında sizden bir ücret istemiyorum"... (Şura Suresi, 23)&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt; Ancak şurası unutulmamalıdır ki, dini anlatmak, yalnızca peygamberlere mahsus bir görev değildir. Her ne kadar, dini anlatmak zaman zaman halk arasında sadece peygamberlerin görevi olarak algılansa da, doğru yola çağırmak, iyiliği tavsiye edip, kötülükten sakındırmak, İslam'a ve Kuran'a davet etmek tüm müminler için farz kılınmıştır. Tebliğ, aynı namaz kılmak ya da oruç tutmak gibi yerine getirilmesi gereken bir ibadettir. Bu nedenle de Kuran'da, bu ibadet müminlerin temel vasıfları arasında sayılır:&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridirler. İyiliği emreder, kötülükten sakındırırlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler ve Allah'a ve Resulü'ne itaat ederler. İşte Allah'ın kendilerine rahmet edeceği bunlardır. Şüphesiz Allah üstün ve güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir. (Tevbe Suresi, 71)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Bir insana tebliğ yapılmasının ardındaki temel hedef ise, Allah'ın bu emrini yerine getirmek ve umulur ki, o insanın ahiretini kurtarabilmektir. Yoksa samimi Müslümanların hiç kimsenin malına, parasına, güzelliğine, imkanlarına ihtiyacı yoktur. İslam Allah'ın hak dinidir ve ona en güzel şekilde sahip çıkacak olan da yine Allah'tır. Allah dinini diğer dinlerden üstün kılacağını Kuran'da şöyle vaat etmiştir:&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Müşrikler istemese de O, dini (İslam'ı) bütün dinlere üstün kılmak için elçisini hidayetle ve hak dinle gönderen O'dur. (Tevbe Suresi, 33)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Müminin de anlattıklarına veya yaptığı fedakarlıklara bir karşılık ve ücret istemesi düşünülemez. Çünkü böyle bir hareket yapması zaten onun anlattıklarına ters düşen bir şeydir. Allah dinlerini menfaatlerine alet etmek isteyenleri Kuran'da şiddetle kınar:&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Allah'ın ayetlerine karşılık az bir değeri satın aldılar, böylece O'nun yolunu engellediler. Onların yaptıkları gerçekten ne kötüdür. (Tevbe Suresi, 9)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Oysa tüm diğer ibadetler gibi dini anlatma vazifesini de ancak Allah'ın rızasını kazanmak amacıyla yapan gerçek müminler için böyle basit bir maddi çıkar beklentisi söz konusu olamaz. Kuran'da müminlerin bu vasfı övgüyle belirtilir:&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;... Onlar Allah'ın ayetlerine karşılık olarak az bir değeri satın almazlar. İşte bunların Rableri Katında ecirleri vardır... (Al-i İmranSuresi, 199)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Allah  Kuran'da bu samimi kişilere tabi olunmasına şu şekilde dikkat çekmektedir:&lt;br /&gt;  &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify; font-weight: bold;"&gt;"Sizden  ücret istemeyenlere uyun, onlar hidayet bulmuş kimselerdir." (Yasin  Suresi, 21) " &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1958315219809297775-4817157434828479539?l=www.kurandanaciklamalar.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1958315219809297775/posts/default/4817157434828479539'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1958315219809297775/posts/default/4817157434828479539'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kurandanaciklamalar.com/2009/04/kuran-ahlakini-benimsersembenden.html' title='“KURAN AHLAKINI BENİMSERSEM,BENDEN KARŞILIK OLARAK NE BEKLENİYOR?”'/><author><name>Furkan Samed</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01359044970969383296</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1958315219809297775.post-6144957760890509240</id><published>2009-04-10T11:33:00.000-07:00</published><updated>2009-04-10T11:36:33.020-07:00</updated><title type='text'>”HERKES YANLIŞ DA,BİR TEK İNANANLAR MI DOĞRU”</title><content type='html'>&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Böyle bir soruyu soran kişi, büyük olasılıkla, dünyada birbirinden çok farklı ideolojiler, çok farklı dünya görüşleri ve yaşam tarzları olduğunu düşünmekte ve müminlerin tutturduğu yolun da bu binlerce farklı yoldan herhangi biri olduğunu sanmaktadır. Bu durumda, neden diğer tüm ideoloji ve sistemleri bir kenara bırakıp, müminlerin yolunu izlemesi gerektiğini anlayamamaktadır. Oysa bu bakış açısı çok büyük bir yanlış üzerine kuruludur.&lt;br /&gt;         &lt;br /&gt;Öncelikle şunu söylemek gerekir. Müminlerin izledikleri yol dışındaki tüm sistemler, ideolojiler, toplumsal düzenler, felsefeler ya da yaşama biçimleri, insanlar ya da insan toplulukları tarafından üretilmiştir. Bu ideoloji ve sistemlere bağlananlar ise, onları üreten insan ya da toplumların doğruyu bulabilme yeteneğine sahip olduklarını kabullenmektedir. Örneğin bir Marksist, Karl Marx'ın tüm dünyanın sırlarını çözmüş, ya da en azından çözülmesine yarayacak yolu açmış bir "dahi" olduğunu, Marx'ı izleyerek doğruyu bulabileceğine inanır. Toplumun tarih içinde oluşturduğu gelenekleri izlemenin, doğruyu bulmanın en iyi yöntemi olduğunu düşünenler de, söz konusu toplumun, daha doğrusu atalarının, bir "yol gösterici" olacak akıl, bilgi ve muhakeme gücüne sahip olduklarını düşünürler. Hangi sisteme ve ideolojiye bakarsanız bakın, mutlaka bir varlığın (bu insanın kendisi de olabilir) bir yol gösterici olarak kabul edildiğini görürsünüz.&lt;br /&gt;         &lt;br /&gt;Ancak bu sözde "yol göstericiler"in hiçbiri, insanı doğruya götürecek yeteneklere sahip olamazlar. Çünkü bu yol göstericileri oluşturan şey, sonuçta insan aklıdır. Ve insan aklı, son derece yetersiz, son derece eksik, son derece zayıf ve sınırlı bir yol göstericidir. İnsan, evrende var olan bilginin milyarda birine dahi ulaşamaz. Pek çok şeyi çözmeye gücü yetmez. Örneğin tarihin başından bu yana insanları en çok meşgul eden soruyu, ölümden sonra ne olduğu sorusunu -Allah'ın Kuran'da bildirdiği gerçekleri okumadan- çözecek yeteneği yoktur. İnsanlar bir toplum oluşturdukları zaman da yine insan aklının gücü artmaz. Evrendeki sonsuz bilgi karşısında ne kadar aklı toplarsanız toplayın, sonuç yine "sıfır"dır.&lt;br /&gt;         &lt;br /&gt;O halde insan aklının Allah'ın dilemesi dışında mutlak doğruyu bulabileceğini düşünmek, tamamen çürük bir varsayım, bir "zan"dır. Nitekim Kuran'da bu konu sık sık vurgulanır ve tüm inkarcıların ortak bir özelliği olarak "zanna uydukları" bildirilir:&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yeryüzünde olanların çoğunluğuna uyacak olursan, seni Allah'ın yolundan şaşırtıp-saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar ve onlar ancak zan ve tahminle yalan söylerler. (Enam Suresi, 116)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Örneğin hayatın yalnızca bu dünyada olduğunu ve ölümün de özel olarak var edilmeyip, madde ilişkilerinin tesadüfi bir sonucu olduğunu öne süren materyalistler, tam olarak bunu yapmakta yani zanda bulunmaktadırlar. (Ölümün son olduğunu iddia etmekte olanların hiçbiri ölüm sonrasını henüz görmemiştir). Kuran'da, bu tarz kişilerin durumu şöyle vurgulanır:&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Dediler ki: "(Bütün olup biten,) Bu dünya hayatımızdan başkası değildir, ölürüz ve diriliriz; bizi "kesintisi olmayan zaman' (dehrin akışın)dan başkası yıkıma (helake) uğratmıyor." Oysa onların bununla ilgili hiçbir bilgileri yoktur; yalnızca zannediyorlar." (Casiye Suresi, 24)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Cahiliye toplumunun başka üyeleri ise atalarının kendilerine miras bıraktıkları geleneklere körü körüne bağlanır, bu gelenekleri "yol gösterici" olarak kabul ederler. Bu gelenekler, daha çok kulaktan dolma bilgiler, adetler, topluca edinilmiş alışkanlıklar, körü körüne uyulan çeşitli kurallar, bilinçaltına işlenmiş telkinlerden oluşur. Bu sistemde akıl ve mantık pek fazla, hatta hiç kullanılmaz. Böyle bir toplumda hakim olan psikoloji "sürü psikolojisi"dir. İşte cahiliye toplumunun büyük çoğunluğunun tabi olduğu yaşam ve anlayış biçimi budur. Kuran'da, Allah'ın hükümlerine rağmen atalarına körü körüne uyanlara dikkat çekilir ve onların "sağır, dilsiz ve kör" durumda olduklarını ve akletme yeteneğinden yoksun bulundukları bildirilir:&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ne zaman onlara: "Allah'ın indirdiklerine uyun" denilse, onlar: "Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye (geleneğe) uyarız" derler. (Peki) Ya atalarının aklı bir şeye ermez ve doğru yolu da bulamamış idiyseler? İnkar edenlerin örneği bağırıp çağırmadan başka bir şey işitmeyip (duyduğu veya bağırdığı şeyin anlamını bilmeyen ve sürekli) haykıran (bir hayvan)ın örneği gibidir. Onlar, sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler; bundan dolayı akıl erdiremezler. (Bakara Suresi, 170-171)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Atalara uymak da, aynı ideologlara bağlanmak gibi "zanna uymak"tır ve insanı doğruya iletmez. Kuran'da, Allah'tan gelen bir kitap olmaksızın atalarına ısrarla bağlananların sapkın bir yolda oldukları şöyle haber verilir:&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yoksa Biz, bundan önce kendilerine bir kitap verdik de şimdi ona mı tutunuyorlar? Hayır; dediler ki: "Gerçekten atalarımızı bir ümmet üzerinde bulduk ve doğrusu biz onların izleri (eserleri) üstünde doğru olana (hidayete) yönelmiş (kimse)leriz." İşte böyle, senden önce de (herhangi) bir memlekete bir elçi göndermiş olmayalım, mutlaka onun 'refah içinde şımarıp azan önde gelenleri' (şöyle) demişlerdir: "Gerçekten biz, atalarımızı bir ümmet (din) üzerinde bulduk ve doğrusu biz, onların izlerine (eserlerine) uymuş kimseleriz." (O peygamberlerden her biri de şöyle) Demiştir: "Ben size atalarınızı üstünde bulduğunuz şeyden daha doğru olanını getirmiş olsam da mı?" Onlar da demişlerdi ki: "Doğrusu biz, kendisiyle gönderildiğiniz şeye kafir olanlarız." (Zuhruf Suresi, 21-24)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Dolayısıyla akıl sahibi bir insan; ne Karl Marx'ın, ne bir başka ideoloğun, ne atalarının, ne de "yeryüzünde olanların çoğunluğu"nun aklına güvenemez. Onun güvenebileceği tek yol gösterici, ancak tüm evrenin bilgisine ve daha da fazlasına sahip, sonsuz akıl, sonsuz güç sahibi olan Allah'tır. Nitekim Allah'ın Kuran'da en çok geçen sıfatlarından birisi "Rab"dır. Rab, "yol gösteren, eğiten, hüküm koyan" anlamına gelir.&lt;br /&gt;         &lt;br /&gt;Allah'tan başka varlıkları yol gösterici olarak tanımak ise, onları Rab edinmek, onları ilahlaştırmak demektir. Aciz varlıkları Allah'a "ortak koşmak" olarak tanımlanacak bu tavır, tam bir akılsızlıktır. Kuran'da, bu durumdaki insanlar şöyle tasvir edilir:&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ey insanlar, (size) bir örnek verildi; şimdi onu dinleyin. Sizin, Allah'ın dışında tapmakta olduklarınız -hepsi bunun için biraraya gelseler dahi- gerçekten bir sinek bile yaratamazlar. Eğer sinek onlardan bir şey kapacak olsa, bunu da ondan geri alamazlar. İsteyen de güçsüz, istenen de. (Hac Suresi, 73)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Ayette bildirildiği gibi, yol göstermesi istenen de, onu yol gösterici olarak kabul eden de, güçsüz, aciz birer insandır. Bir başka ayette aynı durum şöyle açıklanır:&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yardım görürler umuduyla, Allah'tan başka ilahlar edindiler. Onların (o ilahların) kendilerine yardım etmeye güçleri yetmez; oysa kendileri onlar için hazır bulundurulmuş askerlerdir. (Yasin Suresi, 74-75) &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Kuşkusuz böyle bir mantık, yani "zan" üzerine kurulu olan bir sistem, tamamen çarpık, batıl ve boş bir sistemdir. Buna karşılık, Kendisi'ne itaat edilmeye, Rab olarak tanınmaya layık olan yalnızca Allah'tır. Rabbimiz Yunus Suresi'nde şöyle buyurur:&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;De ki: "Sizin şirk koştuklarınızdan hakka ulaştırabilecek var mı?" De ki: "Hakka (doğruya) ulaştıracak Allah'tır. Öyleyse, hakka ulaştıran mı uyulmaya daha hak sahibidir, yoksa doğru yola ulaştırılmadıkça kendisi hidayete (doğru yola) ulaşmayan mı? Ne oluyor size? Nasıl hükmediyorsunuz?" (Yunus Suresi, 35)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;İşte tüm bu açıklamaların ardından, konunun başlığı olan soruya, "herkes yanlış, bir tek müminler mi doğru?" sorusuna cevap verebiliriz: Allah'a iman etmeyen, Allah'ın varlığını bilse de O'nun sonsuz kudretini takdir edemeyen, O'na teslim olmayan herkes kesinlikle yanlış yoldadır; bir tek Allah'tan korkan ve yalnızca O'nun rızasını arayanların yolu doğrudur.&lt;br /&gt;          &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;                  &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Çünkü bir tek müminler saf olarak Allah'tan gelmiş bir "yol gösterici"ye, yani Kuran'a uymaktadırlar. Bu nedenle Kuran, yeryüzündeki tek yol göstericidir. Ayetlerde bu gerçek şöyle haber verilir:&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Şüphesiz, bu Kur'an, en doğru yola iletir ve salih amellerde bulunan mü'minlere, onlar için gerçekten büyük bir ecir olduğunu müjde verir. (İsra Suresi, 9)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;... İnsanlar için hidayet olan ve doğru yolu ve (hak ile batılı birbirinden) ayıran apaçık belgeleri (kapsayan) Kuran onda indirilmiştir... (Bakara Suresi, 185)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;        &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         Kuşkusuz tüm bunları söylemekle, müminlerin hiç hata yapmayan insanlar oldukları kastedilmemektedir. Aksine, her insan mutlaka hata yapar. Ancak müminlerin bağlandıkları "yol gösterici"de, yani Kuran'da kesinlikle hiçbir hata, yanlışlık, eksiklik, çarpıklık yoktur. Müminlerin hatası ancak Kuran'a uymakta gösterdikleri eksiklerdir. Ancak onlar da hataları üzerinde ısrar etmez ve yanlışlıkları gördükleri anda düzeltirler. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1958315219809297775-6144957760890509240?l=www.kurandanaciklamalar.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1958315219809297775/posts/default/6144957760890509240'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1958315219809297775/posts/default/6144957760890509240'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kurandanaciklamalar.com/2009/04/herkes-yanlis-dabir-tek-inananlar-mi.html' title='”HERKES YANLIŞ DA,BİR TEK İNANANLAR MI DOĞRU”'/><author><name>Furkan Samed</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01359044970969383296</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1958315219809297775.post-6032057222663480404</id><published>2009-04-04T11:45:00.000-07:00</published><updated>2009-04-04T11:59:24.126-07:00</updated><title type='text'>KURAN'DA DİSİPLİN KAVRAMI</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;" class="style8"&gt;KURAN'A GÖRE LİDERSİZ BİR MÜSLÜMAN TOPLULUĞU  OLMAZ &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;            &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Ve onların içinden, sabrettikleri zaman emrimizle doğru yola iletip-yönelten önderler kıldık; onlar bizim ayetlerimize kesin bilgiyle inanıyorlardı. (Secde Suresi, 24)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani Rabbi, İbrahim'i birtakım kelimelerle denemişti. O da (istenenleri) tam olarak yerine getirmişti. (O zaman Allah İbrahim'e): "Seni şüphesiz insanlara imam kılacağım" dedi. (İbrahim) "Ya soyumdan olanlar?" deyince (Allah:) "Zalimler benim ahdime erişemez" dedi. (Bakara Suresi, 124)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve onları, kendi emrimizle hidayete yönelten önderler kıldık ve onlara hayrı kapsayan-fiilleri, namaz kılmayı ve zekat vermeyi vahyettik. Onlar bize ibadet edenlerdi. (Enbiya Suresi, 73)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ey Davud, gerçek şu ki, Biz seni yeryüzünde bir halife kıldık. Öyleyse insanlar arasında hak ile hükmet, istek ve tutkulara (hevaya) uyma; sonra seni Allah'ın yolundan saptırır. Şüphesiz Allah'ın yolundan sapanlara, hesap gününü unutmalarından dolayı şiddetli bir azab vardır." (Sad Suresi, 26) &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="style8"&gt;&lt;a name="tarafindan" id="tarafindan"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ELÇİ ALLAH TARAFINDAN  SEÇİLMİŞTİR &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Allah, murdar olanı, temiz olandan ayırd edinceye kadar mü'minleri, sizin kendisi üzerinde bulunduğunuz durumda bırakacak değildir. Allah sizi gayb üzerine muttali kılacak değildir. Ama Allah, elçilerinden dilediğini seçer. Öyleyse siz de Allah'a ve elçisine iman edin. Eğer iman eder ve sakınırsanız, sizin için büyük bir ecir vardır. (Al-i İmran Suresi, 179)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve onları, kendi emrimizle hidayete yönelten önderler kıldık ve onlara hayrı kapsayan-fiilleri, namaz kılmayı ve zekat vermeyi vahyettik. Onlar bize ibadet edenlerdi. (Enbiya Suresi, 73)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rabbin, dilediğini yaratır ve seçer; seçim onlara ait değildir. Allah, onların ortak koştuklarından münezzehtir, yücedir. (Kasas Suresi, 68)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey insanlar, şüphesiz elçi size Rabbinizden hakla geldi. Öyleyse iman edin, sizin için hayırlıdır. Eğer inkâra saparsanız, şüphesiz göklerde olanların ve yerde olanların tümü Allah'ındır. Allah bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. (Nisa Suresi, 170)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlara ne zaman bir ayet gelse, derler ki: "Allah'ın elçilerine verilenin bir benzeri bize de verilene kadar biz kesin olarak inanmayacağız." Allah, elçiliğini nereye vereceğini daha iyi bilir. Bu, suçlu-günahkarlara, kurdukları hileli-düzenleri nedeniyle şiddetli bir azab ve Allah katında bir küçüklük isabet edecektir. (En'am Suresi, 124)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlara peygamberleri dedi ki: "Allah size Talut'u (melik olarak) gönderdi." Onlar: "Biz hükümdarlığa, ona göre daha çok hak sahibiyken ve ona bir mal (servet) bolluğu verilmemişken, nasıl bizi (yönetmek üzere) hükümdarlık (mülk) onun olabilir?" dediler. O (şöyle) demişti: "Doğrusu Allah size onu seçti ve onun bilgi ve bedenî gücünü arttırdı. Allah, kime dilerse mülkünü verir; Allah (rahmeti ve gücü) geniş olandır, bilendir." (Bakara Suresi, 247) &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="style8"&gt;&lt;a name="500" id="500"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;KURAN'A DAYALI OLMAYAN LİDER SEÇİMİ ANCAK MAL,  SERVET VE ÜN ÜSTÜNLÜĞÜNE &lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;GÖRE  OLUR &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;     &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Onlara peygamberleri dedi ki: "Allah size Talut'u (melik olarak) gönderdi." Onlar: "Biz hükümdarlığa, ona göre daha çok hak sahibiyken ve ona bir mal (servet) bolluğu verilmemişken, nasıl bizi (yönetmek üzere) hükümdarlık (mülk) onun olabilir?" dediler. O (şöyle) demişti: "Doğrusu Allah size onu seçti ve onun bilgi ve bedenî gücünü arttırdı. Allah, kime dilerse mülkünü verir; Allah (rahmeti ve gücü) geniş olandır, bilendir." (Bakara Suresi, 247)&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="style8"&gt;&lt;a name="501" id="501"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ALLAH'IN SEÇTİĞİ ELÇİ TAKVACA, BİLGİCE, AKILCA  ÜSTÜN KILINMIŞTIR &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;       &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;                  &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Onu satın alan bir Mısır'lı (aziz,) karısına: "Onun yerini üstün tut (ona güzel bak), umulur ki bize bir yararı dokunur ya da onu evlat ediniriz" dedi. Böylelikle biz, Yusuf'u yeryüzünde (Mısır'da) yerleşik kıldık. Ona sözlerin yorumundan (olan bir bilgiyi) öğrettik. Allah, emrinde galib olandır, ancak insanların çoğu bilmezler.(Yusuf Suresi, 21)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Andolsun, Davud'a ve Süleyman'a bir ilim verdik: "Bizi inanmış kullarından birçoğuna göre üstün kılan Allah'a hamdolsun." dediler. (Neml Suresi,15)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dedi ki: "Size rızıklanacağınız bir yemek gelecek olsa, ben mutlaka size daha gelmeden önce onun ne olduğunu haber veririm. Bu, rabbimin bana öğrettiklerindendir. Doğrusu ben, Allah'a iman etmeyen, ahireti de tanımayanların ta kendileri olan bir topluluğun dinini terkettim." (Yusuf Suresi, 37)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlara peygamberleri dedi ki: "Allah size Talut'u (melik olarak) gönderdi." Onlar: "Biz hükümdarlığa, ona göre daha çok hak sahibiyken ve ona bir mal (servet) bolluğu verilmemişken, nasıl bizi (yönetmek üzere) hükümdarlık (mülk) onun olabilir?" dediler. O (şöyle) demişti: "Doğrusu Allah size onu seçti ve onun bilgi ve bedenî gücünü arttırdı. Allah, kime dilerse mülkünü verir; Allah (rahmeti ve gücü) geniş olandır, bilendir." (Bakara Suresi, 247)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Andolsun ki Allah, mü'minlere, içlerinde kendilerinden onlara bir peygamber göndermekle lütufta bulunmuştur. (Ki O) Onlara ayetlerini okuyor, onları arındırıyor ve onlara Kitabı ve hikmeti öğretiyor. Ondan önce ise onlar apaçık bir sapıklık içindeydiler. (Al-i İmran Suresi, 164)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve onları, kendi emrimizle hidayete yönelten önderler kıldık ve onlara hayrı kapsayan-fiilleri, namaz kılmayı ve zekat vermeyi vahyettik. Onlar bize ibadet edenlerdi. (Enbiya Suresi, 73) &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="style8"&gt;&lt;br /&gt;       &lt;a name="502" id="502"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İLİM SAHİBİDİR &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Allah'tan bir rahmet dolayısıyla, onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın onlar çevrenden dağılır giderlerdi. Öyleyse onları bağışla, onlar için bağışlanma dile ve iş konusunda onlarla müşavere et. Eğer azmedersen artık Allah'a tevekkül et. Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever. (Al-i İmran Suresi, 159)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendilerine güven veya korku haberi geldiğinde, onu yaygınlaştırıverirler. Oysa bunu peygambere ve kendilerinden olan emir sahiplerine götürmüş olsalardı, onlardan 'sonuç-çıkarabilenler,' onu bilirlerdi. Allah'ın üzerinizdeki fazlı ve rahmeti olmasaydı, azınız hariç herhalde şeytana uymuştunuz. (Nisa Suresi, 83)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O, erginlik çağına ulaşıp olgunlaşınca, ona bir 'hüküm ve hikmet' ve ilim verdik. Biz iyilikte bulunanları işte böyle ödüllendiririz. (Kasas Suresi, 14)&lt;br /&gt;     &lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt; "Rabbim, Sen bana mülkten (bir pay ve onu yönetme imkanını) verdin, sözlerin yorumundan (bir bilgi) öğrettin. Göklerin ve yerin yaratıcısı, dünyada ve ahirette benim velim Sensin. Müslüman olarak benim hayatıma son ver ve beni salihlerin arasına kat." (Yusuf Suresi, 101)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Babalarının kendilerine emrettiği yerden (Mısır'a) girdiklerinde, (bu,) -Yakub'un nefsindeki dileği açığa çıkarması dışında- onlara Allah'tan gelecek olan hiç bir şeyi (gidermeyi) sağlamadı. Gerçekten o, kendisine öğrettiğimiz için bir ilim sahibiydi. Ancak insanların çoğu bilmezler. (Yusuf Suresi, 68)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derken, katımızdan kendisine bir rahmet verdiğimiz ve tarafımızdan kendisine bir ilim öğrettiğimiz kullarımızdan bir kulu buldular. (Kehf Suresi, 65) &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;       &lt;span class="style8"&gt;&lt;a name="503" id="503"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;HİKMET VE HİTABET GÜCÜ ÇOK YÜKSEKTİR &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Böylece onları, Allah'ın izniyle yenilgiye uğrattılar. Davud Calut'u öldürdü. Allah da ona mülk ve hikmet verdi; ona dilediğinden öğretti. Eğer Allah'ın, insanların bir kısmı ile bir kısmını def'i (engellemesi) olmasaydı, yeryüzü mutlaka fesada uğrardı. Ancak Allah, alemlere karşı büyük fazl (ve ihsan) sahibidir. (Bakara Suresi, 251)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Çocuğun doğup büyümesinden sonra ona dedik ki:) "Ey Yahya, Kitabı kuvvetle tut." Daha çocuk iken ona hikmet verdik. (Meryem Suresi, 12)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kime dilerse hikmeti ona verir; şüphesiz kendisine hikmet verilene büyük bir hayır da verilmiştir. Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp-düşünmez. (Bakara Suresi, 269)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Onun mülkünü güçlendirmiştik. Ona hikmet ve anlatım çarpıcılığını vermiştik.  (Sad Suresi, 20)&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="style8"&gt;&lt;a name="504" id="504"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;KURAN'I ÇOK İYİ ANLAMA YETENEĞİNE SAHİPTİR &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Eğer Allah'ın fazlı ve rahmeti senin üzerinde olmasaydı, onlardan bir grup, seni de saptırmak için tasarı kurmuştu. Oysa onlar, ancak kendi nefislerini saptırırlar ve sana hiç bir şeyle zarar veremezler. Allah, sana Kitabı ve hikmeti indirdi ve sana bilmediklerini öğretti. Allah'ın üzerinizdeki fazlı çok büyüktür. (Nisa Suresi, 113)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şüphesiz, Allah'ın sana gösterdiği gibi insanlar arasında hükmetmen için biz sana Kitabı hak olarak indirdik. (Sakın) Hainlerin savunucusu olma. (Nisa Suresi, 105)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet ve onların hevalarına uyma. Allah'ın sana indirdiklerinin bir kısmından seni şaşırtmamaları için diye onlardan sakın. Şayet yüz çevirirlerse, bil ki, Allah bir kısım günahları nedeniyle onlara bir musibeti tattırmak istemektedir. Şüphesiz, insanların çoğu fasıklardır. (Maide Suresi, 49)&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="style8"&gt;&lt;a name="505" id="505"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ALLAH ONA MÜLK VE ÜN BAKIMINDAN DA ÜSTÜNLÜK  VERMİŞTİR &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Sana (Ey Muhammed,) Zu'l-Karneyn hakkında sorarlar. De ki: "Size, ondan 'öğüt ve hatırlatma olarak' (bazı bilgiler) vereceğim. Gerçekten, biz ona yeryüzünde sapasağlam bir iktidar verdik ve ona her şeyden bir yol (sebep) verdik. (Kehf Suresi, 83-84)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylece onları, Allah'ın izniyle yenilgiye uğrattılar. Davud Calut'u öldürdü. Allah da ona mülk ve hikmet verdi; ona dilediğinden öğretti. Eğer Allah'ın, insanların bir kısmı ile bir kısmını def'i (engellemesi) olmasaydı, yeryüzü mutlaka fesada uğrardı. Ancak Allah, alemlere karşı büyük fazl (ve ihsan) sahibidir. (Bakara Suresi, 251)&lt;br /&gt;     &lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt; "Rabbim, Sen bana mülkten (bir pay ve onu yönetme imkanını) verdin, sözlerin yorumundan (bir bilgi) öğrettin. Göklerin ve yerin yaratıcısı, dünyada ve ahirette benim velim Sensin. Müslüman olarak benim hayatıma son ver ve beni salihlerin arasına kat." (Yusuf Suresi, 101)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onun mülkünü güçlendirmiştik. Ona hikmet ve anlatım çarpıcılığını vermiştik.  (Sad Suresi, 20)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoksa onlar, Allah'ın kendi fazlından insanlara verdiklerini mi kıskanıyorlar? Doğrusu biz, İbrahim ailesine Kitabı ve hikmeti verdik; onlara büyük bir mülk de verdik. (Nisa Suresi, 54)&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="style8"&gt;&lt;a name="506" id="506"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;KURAN'LA HÜKMEDER &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;O, ümmîler içinde, kendilerinden olan ve onlara ayetlerini okuyan, onları arındırıp-temizleyen ve onlara kitap ve hikmeti öğreten bir elçi gönderendir. Oysa onlar, bundan önce gerçekten açıkça bir sapıklık içinde idiler. (Cum'a Suresi, 2)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aralarında Allah'ın indirdiğiyle hükmet ve onların hevalarına uyma. Allah'ın sana indirdiklerinin bir kısmından seni şaşırtmamaları için diye onlardan sakın. Şayet yüz çevirirlerse, bil ki, Allah bir kısım günahları nedeniyle onlara bir musibeti tattırmak istemektedir. Şüphesiz, insanların çoğu fasıklardır. (Maide Suresi, 49)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şüphesiz, Allah'ın sana gösterdiği gibi insanlar arasında hükmetmen için biz sana Kitabı hak olarak indirdik. (Sakın) Hainlerin savunucusu olma. (Nisa Suresi, 105)&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="style8"&gt;&lt;a name="507" id="507"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;KURAN'I, HAK İLE BATILIN ARASINDAKİ FARKI, HİKMETİ  ÖĞRETİR &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Öyle ki size, kendinizden, size ayetlerimizi okuyacak, sizi arındıracak, size Kitap ve hikmeti öğretecek ve bilmediklerinizi bildirecek bir elçi gönderdik.(Bakara Suresi, 151)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Onları) Apaçık deliller ve kitaplarla (gönderdik). Sana da zikri (Kur'an'ı) indirdik ki, insanlara kendileri için indirileni açıklayasın ve onlar da iyice düşünsünler, diye. (Nahl Suresi, 44)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlar ki, yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de (geleceği) yazılı bulacakları ümmi haber getirici (Nebi) olan elçiye (Resul) uyarlar; o, onlara marufu (iyiliği) emrediyor, münkeri (kötülüğü) yasaklıyor, temiz şeyleri helal, murdar şeyleri haram kılıyor ve onların ağır yüklerini, üzerlerindeki zincirleri indiriyor. Ona inananlar, destek olup savunanlar, yardım edenler ve onunla birlikte indirilen nuru izleyenler; işte kurtuluşa erenler bunlardır. (A'raf Suresi,157)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Andolsun ki Allah, mü'minlere, içlerinde kendilerinden onlara bir peygamber göndermekle lütufta bulunmuştur. (Ki O) Onlara ayetlerini okuyor, onları arındırıyor ve onlara Kitabı ve hikmeti öğretiyor. Ondan önce ise onlar apaçık bir sapıklık içindeydiler. (Al-i İmran Suresi, 164)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O, ümmîler içinde, kendilerinden olan ve onlara ayetlerini okuyan, onları arındırıp-temizleyen ve onlara kitap ve hikmeti öğreten bir elçi gönderendir. Oysa onlar, bundan önce gerçekten açıkça bir sapıklık içinde idiler. (Cum'a Suresi, 2) &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;       &lt;span class="style8"&gt;&lt;a name="508" id="508"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;MÜMİNLERE, ANLAŞMAZLIĞA DÜŞEBİLECEKLERİ KONULARI AÇIKLAR&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Elçiler; müjdeciler ve uyarıcılar olarak (gönderildi). Öyle ki elçilerden sonra insanların Allah'a karşı (savunacak) delilleri olmasın. Allah, üstün ve güçlü olandır, hikmet ve hüküm sahibidir. (Nisa Suresi, 165)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsa, açık belgelerle gelince, dedi ki: "Ben size bir hikmetle geldim ve hakkında ihtilafa düştüklerinizin bir kısmını size açıklamak için de. Öyleyse Allah'tan sakının ve bana itaat edin." (Zuhruf Suresi, 63)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Andolsun, biz Musa'ya ve Harun'a, takva sahipleri için bir aydınlık ve bir öğüt (zikir) olarak, hak ile batılı birbirinden ayıran (furkan)ı verdik. (Enbiya Suresi, 48)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İman edip salih amellerde bulunanları karanlıklardan nura çıkarması için Allah'ın apaçık ayetlerini size okuyan bir elçi de (gönderdik). Kim iman edip salih bir amelde bulunursa, (Allah) onu içinde süresiz kalıcılar olmak üzere altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Allah, gerçekten ona ne güzel bir rızık vermiştir. (Talak Suresi, 11)&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="style8"&gt;&lt;a name="509" id="509"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ALLAH'IN RIZASINI GÖZETİR &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;De ki:  "Ben, dini yalnızca O'na halis kılarak Allah'a ibadet etmekle  emrolundum." (Zümer Suresi, 11)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Seni kavminden 'çarçabuk ayrılmaya iten' nedir ey Musa?" Dedi ki: "Onlar arkamda izim üzerindedirler, hoşnut kalman için, Sana gelmekte acele ettim Rabbim." (Taha Suresi, 83-84) &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="style8"&gt;&lt;a name="510" id="510"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ÇOK GÜVENİLİRDİR &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;"Gerçek şu  ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim." (Şuara Suresi, 107)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Andolsun, Allah İsrailoğullarından kesin söz (misak) almıştı. Onlardan oniki güvenilir- gözetleyici göndermiştik. Ve Allah onlara: "Gerçekten ben sizinle birlikteyim. Eğer namazı kılar, zekatı verir, elçilerime inanır, onları savunup-desteklerseniz ve Allah'a güzel bir borç verirseniz, şüphesiz sizin kötülüklerinizi örter ve sizi gerçekten, altından ırmaklar akan cennetlere sokarım. Bundan sonra sizden kim inkar ederse, cidden dümdüz bir yoldan sapmıştır." (Maide Suresi, 12)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Bu elçi,) Bir güç sahibidir, arşın sahibi katında şereflidir. Ona itaat edilir, sonra güvenilirdir. (Tekvir Suresi, 20-21)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hükümdar dedi ki: "Onu bana getirin, onu kendime bağlı kılayım." Onunla konuştuğunda da (şöyle) dedi: "Sen bugün bizim yanımızda (artık) önemli bir yer sahibisin, güvenilir (bir danışman-yönetici)sin." (Yusuf Suresi, 54)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Andolsun, biz kendilerinden önce, Firavun'un kavmini de denedik. Onlara kerim bir elçi gelmişti; "Allah'ın kullarını bana teslim edin; gerçekten ben, sizin için güvenilir bir elçiyim" (demişti). (Duhan Suresi, 17-18)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kavminin önde gelenlerinden inkâr edenler dediler ki: "Gerçekte biz seni 'aklî bir yetersizlik' içinde görüyoruz ve doğrusu biz senin yalancılardan olduğunu sanıyoruz." (Hud:) "Ey kavmim" dedi. "Bende 'akıl yetersizliği' yoktur; ama ben gerçekten alemlerin Rabbinden bir elçiyim" dedi. "Size Rabbimin risaletini tebliğ ediyorum. Ben sizin için güvenilir bir öğütçüyüm." (A'raf Suresi,66-68) &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="style8"&gt;&lt;a name="511" id="511"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ALLAH'IN KORUMASI ALTINDADIR &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Onlar, yalana kulak tutanlardır, haram yiyicilerdir. Sana gelirlerse aralarında hükmet veya onlardan yüz çevir. Eğer onlardan yüz çevirecek olursan, sana hiç bir şeyle kesin olarak zarar veremezler. Aralarında hükmedersen adaletle hükmet. Şüphesiz, Allah, adaletle hüküm yürütenleri sever. (Maide Suresi, 42)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz, insanlar için çıkarılmış hayırlı bir ümmetsiniz; maruf (iyi ve İslam'a uygun) olanı emreder, münker olandan sakındırır ve Allah'a iman edersiniz. Kitap Ehli de inanmış olsaydı, elbette kendileri için hayırlı olurdu. İçlerinden iman edenler vardır, fakat çoğunluğu fıska sapanlardır. Onlar size ezadan başka kesinlikle bir zarar veremezler. Eğer sizinle savaşırlarsa size arkalarını dönüp kaçarlar. Sonra kendilerine yardım da edilmez. (Al-i İmran Suresi, 110-111)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlar sizi gözetleyip-duruyorlar. Size Allah'tan bir fetih (zafer ve ganimet) gelirse: "Sizinle birlikte değil miydik?" derler. Ama kafirlere bir pay düşerse: "Size üstünlük sağlamadık mı, mü'minlerden size (gelecek tehlikeleri) önlemedik mi?" derler. Allah, kıyamet günü aranızda hükmedecektir. Allah, kafirlere mü'minlerin aleyhinde kesinlikle yol vermez. (Nisa Suresi, 141)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey iman edenler, üzerinizdeki (yükümlülük) kendi nefislerinizdir. Siz doğru yola erişirseniz, sapan size zarar veremez. Tümünüzün dönüşü Allah'adır. O, size yaptıklarınızı haber verecektir. (Maide Suresi, 105)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekten onlar, muhakkak nusret (yardım ve zafer) bulacaklardır. Ve hiç şüphesiz; bizim ordularımız, üstün gelecek olanlar onlardır. (Saffat Suresi, 172-173)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey iman edenler, Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani size ordular gelmişti; böylece biz de onların üzerine, bir rüzgar ve sizin görmediğiniz ordular göndermiştik. Allah, yaptıklarınızı görendir. (Ahzab Suresi, 9) &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="style8"&gt;&lt;a name="512" id="512"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;YAPTIKLARI İÇİN KİMSEDEN HİÇ BİR KARŞILIK BEKLEMEZ &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Ey kavmim, ben bunun karşılığında sizden hiç bir ücret istemiyorum. Benim ücretim, beni yaratandan başkasına ait değildir. Akıl erdirmeyecek misiniz? (Hud Suresi, 51)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     ("Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca  alemlerin Rabbine aittir." (Şuara Suresi, 109)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca  alemlerin Rabbine aittir." (Şuara Suresi, 127)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; (Şuara Suresi, 145)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Buna karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum; ücretim yalnızca  alemlerin Rabbine aittir." (Şuara Suresi, 164) &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="style8"&gt;&lt;a name="513" id="513"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İNKARCILARLA MÜCADELE ETME GÜCÜ ÇOK FAZLADIR &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Artık sen Allah yolunda savaş, kendinden başkasıyla yükümlü tutulmayacaksın. Mü'minleri hazırlayıp-teşvik et. Umulur ki Allah, küfredenlerin ağır-baskılarını geri püskürtür. Allah, 'kahredici baskısıyla' daha zorlu, acı sonuçlandırmasıyla da daha zorludur. (Nisa Suresi, 84)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey Peygamber, mü'minleri savaşa karşı hazırlayıp-teşvik et. Eğer içinizde sabreden yirmi (kişi) bulunursa, iki yüz (kişiyi) mağlub edebilirler. Ve eğer içinizden yüz (sabırlı kişi) bulunursa, kâfirlerden binini yener. Çünkü onlar (gerçeği) kavramayan bir topluluktur. (Enfal Suresi, 65)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani sen, mü'minleri savaşmak için elverişli yerlere yerleştirmek için evinden erkenden ayrılmıştın. Allah işitendir, bilendir. (Al-i İmran Suresi, 121)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hafif ve ağır savaşa kuşanıp çıkın ve Allah yolunda mallarınızla ve canlarınızla cihad edin. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır. (Tevbe Suresi, 41)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlarla çarpışınız. Allah, onları sizin ellerinizle azablandırsın, hor ve aşağılık kılsın ve onlara karşı size zafer versin, mü'minler topluluğunun göğsünü şifaya kavuştursun. (Tevbe Suresi, 14)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey Peygamber, kâfirlerle ve münafıklarla cihad et ve onlara karşı sert ve caydırıcı davran. Onların barınma yerleri cehennemdir, ne kötü bir yataktır o!.. (Tevbe Suresi, 73)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama Resul ve onunla birlikte olan mü'minler, mallarıyla ve canlarıyla cihad ettiler; işte bütün hayırlar onlarındır ve kurtuluşa erenler onlardır. (Tevbe Suresi, 88)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan dolayı, savaşta onları yakalarsan, öyle darmadağın et ki, onlarla arkalarından gelecek olanlar(ı caydır). Umulur ki ibret alırlar. (Enfal Suresi, 57) &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="style8"&gt;&lt;a name="514" id="514"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;YÖNETİM VE İDARE GÜCÜ ÇOK YÜKSEKTİR &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Süleyman'a cinlerden, insanlardan ve kuşlardan orduları toplandı ve bunlar bölükler halinde dağıtıldı. (Neml Suresi,17)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuşları denetledikten sonra dedi ki: "Hüdhüd'ü neden göremiyorum, yoksa kaybolanlardan mı oldu?" "Onu gerçekten şiddetli bir azabla azablandıracağım, ya da onu boğazlayacağım veya o, bana apaçık olan bir delil getirmelidir." (Neml Suresi, 20-21) &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="style8"&gt;&lt;a name="515" id="515"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İSTİHBARATI ÇOK GELİŞMİŞTİR &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;(Süleyman:) "Durup bekleyeceğiz, doğruyu mu söyledin, yoksa yalancılardan mı oldun?" dedi. "Bu mektubumla git, onu kendilerine bırak sonra onlardan (biraz) uzaklaş, böylelikle bir bakıver, neye başvuracaklar?" (Neml Suresi, 27-28)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nihayet karınca vadisine geldiklerinde, bir dişi karınca dedi ki: "Ey karınca topluluğu, kendi yuvalarınıza girin, Süleyman ve orduları, farkında olmaksızın sizi kırıp-geçmesin." (Süleyman) Bu sözü üzerine tebessüm edip güldü ve dedi ki: "Rabbim, bana, anne ve babama verdiğin nimete şükretmemi ve hoşnut olacağın salih bir amelde bulunmamı ilham et ve beni rahmetinle salih kulların arasına kat." Kuşları denetledikten sonra dedi ki: "Hüdhüd'ü neden göremiyorum, yoksa kaybolanlardan mı oldu?" "Onu gerçekten şiddetli bir azabla azablandıracağım, ya da onu boğazlayacağım veya o, bana apaçık olan bir delil getirmelidir." (Neml Suresi, 18-21)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cinlerden ifrit: "Sen daha makamından kalkmadan, ben onu sana getirebilirim, ben gerçekten buna karşı kesin olarak güvenilir bir güce sahibim." dedi. Kendi yanında kitaptan ilmi olan biri dedi ki: "Ben, (gözünü açıp kapamadan) onu sana getirebilirim." Derken (Süleyman) onu kendi yanında durur vaziyette görünce dedi ki: "Bu Rabbimin fazlındandır, O'na şükredecek miyim, yoksa nankörlük edecek miyim diye beni denemekte olduğu için (bu olağanüstü olay gerçekleşti). Kim şükrederse, artık o kendisi için şükretmiştir, kim nankörlük ederse, gerçekten benim Rabbim Gani (hiç bir şeye ve kimseye ihtiyacı olmayan)dır, Kerim olandır. (Neml Suresi, 39-40)&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="style8"&gt;&lt;a name="516" id="516"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ALLAH CİN TOPLULUKLARINI DA HİZMETİNE VEREBİLİR &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Süleyman'a cinlerden, insanlardan ve kuşlardan orduları toplandı ve bunlar bölükler halinde dağıtıldı. (Neml Suresi,17)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuşları denetledikten sonra dedi ki: "Hüdhüd'ü neden göremiyorum, yoksa kaybolanlardan mı oldu?" "Onu gerçekten şiddetli bir azabla azablandıracağım, ya da onu boğazlayacağım veya o, bana apaçık olan bir delil getirmelidir." Derken uzun zaman geçmeden geldi ve dedi ki: "Senin kuşatamadığın (öğrenemediğin) şeyi, ben kuşattım ve sana Saba'dan kesin bir haber getirdim." (Neml Suresi, 20-22)&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="style8"&gt;&lt;a name="517" id="517"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İNKAR EDENLER VE MÜNAFIKLAR ONA MUTLAKA  İFTİRA ATARLAR &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Onlar: "Bizi büyülemek için mucize (ayet) olarak her ne getirirsen getir, yine de biz sana inanacak değiliz" dediler. (A'raf Suresi,132)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçlerinden bir adama: "İnsanları uyar ve iman edenlere, muhakkak kendileri için Rableri katında 'gerçek bir makam' olduğunu müjde ver" diye vahyetmemiz, insanlara şaşırtıcı mı geldi? İnkâr edenler: "Gerçekten bu, açıkça bir büyücüdür" dediler. (Yunus Suresi, 2)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Onlar: "Ey kendisine kitap indirilen (Muhammed). Gerçekten sen cinlenmiş  (bir deli)sin," dediler. (Hicr Suresi, 6)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendilerinden önce Nuh kavmi de yalanlamıştı; böylece kulumuz (Nuh)u yalanladılar ve: "Delidir" dediler. O 'baskı altına alınıp engellenmişti.' (Kamer Suresi, 9)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnkâr edenler dediler ki: "Bu (Kur'an) olsa olsa ancak onun uydurduğu bir yalandır, kendisi düzüp uydurmuş ve ona bir başka topluluk da yardımda bulunmuştur." Böylelikle onlar, hiç şüphesiz haksızlık ve iftira ile geldiler. (Furkan Suresi, 4)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Hayır" dediler. (Bunlar) Karmakarışık düşlerdir; hayır, onu kendisi uydurmuştur; hayır o bir şairdir. Böyle değilse, öncekilere gönderildiği gibi bize de bir ayet (mucize) getirsin." (Enbiya Suresi, 5)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçlerinden kendilerine bir uyarıcının gelmesine şaştılar. Kâfirler dedi ki: "Bu, yalan söyleyen bir büyücüdür." (Sad Suresi, 4)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Firavun kavminin önde gelenleri dediler ki: "Bu gerçekten bilgin bir büyücüdür."; "Sizi topraklarınızdan sürüp-çıkarmak istiyor. Bu durumda ne buyuruyorsunuz?" (A'raf Suresi, 109-110) &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="style8"&gt;&lt;a name="518" id="518"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İNKAR EDENLER VE MÜNAFIKLAR ONUNLA MÜCADELE EDERLER &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;İçlerinden Peygamberi incitenler ve: "O (her sözü dinleyen) bir kulaktır" diyenler vardır. De ki: "O sizin için bir hayır kulağıdır. Allah'a iman eder, mü'minlere inanıp-güvenir ve sizden iman edenler için bir rahmettir. Allah'ın elçisine eziyet edenler... Onlar için acı bir azab vardır." (Tevbe Suresi, 61)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"O ise, yalnızca bir adam (insan)dır, Allah'a karşı yalan uydurmaktadır,  bizler de ona inanacak değiliz." (Mü'minun Suresi, 38)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Zikr (vahy) içimizden ona mı bırakıldı? Hayır, o çok yalan söyleyen,  kendini beğenmiş bir şımarıktır." (Kamer Suresi,25)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kafirlere ve münafıklara itaat etme, eziyetlerine aldırma ve Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter. (Ahzab Suresi, 48)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dediler ki: "Senin ve seninle birlikte olanlar yüzünden uğursuzluğa uğradık." Dedi ki: "Sizin uğursuzluğunuz (başınıza gelenler) Allah katında (yazılı)dır. Hayır, siz denenmekte olan bir kavimsiniz." (Neml Suresi, 47)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimi yahudiler, kelimeleri 'konuldukları yerlerden' saptırırlar ve dillerini eğip bükerek ve dine bir kin ve hınç besleyerek: "Dinledik ve karşı geldik. İşit, -işitmez olası- ve 'Raina' bizi güt, bize bak" derler. Eğer onlar: "İşittik ve itaat ettik, sen de işit ve 'Bizi gözet' deselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat Allah, onları küfürleri dolayısıyla lanetlemiştir. Böylece onlar, az bir bölümü dışında, inanmazlar. (Nisa Suresi, 46)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlar ki: "Allah'ın Resûlü yanında bulunanlara hiç bir infak (harcama)da bulunmayın, sonunda dağılıp gitsinler," derler. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah'ındır. Ancak münafıklar kavramıyorlar. (Münafikun Suresi, 7)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey Peygamber, kalpleri inanmadığı halde ağızlarıyla "İnandık" diyenlerle Yahudiler'den küfür içinde çaba harcayanlar seni üzmesin. Onlar, yalana kulak tutanlar, sana gelmeyen diğer topluluk adına kulak tutanlar (haber toplayanlar)dır. Onlar, kelimeleri yerlerine konulduktan sonra saptırırlar, "Size bu verilirse onu alın, o verilmezse ondan kaçının" derler. Allah, kimin fitne(ye düşme)sini isterse, artık onun için sen Allah'tan hiç bir şeye malik olamazsın. İşte onlar, Allah'ın kalplerini arıtmak istemedikleridir. Dünyada onlar için bir aşağılanma, ahirette onlar için büyük bir azab vardır. (Maide Suresi, 41)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer sizi ele geçirecek olurlarsa, size düşman kesilirler, ellerini ve dillerini kötülükle size uzatırlar. Onlar sizin inkâr etmenizi içten arzu etmişlerdir. (Mümtehine Suresi, 2)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Gizli toplantıların fısıldaşmalarından' (kulis) men' edilip sonra men' edildikleri şeye dönenleri; günah, düşmanlık ve Peygamber'e isyanı (aralarında) fısıldaşanları görmüyor musun? Onlar sana geldikleri zaman, seni Allah'ın selamladığı biçimde selamlıyorlar. Ve kendi kendilerine: "Söylediklerimiz dolayısıyla Allah bize azab etse ya." derler. Onlara cehennem yeter; oraya gireceklerdir. Artık o, ne kötü bir gidiş yeridir. (Mücadele Suresi, 8)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yahut: "Onda bir delilik var" mı diyorlar? Hayır, o, onlara hak ile gelmiş bulunmaktadır ve onların çoğu hakkı çirkin karşılıyorlar. (Mü'minun Suresi, 70) &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="style8"&gt;&lt;a name="519" id="519"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;MÜMİNLERE KARŞI ÇOK ŞEFKATLİ, İNKARCILARA KARŞI  ZORLUDUR &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Andolsun size, içinizden sıkıntıya düşmeniz O'nun gücüne giden, size pek düşkün, mü'minlere şefkatli ve esirgeyici olan bir elçi gelmiştir. (Tevbe Suresi, 128)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve mü'minlerden, sana tabi olanlara (koruyucu) kanatlarını ger. Eğer sana isyan edecek olurlarsa, artık de ki: "Gerçekten ben, sizin yaptıklarınızdan uzağım." (Şuara Suresi, 215-216) &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;       &lt;span class="style8"&gt;&lt;a name="520" id="520"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;MÜMİNLER İÇİN ALLAH'TAN BAĞIŞLANMA DİLER &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Ey Peygamber, mü'min kadınlar, Allah'a hiç bir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleri ve ayakları arasında bir iftira düzüp-uydurmamak (gayri meşru olan bir çocuğu kocalarına dayandırmamak), ma'ruf (iyi, güzel ve yararlı bir iş) konusunda isyan etmemek üzere, sana biat etmek amacıyla geldikleri zaman, onların biatlarını kabul et ve onlar için Allah'tan mağfiret iste. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir. (Mümtehine Suresi, 12)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz elçilerden hiç kimseyi ancak Allah'ın izniyle kendisine itaat edilmesinden başka bir şeyle göndermedik. Onlar kendi nefislerine zulmettiklerinde şayet sana gelip Allah'tan bağışlama dileselerdi ve elçi de onlar için bağışlama dileseydi, elbette Allah'ı tevbeleri kabul eden, esirgeyen olarak bulurlardı. (Nisa Suresi, 64)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah'tan bir rahmet dolayısıyla, onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın onlar çevrenden dağılır giderlerdi. Öyleyse onları bağışla, onlar için bağışlanma dile ve iş konusunda onlarla müşavere et. Eğer azmedersen artık Allah'a tevekkül et. Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever. (Al-i İmran Suresi, 159)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mü'minler o kimselerdir ki, Allah'a ve Resûlü'ne iman edenler, onunla birlikte toplu(mu ilgilendiren) bir iş üzerinde iken, ondan izin alıncaya kadar bırakıp-gitmeyenlerdir. Gerçekten, senden izin alanlar, işte onlar Allah'a ve elçisine iman edenlerdir. Böylelikle, senden kendi bazı işleri için izin istedikleri zaman, dilediklerine izin ver ve onlar için Allah'tan bağışlanma dile. Şüphesiz Allah, bağışlayandır, esirgeyendir. (Nur Suresi, 62) &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="style8"&gt;&lt;a name="521" id="521"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;MÜMİNLERE TAKVADA EN GÜZEL ÖRNEĞİ OLUŞTURUR&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Andolsun, sizin için, Allah'ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah'ı çokça zikredenler için Allah'ın Resûlü'nde güzel bir örnek vardır. (Ahzab Suresi, 21)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     O, yalnızca bir kuldur; kendisine nimet verdik ve onu İsrailoğullarına bir  örnek kıldık. (Zuhruf Suresi, 59)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İbrahim ve onunla birlikte olanlarda size güzel bir örnek vardır. Hani kendi kavimlerine demişlerdi ki: "Biz, sizlerden ve Allah'ın dışında taptıklarınızdan gerçekten uzağız. Sizi (artık) tanımayıp-inkar ettik. Sizinle aramızda, siz Allah'a bir olarak iman edinceye kadar ebedi bir düşmanlık ve bir kin baş göstermiştir." Ancak İbrahim'in babasına: "Sana bağışlanma dileyeceğim, ama Allah'tan gelecek herhangi bir şeye karşı senin için gücüm yetmez." demesi hariç. "Ey Rabbimiz, biz sana tevekkül ettik ve 'içten sana yöneldik.' Dönüş sanadır." (Mümtehine Suresi, 4) &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="style8"&gt;&lt;a name="522" id="522"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;MÜMİNLER ONA BİAT EDERLER &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Ey Peygamber, mü'min kadınlar, Allah'a hiç bir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleri ve ayakları arasında bir iftira düzüp-uydurmamak (gayri meşru olan bir çocuğu kocalarına dayandırmamak), ma'ruf (iyi, güzel ve yararlı bir iş) konusunda isyan etmemek üzere, sana biat etmek amacıyla geldikleri zaman, onların biatlarını kabul et ve onlar için Allah'tan mağfiret iste. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir. (Mümtehine, 12)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey iman edenler, size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah'a ve Resûlü'ne icabet edin. Ve bilin ki muhakkak Allah, kişi ile kalbi arasına girer ve siz gerçekten O'na götürülüp toplanacaksınız. (Enfal Suresi, 24)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlar ki, yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de (geleceği) yazılı bulacakları ümmi haber getirici (Nebi) olan elçiye (Resul) uyarlar; o, onlara marufu (iyiliği) emrediyor, münkeri (kötülüğü) yasaklıyor, temiz şeyleri helal, murdar şeyleri haram kılıyor ve onların ağır yüklerini, üzerlerindeki zincirleri indiriyor. Ona inananlar, destek olup savunanlar, yardım edenler ve onunla birlikte indirilen nuru izleyenler; işte kurtuluşa erenler bunlardır. (A'raf Suresi,157)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şüphesiz sana biat edenler, ancak Allah'a biat etmişlerdir. Allah'ın eli, onların ellerinin üzerindedir. Şu halde, kim ahdini bozarsa, artık o, ancak kendi aleyhine ahdini bozmuş olur. Kim de Allah'a verdiği ahdine vefa gösterirse, artık O da, ona büyük bir ecir verecektir. (Fetih Suresi, 10) &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="style8"&gt;&lt;a name="523" id="523"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;MÜMİNLER İÇİN ÇOK ÖNEMLİDİR &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Peygamber, mü'minler için kendi nefislerinden daha evladır ve onun zevceleri de onların anneleridir. Rahim sahipleri (akrabalar) de, Allah'ın Kitabında birbirlerine öteki mü'minlerden ve muhacirlerden daha yakındır. Ancak dostlarınıza maruf üzere yapacaklarınız başka; bunlar Kitapta yazılmış bulunmaktadır. (Ahzab Suresi, 6)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Medine halkına ve çevresindeki bedevilere, Allah'ın elçisinden geri kalmaları, kendi nefislerini onun nefsine tercih etmeleri yakışmaz. Bu, gerçekten onların Allah yolunda bir susuzluk, bir yorgunluk, 'dayanılmaz bir açlık' (çekmeleri), kâfirleri 'kin ve öfkeyle ayaklandıracak' bir yere ayak basmaları ve düşmana karşı bir başarı kazanmaları karşılığında, mutlaka onlara bununla salih bir amel yazılmış olması nedeniyledir. Şüphesiz Allah, iyilik yapanların ecrini kaybetmez. (Tevbe Suresi, 120) &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="style8"&gt;&lt;a name="524" id="524"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;MÜMİNLER ELÇİYE KARŞI SON DERECE SAYGILI VE  İTAATLİDİR &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Ki Allah'a ve Resûlü'ne iman etmeniz, O'nu savunup-desteklemeniz, O'nu en içten bir saygıyla-yüceltmeniz ve sabah akşam O'nu (Allah'ı) tesbih etmeniz için. (Fetih Suresi, 9)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mü'minler o kimselerdir ki, Allah'a ve Resûlü'ne iman edenler, onunla birlikte toplu(mu ilgilendiren) bir iş üzerinde iken, ondan izin alıncaya kadar bırakıp-gitmeyenlerdir. Gerçekten, senden izin alanlar, işte onlar Allah'a ve elçisine iman edenlerdir. Böylelikle, senden kendi bazı işleri için izin istedikleri zaman, dilediklerine izin ver ve onlar için Allah'tan bağışlanma dile. Şüphesiz Allah, bağışlayandır, esirgeyendir. (Nur Suresi, 62)&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="style8"&gt;&lt;a name="525" id="525"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ELÇİYE İTAAT, ALLAH'A OLAN İTAATTİR &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Kim Resûl'e itaat ederse, gerçekte Allah'a itaat etmiş olur. Kim de yüz çevirirse, Biz seni onların üzerine koruyucu göndermedik. (Nisa Suresi, 80)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah'a itaat edin ve Resûle de itaat edin. Şayet yüz çevirecek olursanız, artık elçimiz üzerine düşen (yalnızca) apaçık bir tebliğ (gerçeği en yalın biçimde size iletme)dir. (Teğabun Suresi, 12)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;De ki: "Allah'a ve elçisine itaat edin." Eğer yüz çevirirlerse şüphesiz Allah, kafirleri sevmez. (Al-i İmran Suresi, 32)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlar, Allah'ın sınırlarıdır. Kim Allah'a ve elçisine itaat ederse, onu altından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere sokar. İşte büyük kurtuluş ve mutluluk budur. (Nisa Suresi, 13)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;De ki: "Allah'a itaat edin, Resûl'e itaat edin. Eğer yine yüz çevirirseniz, artık onun (peygamberin) sorumluluğu kendisine yüklenen, sizin sorumluluğunuz da size yüklenendir. Eğer ona itaat ederseniz, hidayet bulmuş olursunuz. Elçiye düşen, apaçık bir tebliğden başkası değildir." (Nur Suresi, 54)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey iman edenler, Allah'a itaat edin; elçiye itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de. Eğer bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz, artık onu Allah'a ve elçisine döndürün. Şayet Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsanız. Bu, hayırlı ve sonuç bakımından daha güzeldir. (Nisa Suresi, 59)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin, çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider. Sabredin. Şüphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir. (Enfal Suresi, 46)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz elçilerden hiç kimseyi ancak Allah'ın izniyle kendisine itaat edilmesinden başka bir şeyle göndermedik. Onlar kendi nefislerine zulmettiklerinde şayet sana gelip Allah'tan bağışlama dileselerdi ve elçi de onlar için bağışlama dileseydi, elbette Allah'ı tevbeleri kabul eden, esirgeyen olarak bulurlardı. (Nisa Suresi, 64)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah'a itaat edin, peygambere de itaat edin ve sakının. Eğer yüz çevirirseniz, bilin ki, elçimize düşen, ancak apaçık bir tebliğdir. (Maide Suresi, 92)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Ey iman edenler, Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin. Siz de işitiyorken, ondan yüz  çevirmeyin. (Enfal Suresi, 20)&lt;br /&gt;Ki O ( Allah), amellerinizi ıslah etsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah'a ve elçisine itaat ederse, artık o en büyük kurtuluşla kurtulmuştur. (Ahzab Suresi, 71) &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="style8"&gt;&lt;a name="526" id="526"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;HÜKÜM VERME YETKİSİ VARDIR &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Allah'tan bir rahmet dolayısıyla, onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın onlar çevrenden dağılır giderlerdi. Öyleyse onları bağışla, onlar için bağışlanma dile ve iş konusunda onlarla müşavere et. Eğer azmedersen artık Allah'a tevekkül et. Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever. (Al-i İmran Suresi, 159)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendilerine güven veya korku haberi geldiğinde, onu yaygınlaştırıverirler. Oysa bunu peygambere ve kendilerinden olan emir sahiplerine götürmüş olsalardı, onlardan 'sonuç-çıkarabilenler,' onu bilirlerdi. Allah'ın üzerinizdeki fazlı ve rahmeti olmasaydı, azınız hariç herhalde şeytana uymuştunuz. (Nisa Suresi, 83)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır öyle değil; Rabbine andolsun, aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem kılıp sonra senin verdiğin hükme, içlerinde hiç bir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça, iman etmiş olmazlar. (Nisa Suresi, 65)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     (Süleyman:) "Durup bekleyeceğiz, doğruyu mu söyledin, yoksa yalancılardan  mı oldun?" dedi. (Neml Suresi, 27) &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="style8"&gt;&lt;a name="527" id="527"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;KARARLARINDA MUTLAKA HAYIR VARDIR, UYMAYANLAR  MUTLAKA HÜSRANA UĞRAR &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Talut, orduyla birlikte ayrıldığında dedi ki: "Doğrusu Allah sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim bundan içerse, artık o benden değildir ve kim de -eliyle bir avuç alanlar hariç- onu tadmazsa bendendir. Küçük bir kısmı hariç (hepsi sudan) içti. O, kendisiyle beraber iman edenlerle (ırmağı) geçince onlar (geride kalanlar): "Bugün bizim Calut'a ve ordusuna karşı (koyacak) gücümüz yok" dediler. (O zaman) Muhakkak Allah'a kavuşacaklarını umanlar (şöyle) dediler: "Nice küçük topluluk, daha çok olan bir topluluğa Allah'ın izniyle galib gelmiştir; Allah sabredenlerle beraberdir." (Bakara Suresi, 249)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Musa da gelince:) "Ey Harun" demişti. "Onların saptıklarını gördüğün zaman seni (Onlara müdahale etmekten) alıkoyan neydi?" "Niye bana uymadın, emrime baş mı kaldırdın?" (Taha Suresi, 92-93)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır öyle değil; Rabbine andolsun, aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem kılıp sonra senin verdiğin hükme, içlerinde hiç bir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça, iman etmiş olmazlar. (Nisa Suresi, 65) &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;       &lt;span class="style8"&gt;&lt;a name="528" id="528"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İSTERSE İSTİŞARE EDER, SONUÇ ÇIKARMA YETKİ VE YETENEĞİ ONA  VERİLMİŞTİR &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Kendilerine güven veya korku haberi geldiğinde, onu yaygınlaştırıverirler. Oysa bunu peygambere ve kendilerinden olan emir sahiplerine götürmüş olsalardı, onlardan 'sonuç-çıkarabilenler,' onu bilirlerdi. Allah'ın üzerinizdeki fazlı ve rahmeti olmasaydı, azınız hariç herhalde şeytana uymuştunuz. (Nisa Suresi, 83)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah'tan bir rahmet dolayısıyla, onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın onlar çevrenden dağılır giderlerdi. Öyleyse onları bağışla, onlar için bağışlanma dile ve iş konusunda onlarla müşavere et. Eğer azmedersen artık Allah'a tevekkül et. Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever. (Al-i İmran Suresi, 159)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah ve Resûlü, bir işe hükmettiği zaman, mü'min bir erkek ve mü'min bir kadın için o işte kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah'a ve Resûlü'ne isyan ederse, artık gerçekten o, apaçık bir sapıklıkla sapmıştır. (Ahzab Suresi, 36) &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="style8"&gt;&lt;a name="529" id="529"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;MÜMİNLERİN, ONUN VERDİĞİ KARARLARA KALBEN VE  KAYITSIZ ŞARTSIZ TESLİM OLMALARI GEREKİR&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Hayır öyle değil; Rabbine andolsun, aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem kılıp sonra senin verdiğin hükme, içlerinde hiç bir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça, iman etmiş olmazlar. (Nisa Suresi, 65)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendilerine güven veya korku haberi geldiğinde, onu yaygınlaştırıverirler. Oysa bunu peygambere ve kendilerinden olan emir sahiplerine götürmüş olsalardı, onlardan 'sonuç-çıkarabilenler,' onu bilirlerdi. Allah'ın üzerinizdeki fazlı ve rahmeti olmasaydı, azınız hariç herhalde şeytana uymuştunuz. (Nisa Suresi, 83)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlardan Allah'ın elçisine verdiği "fey'e" gelince, ki siz buna karşı (bunu elde etmek için) ne at, ne deve sürdünüz. Ancak Allah, elçilerini dilediklerinin üstüne musallat kılar. Allah, her şeye güç yetirendir. Allah'ın o (fethedilen) şehir halkından Resûlü'ne verdiği fey, Allah'a, Resûl'e, (ve Resûl'e) yakın akrabalığı olanlara, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara aittir. Öyle ki (bu mallar ve servet) sizden zengin olanlar arasında dönüp-dolaşan bir devlet olmasın. Resûl size ne verirse artık onu alın, sizi neden sakındırırsa artık ondan sakının ve Allah'tan korkun. Şüphesiz Allah, cezası (ikâbı) pek şiddetli olandır. (Haşr Suresi, 6-7)&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="style8"&gt;&lt;br /&gt;       &lt;a name="530" id="530"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ONA İTAAT, MÜNAFIKLAR VE KALBİNDE HASTALIK BULUNANLAR İÇİN  BİR DENEME KONUSUDUR &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Dediler ki: "Bu elçiye ne oluyor ki, yemek yemekte ve pazarlarda dolaşmaktadır? Ona, kendisiyle birlikte uyarıcı olacak bir melek indirilmesi gerekmez miydi?" (Furkan Suresi, 7)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Senden önce gönderdiklerimizden, gerçekten yemek yiyen ve pazarlarda gezen (elçi)lerden başkasını göndermiş değiliz. Biz, sizin kiminizi kimi için deneme (fitne konusu) yaptık. Sabredecek misiniz? Senin Rabbin görendir. (Furkan Suresi, 20)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah'ın elçisi onlara dedi ki: "Allah'ın (deneme için size gönderdiği) devesine ve onun su içme-sırasına dikkat edin." Fakat, onu yalanladılar, deveyi yere yıkıp öldürdüler. Rableri de günahları dolayısıyla 'onları yerle bir etti, kırıp geçirdi'; orasını da dümdüz etti. (Şems Suresi, 13-14)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlara: "Allah'ın indirdiğine ve elçiye gelin" denildiğinde, o münafıkların senden kaçabildiklerince kaçtıklarını görürsün. (Nisa Suresi, 61)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Allah'a iman edin, O'nun elçisi ile cihada çıkın" diye bir sûre indirildiği zaman onlardan servet sahibi olanlar, senden izin isteyip: "Bizi bırakıver, oturanlarla birlikte olalım" dediler. (Tevbe Suresi, 86)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aralarında hükmetmesi için Allah'a ve Resulüne çağrıldıkları zaman, onlardan bir grup yüz çevirir. Eğer hak lehlerinde ise, ona boyun eğerek gelirler. Bunların kalplerinde hastalık mı var? Yoksa kuşkuya mı kapıldılar? Yoksa Allah'ın ve elçisinin kendilerine karşı haksızlık yapacağından mı korkuyorlar? Hayır, onlar zalim kimselerdir. (Nur Suresi, 48-50)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah'ın ayetleri size okunuyorken ve O'nun elçisi içinizdeyken nasıl oluyor da inkar ediyorsunuz? Kim Allah'a sımsıkı tutunursa, artık elbette o, dosdoğru olan bir yola iletilmiştir. (Al-i İmran Suresi, 101)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz senden önce hiç bir Resul ve Nebi göndermiş olmayalım ki, o bir dilekte bulunduğu zaman, şeytan, onun dilediğine (bir kuşku veya sapma unsuru) katıp bırakmış olmasın. Ama Allah, şeytanın katıp-bırakmalarını giderir, sonra kendi ayetlerini sağlamlaştırıp-pekiştirir. Allah, gerçekten bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. Şeytanın (bu tür) katıp bırakmaları, kalplerinde hastalık olanlara ve kalpleri (her türlü) duyarlılıktan yoksun bulunanlara (Allah'ın) bir deneme kılması içindir. Şüphesiz zalimler, (gerçeğin kendisinden) uzak bir ayrılık içindedirler. (Hac Suresi, 52-53)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Andolsun, Allah size verdiği sözünde sadık kaldı; siz O'nun izniyle onları kırıp-geçiriyordunuz. Öyle ki sevdiğiniz (zafer)i size gösterdikten sonra, siz yılgınlık gösterdiniz, isyan ettiniz ve emir hakkında çekiştiniz. Sizden kiminiz dünyayı, kiminiz ahireti istiyordu. Sonra (Allah) denemek için sizi ondan çevirdi. Ama (yine de) sizi bağışladı. Allah mü'minlere karşı fazl (ve ihsan) sahibi olandır. (Al-i İmran Suresi, 152)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim kendisine 'dosdoğru yol' apaçık belli olduktan sonra, elçiye muhalefet ederse ve mü'minlerin yolundan başka bir yola uyarsa, onu döndüğü şeyde bırakırız ve cehenneme sokarız. Ne kötü bir yataktır o!.. (Nisa Suresi, 115)&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span class="style8"&gt;&lt;a name="531" id="531"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ELÇİYE İTAAT EDENLERİN VE ONU DESTEKLEYENLERİN  GÖRECEKLERİ KARŞILIK &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;     &lt;/p&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Ey iman edenler, Allah'tan sakınıp-korkun ve O'nun elçisine iman edin, size kendi rahmetinden iki kat (güzel karşılık) versin. Size kendisiyle yürüyeceğiniz bir nur kılsın ve size mağfiret etsin. Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir. (Hadid Suresi, 28)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Allah'a ve elçisine itaat edin, ki merhamet olunasınız. (Al-i İmran Suresi,  132)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İman edip salih amellerde bulunanları karanlıklardan nura çıkarması için Allah'ın apaçık ayetlerini size okuyan bir elçi de (gönderdik). Kim iman edip salih bir amelde bulunursa, (Allah) onu içinde süresiz kalıcılar olmak üzere altından ırmaklar akan cennetlere sokar. Allah, gerçekten ona ne güzel bir rızık vermiştir. (Talak Suresi, 11)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah, murdar olanı, temiz olandan ayırd edinceye kadar mü'minleri, sizin kendisi üzerinde bulunduğunuz durumda bırakacak değildir. Allah sizi gayb üzerine muttali kılacak değildir. Ama Allah, elçilerinden dilediğini seçer. Öyleyse siz de Allah'a ve elçisine iman edin. Eğer iman eder ve sakınırsanız, sizin için büyük bir ecir vardır. (Al-i İmran Suresi, 179)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlar, Allah'ın sınırlarıdır. Kim Allah'a ve elçisine itaat ederse, onu altından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere sokar. İşte büyük kurtuluş ve mutluluk budur. (Nisa Suresi, 13)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onlar ki, yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de (geleceği) yazılı bulacakları ümmi haber getirici (Nebi) olan elçiye (Resul) uyarlar; o, onlara marufu (iyiliği) emrediyor, münkeri (kötülüğü) yasaklıyor, temiz şeyleri helal, murdar şeyleri haram kılıyor ve onların ağır yüklerini, üzerlerindeki zincirleri indiriyor. Ona inananlar, destek olup savunanlar, yardım edenler ve onunla birlikte indirilen nuru izleyenler; işte kurtuluşa erenler bunlardır. (A'raf Suresi,157)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey Ademoğulları, içinizden size ayetlerimi haber veren elçiler geldiğinde, kim sakınırsa ve (davranışlarını) düzeltirse işte onlar için korku yoktur, onlar mahzun olmayacaklardır. (A'raf Suresi,35)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aralarında hükmetmesi için, Allah'a ve elçisine çağrıldıkları zaman mü'min olanların sözü: "İşittik ve itaat ettik" demeleridir. İşte felaha kavuşanlar bunlardır. Kim Allah'a ve Resûlü'ne itaat ederse ve Allah'tan korkup O'ndan sakınırsa, işte 'kurtuluşa ve mutluluğa' erenler bunlardır. (Nur Suresi, 51-52)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dosdoğru namazı kılın, zekatı verin ve elçiye itaat edin. Umulur ki, rahmete kavuşturulmuş olursunuz. (Nur Suresi, 56)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Medine halkına ve çevresindeki bedevilere, Allah'ın elçisinden geri kalmaları, kendi nefislerini onun nefsine tercih etmeleri yakışmaz. Bu, gerçekten onların Allah yolunda bir susuzluk, bir yorgunluk, 'dayanılmaz bir açlık' (çekmeleri), kâfirleri 'kin ve öfkeyle ayaklandıracak' bir yere ayak basmaları ve düşmana karşı bir başarı kazanmaları karşılığında, mutlaka onlara bununla salih bir amel yazılmış olması nedeniyledir. Şüphesiz Allah, iyilik yapanların ecrini kaybetmez. (Tevbe Suresi, 120)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şüphesiz, Allah'ın Resûlü'nün yanında seslerini alçak tutanlar; işte onlar, Allah kalplerini takva için imtihan etmiştir. Onlar için bir mağfiret ve büyük bir ecir vardır. (Hucurat Suresi, 3)" &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="font-weight: bold; text-align: justify;" class="style8"&gt;ELÇİYE BAŞKALDIRANLARIN VE ONA SAVAŞ AÇANLARIN  GÖRECEKLERİ KARŞILIK &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Gerçekten Allah'a ve Resûlü'ne karşı (onların koydukları sınırları tanımayıp kendileri sınır koymaya kalkışmakla) başkaldıranlar, kendilerinden öncekilerin&lt;br /&gt;     &lt;a name="532" id="532"&gt;&lt;/a&gt;alçaltılması gibi alçaltılmışlardır. Oysa biz apaçık ayetler indirdik. Kafirler için küçültücü bir azap vardır. (Mücadele Suresi, 5)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu, onların Allah'a ve O'nun Resûlü'ne 'başkaldırıp ayrılık çıkarmaları' dolayısıyladır. Kim Allah'a başkaldırıp-ayrılık çıkarırsa, muhakkak Allah, cezası (ikâbı) pek şiddetli olandır. (Haşr Suresi, 4)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ülkelerden niceleri vardır ki, Rablerinin ve O'nun elçilerinin emrine karşı gelip azmışlar, böylece biz de onları çetin bir hesaba çekmişiz ve onları benzeri görülmedik bir azabla azablandırmışız. (Talak Suresi, 8)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'Gizli toplantıların fısıldaşmalarından' (kulis) men' edilip sonra men' edildikleri şeye dönenleri; günah, düşmanlık ve Peygamber'e isyanı (aralarında) fısıldaşanları görmüyor musun? Onlar sana geldikleri zaman, seni Allah'ın selamladığı biçimde selamlıyorlar. Ve kendi kendilerine: "Söylediklerimiz dolayısıyla Allah bize azab etse ya." derler. Onlara cehennem yeter; oraya gireceklerdir. Artık o, ne kötü bir gidiş yeridir. (Mücadele Suresi, 8)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim Allah'a ve elçisine isyan eder ve onun sınırlarını aşarsa, onu da içinde ebedi kalacağı ateşe sokar. Onun için alçaltıcı bir azab vardır. (Nisa Suresi, 14)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Andolsun, senden önceki elçilerle de alay edildi, fakat içlerinden küçük düşürenleri, o alaya aldıkları (azap) sarıp-kuşatıverdi. (Enbiya Suresi, 41)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra birbiri peşi sıra elçilerimizi gönderdik; her ümmete kendi elçisi geldiğinde, onu yalanladılar. Böylece biz de onları (yıkıma uğratıp yok etmede) kimini kiminin izinde yürüttük ve onları (tarihin anlatıp aktardığı) bir olay kıldık. İman etmeyen kavim için yıkım olsun. (Mü'minun Suresi, 44)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Elçinin çağırmasını, kendi aranızda kiminizin kimini çağırması gibi saymayın. Allah, sizden bir diğerinizi siper ederek kaçanları gerçekten bilir. Böylece onun emrine aykırı davrananlar, kendilerine bir fitnenin isabet etmesinden veya onlara acı bir azabın çarpmasından sakınsınlar. (Nur Suresi, 63)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçlerinden Peygamberi incitenler ve: "O (her sözü dinleyen) bir kulaktır" diyenler vardır. De ki: "O sizin için bir hayır kulağıdır. Allah'a iman eder, mü'minlere inanıp-güvenir ve sizden iman edenler için bir rahmettir. Allah'ın elçisine eziyet edenler... Onlar için acı bir azab vardır." (Tevbe Suresi, 61)&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1958315219809297775-6032057222663480404?l=www.kurandanaciklamalar.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1958315219809297775/posts/default/6032057222663480404'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1958315219809297775/posts/default/6032057222663480404'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kurandanaciklamalar.com/2009/04/kuranda-disiplin-kavrami.html' title='KURAN&apos;DA DİSİPLİN KAVRAMI'/><author><name>Furkan Samed</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01359044970969383296</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1958315219809297775.post-4496556882915986526</id><published>2009-04-04T11:38:00.000-07:00</published><updated>2009-04-04T11:40:22.716-07:00</updated><title type='text'>Herşey Kadere Göre Yaratılmıştır</title><content type='html'>&lt;p style="text-align: justify; font-weight: bold;"&gt;Hiç şüphesiz,  biz her şeyi kader ile yarattık. (Kamer Suresi,49)&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;De ki: "Allah'ın dilemesi dışında, kendim için zarardan ve yarardan (hiç bir şeye) malik değilim. Her ümmetin bir eceli vardır. Onların ecelleri gelince, artık ne bir saat ertelenebilirler, ne öne alınabilirler. (Yunus Suresi, 49)&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;Senin içinde olduğun herhangi bir durum, onun hakkında Kur'an'dan okuduğun herhangi bir şey ve sizin işlediğiniz herhangi bir iş yoktur ki, ona (iyice) daldığınızda, biz sizin üzerinizde şahidler durmuş olmayalım. Yerde ve gökte zerre ağırlığınca hiç bir şey Rabbinden uzakta (saklı) kalmaz. Bunun daha küçüğü de, daha büyüğü de yoktur ki, apaçık bir kitapta (kayıtlı) olmasın. (Yunus Suresi, 61)&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify; font-weight: bold;"&gt;                  &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify; font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;"Hani kız kardeşin gezinip; "Onu(n bakımını) üstlenecek birini size haber vereyim mi?" demekteydi. Böylece, seni annene geri çevirmiş olduk ki, gözü aydın olsun ve hüzne kapılmasın. Sen bir insan öldürmüştün de, biz seni tasadan kurtarmış ve seni 'esaslı bir denemeden geçirip-denemiştik.' Medyen halkı arasında da yıllarca kalmıştın, sonra bir kader üzerine (buraya) geldin ey Musa." (Taha Suresi, 40)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah'ın izni olmaksızın hiç bir nefis için ölmek yoktur. O, süresi belirtilmiş bir yazıdır. Kim dünyanın yararını (sevabını) isterse ona ondan veririz, kim ahiret sevabını isterse ona da ondan veririz. Biz şükredenleri pek yakında ödüllendireceğiz. (Al-i İmran Suresi, 145)&lt;br /&gt;         &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify; font-weight: bold;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify; font-weight: bold;"&gt;Sonra kederin ardından üzerinize bir güvenlik (duygusu) indirdi, bir uyuklama ki, içinizden bir grubu sarıveriyordu. Bir grup da, canları derdine düşmüştü; Alah'a karşı haksız yere cahiliye zannıyla zanlara kapılarak: "Bu işten bize ne var ki?" diyorlardı. De ki: "Şüphesiz işin tümü Allah'ındır." Onlar, sana açıklamadıkları şeyi içlerinde gizli tutuyorlar, "Bu işten bize bir şey olsaydı, biz burada öldürülmezdik" diyorlar. De ki: &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify; font-weight: bold;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify; font-weight: bold;"&gt;"Evlerinizde olsaydınız da üzerlerine öldürülmesi yazılmış olanlar, yine devrilecekleri yerlere gidecekti. (Bunu) Allah, sinelerinizdekini denemek ve kalplerinizde olanı arındırmak için (yaptı). Allah, sinelerin özünde saklı duranı bilendir. (Al-i İmran Suresi, 154)&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;Sizi çamurdan yaratan, sonra bir ecel belirleyen O'dur. Adı konulmuş ecel, O'nun katındadır. Sonra siz (yine) kuşkuya kapılıyorsunuz. (En'am Suresi, 2)&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;Her ümmet için bir ecel vardır. Onların ecelleri gelince, ne bir saat ertelenebilirler ne de öne alınabilirler (tam zamanında çökerler.) (A'raf Suresi, 34)&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;         Hiç bir ümmet, kendi ecelini ne öne alabilir, ne de onlar ertelenebilirler.  (Hicr Suresi, 5)&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;Gökte ve yerde gizli olan hiç bir şey yoktur ki, apaçık olan bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da) olmasın. (Neml Suresi, 75)&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;Yeryüzünde olan ve sizin nefislerinizde meydana gelen herhangi bir musibet yoktur ki, Biz onu yaratmadan önce, bir kitapta (yazılı) olmasın. Şüphesiz bu, Allah'a göre pek kolaydır. (Hadid Suresi, 22)&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;Eğer Rabbinden geçmiş bir söz ve adı konulmuş (belirlenmiş) bir süre (ecel) olmasaydı muhakkak (yıkım azabı) kaçınılmaz olurdu. (Taha Suresi, 129)&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;İnsanlar, tek bir ümmetten başka değildi; sonra anlaşmazlığa düştüler. Eğer Rabbinden geçmiş (verilmiş) bir söz olmasaydı, anlaşmazlığa düştükleri şey konusunda mutlaka aralarında hüküm verilmiş olurdu. (Yunus Suresi, 19)&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;De ki: "Allah'ın bizim için yazdıkları dışında, bize kesinlikle hiç bir şey isabet etmez. O bizim mevlamızdır. Ve mü'minler yalnızca Allah'a tevekkül etmelidirler." (Tevbe Suresi, 51)&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;Allah sana bir zarar dokunduracak olsa, O'ndan başka bunu senden kaldıracak yoktur. Ve eğer sana bir hayır isterse, O'nun bol fazlını geri çevirecek de yoktur. Kullarından dilediğine bundan isabet ettirir. O, bağışlayandır, esirgeyendir. (Yunus Suresi, 107)&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;"Eğer Allah sizi azdırmayı dilemişse, ben size öğüt vermek istesem de, öğüdümün size yararı olmaz. O sizin Rabbinizdir ve O'na döndürüleceksiniz." (Hud Suresi, 34)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Ümmetlerden hiçbiri, kendisine tesbit edilmiş eceli ne öne alabilir, ne  erteleyebilir. (Mü'minun Suresi, 43)&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;Rabbin, dilediğini yaratır ve seçer; seçim onlara ait değildir. Allah, onların ortak koştuklarından münezzehtir, yücedir. (Kasas Suresi, 68) &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1958315219809297775-4496556882915986526?l=www.kurandanaciklamalar.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1958315219809297775/posts/default/4496556882915986526'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1958315219809297775/posts/default/4496556882915986526'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kurandanaciklamalar.com/2009/04/hersey-kadere-gore-yaratilmistir.html' title='Herşey Kadere Göre Yaratılmıştır'/><author><name>Furkan Samed</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01359044970969383296</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1958315219809297775.post-6037676038748144831</id><published>2009-04-04T11:34:00.000-07:00</published><updated>2009-04-04T11:40:55.883-07:00</updated><title type='text'>Kuran'dan  Bazı Sebep-Sonuç İlişkileri</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify; font-weight: bold;"&gt;Ey iman edenler, Allah'tan korkup-sakınırsanız, size doğruyu yanlıştan ayıran bir nur ve anlayış (furkan) verir, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Allah büyük fazl sahibidir. (Enfal Suresi, 29)&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;"Rabbiniz şöyle buyurmuştu: "Andolsun, eğer şükrederseniz gerçekten size arttırırım ve andolsun, eğer nankörlük ederseniz, şüphesiz, benim azabım pek şiddetlidir." (İbrahim Suresi, 7)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey Peygamber, mü'minleri savaşa karşı hazırlayıp-teşvik et. Eğer içinizde sabreden yirmi (kişi) bulunursa, iki yüz (kişiyi) mağlub edebilirler. Ve eğer içinizden yüz (sabırlı kişi) bulunursa, kâfirlerden binini yener. Çünkü onlar (gerçeği) kavramayan bir topluluktur. (Enfal Suresi, 65)&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;Dedi ki: "Kiminiz kiminize düşman olarak, hepiniz ordan inin. Artık size benden bir yol gösterici gelecektir; kim benim hidayetime uyarsa artık o şaşırıp sapmaz ve mutsuz olmaz." (Taha Suresi, 123)&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;Size bir iyilik dokununca tasalanırlar, size bir kötülük isabet ettiğindeyse buna sevinirler. Eğer siz sabreder ve sakınırsanız, onların 'hileli düzenleri' size hiçbir zarar veremez. Şüphesiz, Allah, yapmakta olduklarını kuşatandır. (Al-i İmran Suresi, 120)&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;Ey iman edenler, üzerinizdeki (yükümlülük) kendi nefislerinizdir. Siz doğru yola erişirseniz, sapan size zarar veremez. Tümünüzün dönüşü Allah'adır. O, size yaptıklarınızı haber verecektir. (Maide Suresi, 105)&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;"Kim de benim zikrimden yüz çevirirse, artık onun için sıkıntılı bir geçim vardır ve biz onu kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz." (Taha Suresi, 124)&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify; font-weight: bold;"&gt;           &lt;br /&gt;Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin ve çekişip birbirinize düşmeyin, çözülüp yılgınlaşırsınız, gücünüz gider. Sabredin. Şüphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir. (Enfal Suresi, 46)&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;Biz hangi memlekete bir peygamber gönderdiysek onun halkı yalvarıp-yakarsınlar diye, mutlaka onları dayanılmaz bir zorluk (yoksulluk) ve sıkıntıyla yakalayıvermişiz. (A'raf Suresi, 94)&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;Nedeni şu: Bir kavim (toplum), kendinde olanı değiştirinceye kadar Allah, ona nimet olarak bağışladığını değiştirici değildir. Allah şüphesiz işitendir, bilendir. (Enfal Suresi, 53)&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;Eğer o ülkeler halkı inansalardı ve korkup-sakınsalardı, gerçekten üzerlerine hem gökten, hem yerden (sayısız) bolluklar (bereketler) açardık; ancak onlar yalanladılar, biz de onları kazanageldikleri nedeniyle yakalayıverdik. (A'raf Suresi, 96)&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;Sonra (üç iddet bekleme) sürelerine ulaştıkları zaman, artık onları maruf (bilinen güzel bir tarz) üzere tutun, ya da maruf üzere onlardan ayrılın. İçinizden adalet sahibi iki kişiyi de şahid tutun. Şahidliği Allah için dosdoğru yerine getirin. İşte bununla, Allah'a ve ahiret gününe iman edenlere öğüt verilir. Kim Allah'tan korkup-sakınırsa, (Allah) ona bir çıkış yolu gösterir; Ve onu hesaba katmadığı bir yönden rızıklandırır. Kim de Allah'a tevekkül ederse, O, ona yeter. Elbette Allah, kendi emrini yerine getirip-gerçekleştirendir. Allah, her şey için bir ölçü kılmıştır. (Talak Suresi, 2-3)&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;Kadınlarınızdan artık adetten kesilmiş olanlarla henüz adet görmemiş bulunanların iddet (bekleme süre)leri, -eğer şüpheye düşecek olursanız (bilin ki)- üç aydır. Hamile kadınların bekleme-süresi ise, yüklerini bırakmaları (ile biter). Kim Allah'tan korkup-sakınırsa (Allah) ona işinde bir kolaylık gösterir. Bu, Allah'ın size indirdiği emridir. Kim Allah'tan korkup-sakınırsa, Allah, kötülüklerini örter ve onun ecrini büyütür. (Talak Suresi, 4-5)&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;De ki: "Şüphesiz benim Rabbim, kullarından rızkı dilediğine genişletip-yayar ve ona kısar da. Her neyi infak ederseniz, O (Allah), yerine bir başkasını verir; O, rızık verenlerin en hayırlısıdır." (Sebe Suresi, 39) &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1958315219809297775-6037676038748144831?l=www.kurandanaciklamalar.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1958315219809297775/posts/default/6037676038748144831'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1958315219809297775/posts/default/6037676038748144831'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kurandanaciklamalar.com/2009/04/kurandan-bazi-sebep-sonuc-iliskileri.html' title='Kuran&apos;dan  Bazı Sebep-Sonuç İlişkileri'/><author><name>Furkan Samed</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01359044970969383296</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1958315219809297775.post-8957695063887441477</id><published>2009-04-04T11:33:00.001-07:00</published><updated>2009-04-04T11:41:31.974-07:00</updated><title type='text'>Allah'ın Koymuş Olduğu Sınırlara Göre Yaşamak</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify; font-weight: bold;"&gt;Bunlar, Allah'ın sınırlarıdır. Kim Allah'a ve elçisine itaat ederse, onu altından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere sokar. İşte büyük kurtuluş ve mutluluk budur. (Nisa Suresi, 13)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim Allah'a ve elçisine isyan eder ve onun sınırlarını aşarsa, onu da içinde ebedi kalacağı ateşe sokar. Onun için alçaltıcı bir azab vardır. (Nisa Suresi, 14)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boşanma iki defadır. (Sonra) Ya iyilikle tutmak veya güzellikle bırakmak (gerekir). Onlara (kadınlara) verdiğiniz bir şeyi geri almanız size helal değildir; ancak ikisinin Allah'ın sınırlarını ayakta tutamayacaklarından korkmuş olmaları (durumu başka). Eğer ikisinin Allah'ın sınırlarını ayakta tutamayacaklarından korkarsanız, bu durumda (kadının) fidye vermesinde ikisi için de günah yoktur. İşte bunlar, Allah'ın sınırlarıdır; onlara tecavüz etmeyin. Kim Allah'ın sınırlarına tecavüz ederse, onlar zalimlerin ta kendileridir. (Bakara Suresi, 229)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim haddi aşarak ve zulmederek böyle yaparsa, biz onu ateşe göndeririz. Bu  Allah için pek kolaydır. (Nisa Suresi, 30)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey iman edenler, Allah'ın sizin için helal kıldığı güzel şeyleri haram kılmayın ve haddi aşmayın. Şüphesiz Allah, haddi aşanları sevmez. (Maide Suresi, 87)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tevbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, (İslam uğrunda) seyahat edenler, rükû edenler, secde edenler, iyiliği emredenler, kötülükten sakındıranlar ve Allah'ın sınırlarını koruyanlar; sen (bütün) mü'minleri müjdele. (Tevbe Suresi, 112)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte böyle; kim Allah'ın haram kıldıklarını (gözetip hükümlerini) yüceltirse, Rabbinin katında kendisi için hayırlıdır. Size (haklarında yasaklar) okunanlar dışındaki hayvanlar helal kılındı. Öyleyse iğrenç bir pislik olan putlardan kaçının, yalan söz söylemekten de kaçının. (Hac Suresi, 30)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve onlar, ırzlarını (ferç) korurlar; Ancak kendi eşleri ya da sağ ellerinin malik olduğu başka; çünkü onlar (bunlardan dolayı) kınanmazlar. Fakat bunun ötesini arayanlar, artık onlar sınırı çiğneyenlerdir. (Mearic Suresi, 29-31)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey Peygamber, kadınları boşadığınız zaman, iddetleri süresinde (temizlendiklerinde) boşayın ve iddeti sayın. Rabbiniz Allah'tan korkun. Onları evlerinden çıkarmayın, onlar da çıkmasınlar; ancak açık 'çirkin bir hayasızlık' göstermeleri durumu başka. Bunlar Allah'ın sınırlarıdır. Kim Allah'ın sınırlarını çiğnerse, gerçekte o, kendi nefsine zulmetmiş olur. Sen bilmezsin; olabilir ki Allah, bunun arkasından bir iş (durum) oluşturur. (Talak Suresi, 1)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rabbinize yalvara yalvara ve için için dua edin. Şüphesiz O, haddi aşanları  sevmez. (A'raf Suresi, 55)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;De ki: "Ey kitap Ehli, haksız yere dininiz konusunda aşırı gitmeyin ve daha önce sapmış, birçoğunu saptırmış ve dümdüz yoldan kaymış bir topluluğun heva (istek ve tutku)larına uymayın." (Maide Suresi, 77)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne oluyor ki size, kaçınılmaz bir ihtiyaçla karşı karşıya kalmanız dışında, O, size haram kıldıklarını ayrı ayrı açıklamışken, üzerinde Allah'ın ismi anılan şeyleri yemiyorsunuz? Gerçekten çoğu, bir ilim olmaksınız kendi heva (istek ve tutku)larıyla (kimilerini) saptırıyorlar. Şüphesiz, senin Rabbin haddi aşanları en iyi bilendir. (En'am Suresi, 119)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte biz ölçüsüzce davrananları ve Rabbinin ayetlerine inanmayanları böyle cezalandırırız; ahiretin azabı ise gerçekten daha şiddetli ve daha süreklidir. (Taha Suresi, 127)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra onlara verdiğimiz söze sadık kaldık, böylece onları ve dilediklerimizi kurtardık da ölçüsüz davrananları yıkıma uğrattık. (Enbiya Suresi, 9)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1958315219809297775-8957695063887441477?l=www.kurandanaciklamalar.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1958315219809297775/posts/default/8957695063887441477'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1958315219809297775/posts/default/8957695063887441477'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kurandanaciklamalar.com/2009/04/allahin-koymus-oldugu-sinirlara-gore.html' title='Allah&apos;ın Koymuş Olduğu Sınırlara Göre Yaşamak'/><author><name>Furkan Samed</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01359044970969383296</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1958315219809297775.post-2357044938449457307</id><published>2009-04-04T11:31:00.001-07:00</published><updated>2009-04-04T11:42:08.971-07:00</updated><title type='text'>Müslüman Olması İçin Kimse Zorlanamaz</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify; font-weight: bold;"&gt;Artık sen, öğüt verip-hatırlat. Sen, yalnızca bir öğüt verici-bir hatırlatıcısın. Onlara 'zor ve baskı' kullanacak değilsin. (Gaşiye Suresi, 21-22)&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzündekilerin tümü, topluca iman ederdi. Öyleyse, onlar mü'min oluncaya kadar insanları sen mi zorlayacaksın? (Yunus Suresi, 99)&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;Biz onların neler söylediklerini daha iyi biliriz. Sen onların üzerinde bir zorba değilsin; şu halde, Benim kesin tehdidimden korkanlara Kur'an ile öğüt ver. (Kaf Suresi, 45)&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;Dinde zorlama (ve baskı) yoktur. Şüphesiz, doğruluk (rüşd) sapıklıktan apaçık ayrılmıştır. Artık kim tağutu tanımayıp Allah'a inanırsa, o, sapasağlam bir kulpa yapışmıştır; bunun kopması yoktur. Allah, işitendir, bilendir. (Bakara Suresi, 256)&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;         Fakat onlar yüz çevirirlerse, sana düşen yalnızca apaçık bir tebliğdir. (Nahl  Suresi, 82)&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;De ki: "Ey insanlar, şüphesiz size Rabbinizden hak gelmiştir. Kim hidayet bulursa, o ancak kendi nefsi için hidayet bulmuştur. Kim saparsa, o da, kendi aleyhine sapmıştır. Ben sizin üzerinizde bir vekil değilim." (Yunus Suresi, 108)&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;Surat astı ve yüz çevirdi; Kendisine o kör geldi diye. Nerden biliyorsun; belki o, temizlenip-arınacak? Veya öğüt alacak; böylelikle bu öğüt kendisine yarar sağlayacak. Fakat kendini müstağni gören (hiç bir şeye ihtiyacı olmadığını sanan) ise, İşte sen, onda 'yankı uyandırmaya' çalışıyorsun. Oysa, onun temizlenip-arınmasından sana ne? Ama koşarak sana gelen ise, Ki o, 'içi titreyerek korkar' bir durumdadır; Sen ona aldırış etmeden oyalanıyorsun. Hayır; çünkü o (Kur'an), bir öğüttür. Artık dileyen, onu 'düşünüp-öğüt alsın.' (Abese Suresi, 1-12)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1958315219809297775-2357044938449457307?l=www.kurandanaciklamalar.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1958315219809297775/posts/default/2357044938449457307'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1958315219809297775/posts/default/2357044938449457307'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kurandanaciklamalar.com/2009/04/musluman-olmasi-icin-kimse-zorlanamaz.html' title='Müslüman Olması İçin Kimse Zorlanamaz'/><author><name>Furkan Samed</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01359044970969383296</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1958315219809297775.post-4119539518274186655</id><published>2009-04-04T11:25:00.000-07:00</published><updated>2009-04-04T11:43:08.137-07:00</updated><title type='text'>Nefis Hakkında Kuran'dan Bilgiler</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify; font-weight: bold;"&gt;NEFİS KÖTÜLÜKLE DOLUDUR          &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;Onlardan çoğunun inkâra sapanlarla dostluklar kurduklarını görürsün. Kendileri için nefislerinin takdim ettiği şey ne kötüdür. Allah onlara gazablandı ve onlar azabda ebedi kalacaklardır. (Maide Suresi, 80)&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;İşte kalplerinde hastalık olanları: "Zamanın, felaketleriyle aleyhimize dönüp bize çarpmasından korkuyoruz" diyerek aralarında çabalar yürüttüklerini görürsün. Umulur ki Allah, bir fetih veya katından bir emir getirecek de, onlar, nefislerinde gizli tuttuklarından dolayı pişman olacaklardır. (Maide Suresi, 52)&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;"(Yine de) Ben nefsimi temize çıkaramam. Çünkü gerçekten nefis, Rabbimin kendisini esirgediği dışında- var gücüyle kötülüğü emreden-dir. Şüphesiz, benim Rabbim, bağışlayandır, esirgeyendir." (Yusuf Suresi, 53)&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;           &lt;hr style="margin-left: 0px; margin-right: 0px;" size="2" width="100%"&gt;         &lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="style8"&gt;&lt;a name="408" id="408"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;KISKANÇLIĞA VE BENCİL TUTKULARA ELVERİŞLİDİR &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;Eğer bir kadın, kocasının nüşuzundan veya ondan yüz çevirip uzaklaşmasından korkarsa, barış ile aralarını bulup düzeltmekte ikisi için sakınca yoktur. Barış daha hayırlıdır. Nefisler ise 'kıskançlığa ve bencil tutkulara' hazır (elverişli) kılınmıştır. Eğer iyilik yapar ve sakınırsanız, şüphesiz, Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır. (Nisa Suresi, 128)&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;           &lt;hr style="margin-left: 0px; margin-right: 0px;" size="2" width="100%"&gt;         &lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="style8"&gt;&lt;a name="409" id="409"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ASLINDA HER NEFİS KENDİNE BİR BASİRETTİR &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;       Hayır; insan, kendi nefsine karşı bir basirettir. Kendi  mazeretlerini ortaya atsa bile. (Kıyamet Suresi, 14-15) &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;           &lt;hr style="margin-left: 0px; margin-right: 0px;" size="2" width="100%"&gt;         &lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="style8"&gt;&lt;a name="410" id="410"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İNKAR EDENLER NEFİSLERİNDE BÜYÜKLÜĞE KAPILIRLAR&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;Bize kavuşmayı ummayanlar, dediler ki: "Bize meleklerin indirilmesi ya da Rabbimizi görmemiz gerekmez miydi?" Andolsun, onlar kendi nefislerinde büyüklüğe kapıldılar ve büyük bir azgınlıkla baş kaldırdılar. (Furkan Suresi, 21) &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;           &lt;hr style="margin-left: 0px; margin-right: 0px;" size="2" width="100%"&gt;         &lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="style8"&gt;&lt;a name="411" id="411"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;KENDİ YANLIŞLARINI BİLİR, MAZERETLER ÖNE SÜRER &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;       Hayır; insan, kendi nefsine karşı bir basirettir. Kendi  mazeretlerini ortaya atsa bile. (Kıyamet Suresi, 14-15) &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;           &lt;hr style="margin-left: 0px; margin-right: 0px;" size="2" width="100%"&gt;         &lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="style8"&gt;&lt;a name="412" id="412"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;NEFİSLER İNSANLARA BİR REHİNEDİR &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;       Her nefis, kazandıklarına karşılık bir rehinedir. (Müddessir  Suresi, 38) &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;           &lt;hr style="margin-left: 0px; margin-right: 0px;" size="2" width="100%"&gt;         &lt;div style="text-align: justify; font-weight: bold;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;" class="style8"&gt;&lt;a name="413" id="413"&gt;&lt;/a&gt;MÜMİNLER NEFİSLERİNİ ARINDIRIP TEMİZLERLER &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;         &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;Nefse ve ona 'bir düzen içinde biçim verene', Sonra ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene (andolsun). Onu arındırıp-temizleyen gerçekten felah bulmuştur. (Şems Suresi, 7-9) &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;           &lt;hr style="margin-left: 0px; margin-right: 0px;" size="2" width="100%"&gt;         &lt;div style="text-align: justify; font-weight: bold;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify; font-weight: bold;" class="style8"&gt;&lt;a name="414" id="414"&gt;&lt;/a&gt;MÜMİNLER NEFİSLERİNİ HEVADAN VE BENCİL  TUTKULARDAN SAKINDIRIRLAR &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;Kim Rabbinin makamından korkar ve nefsi heva (istek ve tutkular) dan sakındırırsa, Artık şüphesiz cennet, (onun için) bir barınma yeridir. (Nazi'at Suresi, 40-41)&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;Öyleyse güç yetirebildiğiniz kadar Allah'tan korkup-sakının, dinleyin ve itaat edin. Kendi nefsinize hayır (en büyük yarar) olmak üzere infakta bulunun. Kim nefsinin bencil-tutkularından (ya da cimri tutumundan) korunursa; işte onlar, felah (kurtuluş) bulanlardır. (Teğabun Suresi, 16) &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;           &lt;hr style="margin-left: 0px; margin-right: 0px;" size="2" width="100%"&gt;         &lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="style8"&gt;&lt;a name="415" id="415"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;MÜMİNLER AHİRETE KARŞILIK NEFİSLERİNİ SATIN ALIRLAR &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;Hiç şüphesiz Allah, mü'minlerden -karşılığında onlara mutlaka cenneti vermek üzere- canlarını ve mallarını satın almıştır. Onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler; (bu,) Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'an'da O'nun üzerine gerçek olan bir vaaddir. Allah'tan daha çok ahdine vefa gösterecek olan kimdir? Şu halde yaptığınız bu alışverişten dolayı sevinip-müjdeleşiniz. İşte 'büyük kurtuluş ve mutluluk' budur. (Tevbe Suresi, 111)&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;İnsanlardan öylesi vardır ki, Allah'ın rızasını ara(yıp kazan)mak amacıyla nefsini satın alır. Allah, kullarına karşı şefkatli olandır. (Bakara Suresi, 207)&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;           &lt;hr style="margin-left: 0px; margin-right: 0px;" size="2" width="100%"&gt;         &lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;         &lt;span class="style8"&gt;&lt;a name="416" id="416"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İNKAR EDENLER NEFİSLERİNE TERS DÜŞEN ŞEYLERİ YALANLARLAR &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;Andolsun, biz İsrailoğullarından kesin söz almış (misak) ve onlara elçiler göndermiştik. Onlara ne zaman nefislerinin hoşuna gitmeyen bir şeyle bir elçi geldiyse, bir bölümünü yalanladılar, bir bölümünü de öldürdüler. (Maide Suresi, 70)&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;           &lt;hr style="margin-left: 0px; margin-right: 0px;" size="2" width="100%"&gt;         &lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="style8"&gt;&lt;a name="417" id="417"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İNKAR EDENLER NEFİSLERİNİ ÖRTÜP SARARLAR &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;Nefse ve ona 'bir düzen içinde biçim verene', Sonra ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve ondan sakınmayı ilham edene (andolsun). Onu arındırıp-temizleyen gerçekten felah bulmuştur. Ve onu (isyanla, günahla, bozulmalarla) örtüp-saran da elbette yıkıma uğramıştır. (Şems Suresi, 7-10)&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;           &lt;hr style="margin-left: 0px; margin-right: 0px;" size="2" width="100%"&gt;         &lt;div style="text-align: justify; font-weight: bold;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify; font-weight: bold;" class="style8"&gt;&lt;a name="418" id="418"&gt;&lt;/a&gt;İNKAR EDENLER NEFİSLERİNE UYUP HEVA VE HEVESLERİNi  TERCİH EDERLER &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;Kendi istek ve tutkularını (hevasını) ilah edineni gördün mü? Şimdi ona karşı sen mi vekil olacaksın? (Furkan Suresi, 43)&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;Şimdi Rabbinden apaçık bir belge üzerinde bulunan kimse, kötü ameli kendisine 'süslü ve çekici gösterilmiş' ve kendi heva (istek ve tutku)larına uyan kimseler gibi midir? (Muhammed Suresi, 14)&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;Onlardan kimi gelip seni dinler. Nitekim yanından çıkıp-gittikleri zaman, ilim verilenlere derler ki: "O biraz önce ne söyledi?" İşte onlar; Allah, onların kalplerini mühürlemiştir ve onlar kendi heva (istek ve tutku)larına uymuşlardır. (Muhammed Suresi, 16) &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;           &lt;hr style="margin-left: 0px; margin-right: 0px;" size="2" width="100%"&gt;         &lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;         &lt;span class="style8"&gt;&lt;a name="419" id="419"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;İNKAR EDEN KİŞİ ANCAK KENDİ NEFSİNE ZARAR VERİR &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;Kitap Ehlinden bir grup, sizi şaşırtıp saptırmayı arzuladı; fakat onlar ancak kendi nefislerini şaşırtıp-saptırırlar da şuuruna varmazlar. (Al-i İmran Suresi,69)&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;Onların bu dünya hayatındaki harcamaları kendi nefislerine zulmetmiş olan bir kavmin ekinine isabet eden kavurucu soğukluktaki bir rüzgara benzer ki onu (ekini) helak etmiştir. Allah, onlara zulmetmedi, fakat onlar kendi nefislerine zulmetmektedirler. (Al-i İmran Suresi,117)&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;Onlar, hem ondan alıkoyarlar, hem kendileri kaçarlar. Onlar, yalnızca kendi nefislerinden başkasını yıkıma uğratmazlar ama şuurunda değildirler. (En'am Suresi, 26) &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;           &lt;hr style="margin-left: 0px; margin-right: 0px;" size="2" width="100%"&gt;         &lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="style8"&gt;&lt;a name="420" id="420"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;AHİRETTE NEFİS HERŞEYİN DOĞRUSUNU ÖĞRENECEKTİR &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;Biz, her insanın kuşunu (işlediklerini, yaptıklarını) kendi boynuna doladık, kıyamet gününde onun için açılmış olarak önüne konacak bir kitap çıkarırız. "Kendi kitabını oku; bugün nefsin hesap sorucu olarak sana yeter." (İsra Suresi, 13-14)&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;Ve kabirlerin içi 'deşilip dışa atıldığı' zaman; (Artık her) Nefis önceden takdim ettiklerini ve ertelediklerini bilip-öğrenmiştir. (İnfitar Suresi, 4-5)&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;Cehennem ateşi çılgınca kızıştırıldığı zaman, Cennet de yakınlaştırıldığı zaman, (Artık her) Nefis, neyi hazırladığını bilip-öğrenmiştir. (Tekvir Suresi, 12-14)&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;Her bir nefsin hayırdan yaptıklarını hazır bulduğu ve her ne kötülük işlediyse onunla kendisi arasında uzak bir mesafe olmasını istediği o günü (düşünün). Allah, sizi kendisinden sakındırır. Allah, kullarına karşı şefkatli olandır. (Al-i İmran Suresi,30)&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;           &lt;hr style="margin-left: 0px; margin-right: 0px;" size="2" width="100%"&gt;         &lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;" class="style8"&gt;&lt;a name="421" id="421"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;AHİRETTE NEFİS MAZERET ÖNE SÜREMEYECEKTİR &lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;İşte orada, her nefis önceden yaptıklarıyla imtihana çekilmiş olacak ve onlar asıl-gerçek mevlaları olan Allah'a döndürülecekler. Yalan yere uydurdukları da, kendilerinden kaybolup uzaklaşacaklar. (Yunus Suresi, 30)&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;           &lt;hr style="margin-left: 0px; margin-right: 0px;" size="2" width="100%"&gt;         &lt;div style="text-align: justify; font-weight: bold;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify; font-weight: bold;" class="style8"&gt;&lt;a name="422" id="422"&gt;&lt;/a&gt;AHİRETTE İNKARCILAR, DÜNYADAYKEN KENDİ NEFİSLERİNE  ZULMETTİKLERİNİ SÖYLERLER &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;Dediler ki: "Rabbimiz, biz nefislerimize zulmettik, eğer bizi bağışlamazsan ve esirgemezsen, gerçekten hüsrana uğrayanlardan olacağız." (A'raf Suresi, 23) &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1958315219809297775-4119539518274186655?l=www.kurandanaciklamalar.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1958315219809297775/posts/default/4119539518274186655'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1958315219809297775/posts/default/4119539518274186655'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kurandanaciklamalar.com/2009/04/nefis.html' title='Nefis Hakkında Kuran&apos;dan Bilgiler'/><author><name>Furkan Samed</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01359044970969383296</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1958315219809297775.post-2049860899786082988</id><published>2009-02-25T12:25:00.000-08:00</published><updated>2009-02-25T12:26:02.541-08:00</updated><title type='text'>Gece Vakti Tedbirli Olunmasına Yönelik İşaretler</title><content type='html'>&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Geceyi insanlar için bir dinlenme vakti kılan Allah,&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;" class="ayetler"&gt;“De ki: Sabahın Rabbine sığınırım. Karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden.” ayetiyle, gecenin aynı zamanda tedbirli olunması gereken bir zaman olduğuna da dikkat çekmiştir. (Felak Suresi, 1,3)&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Havanın karanlık olduğu, özellikle de ayetlerde belirtildiği gibi etrafı örten koyu bir karanlık olduğu vakitler, insanların hareket kabiliyetinin kısıtlandığı, güvenlik önlemlerinin zorlaştığı, tehlikenin açıkça görülemediği ve dolayısıyla da gafletin daha yoğun olabileceği saatlerdir. Gecenin oluşturduğu bu şartları tehlikeli hale getiren esas sebep ise elbette yine insanlardır. Günaha düşkün olan inkarcılar, bu karakterlerini rahatça sergileyebilmek için kimliklerini büyük ölçüde gizleyen geceyi tercih ederler. Nitekim bu konuda yapılan araştırmalar da, cinayet, yaralama ve hırsızlık türü toplumsal suçları gerçekleştirmek için, insanların gece yarısıyla başlayan ve sabah gün ağarıncaya kadar süren bir zaman aralığını tercih ettiklerini ortaya koymaktadır. &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Bunun yanında, Kuran’da geceye ve karanlığa ilişkin olarak dikkat çekilen bir başka nokta da, müminlere karşı düşmanlık besleyen birtakım insanların, onlara zarar verebilmek için özellikle bu vakitleri tercih ettikleridir. Bu konuya işaret eden ayetlerden birinde, bu tarz kişilerin müminler aleyhinde planlar kurmak için özellikle geceyi tercih ettikleri belirtilmiştir:&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p style="font-weight: bold; text-align: justify;" class="ayetler"&gt;Onlar, insanlardan gizlerler de Allah’tan gizlemezler. Oysa O, kendileri, sözden (plan olarak) hoşnut olmayacağı şeyi ‘geceleri düzenleyip kurarlarken,’ onlarla beraberdir. Allah, yaptıklarını kuşatandır. (Nisa Suresi, 108)&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Bir başka ayette ise, Hz. Salih’e kin duyan inkarcıların, ona karşı saldırı için de geceyi tercih ettikleri haber verilerek, müminlerin bu tarz olaylara karşı temkinli olması gerektiğine işaret edilmiştir:&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p style="font-weight: bold; text-align: justify;" class="ayetler"&gt;Kendi aralarında Allah adına and içerek, dediler ki: “Gece mutlaka ona ve ailesine bir baskın düzenleyelim sonra velisine: Ailesinin yokoluşuna biz şahid olmadık ve gerçekten bizler doğruyu söyleyenleriz, diyelim. (Neml Suresi, 49)&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Allah’ın karanlığın bu özelliğinden haberdar ettiği müminler, akılcılıklarının bir gereği olarak, her türlü tedbiri alırlar. Geceleri bir yerden bir yere hareket ederken, bir iş üzerindeyken ve hatta uyurken bile son derece dikkatli ve temkinli olurlar. Ancak bu tedirginlik anlamında bir dikkat sarf etme değildir. Çünkü müminler, her türlü akılcı tedbiri aldıktan sonra asla herhangi bir tedirginlik duymaz, Allah’a tevekkül ederler. &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1958315219809297775-2049860899786082988?l=www.kurandanaciklamalar.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1958315219809297775/posts/default/2049860899786082988'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1958315219809297775/posts/default/2049860899786082988'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kurandanaciklamalar.com/2009/02/gece-vakti-tedbirli-olunmasna-yonelik.html' title='Gece Vakti Tedbirli Olunmasına Yönelik İşaretler'/><author><name>Furkan Samed</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01359044970969383296</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1958315219809297775.post-35572876641100645</id><published>2009-02-25T12:24:00.000-08:00</published><updated>2009-02-25T12:25:15.887-08:00</updated><title type='text'>Erken Davranmanın Önemi</title><content type='html'>&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Kuran’da güvenliğe dair dikkat çekilen önlemlerden bir başkası da, önemli bir olay söz konusu olduğunda ya da bir girişimde bulunulacağı zaman mümkün olduğunca erkenden harekete geçmektir. Kuran’da bu konuya, Peygamberimiz (sav)’in yaptığı bir uygulama anlatılarak dikkat çekilmiştir:&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p style="font-weight: bold; text-align: justify;" class="ayetler"&gt;Hani sen, müminleri savaşmak için elverişli yerlere yerleştirmek için evinden erkenden ayrılmıştın. Allah işitendir, bilendir. (Ali İmran Suresi, 121)&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Hz. Muhammed (sav)’in, müminlerin mücadele halinde olduğu bir zamanda, inananlar arasında iş bölümü yapmak, onlara uygulamaları gereken detayları haber vermek üzere “erkenden” hareket ettiği haber verilmiştir. Peygamber Efendimiz (sav)'in Kuran’da haber verilen bu tavrı, 1400 seneden beri Kuran’ı okuyan tüm inananlar için yol gösterici ve teşvik edici bir örnek oluşturmuştur. &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Erken harekete geçen kişi, gerekli tüm faaliyetleri bir an önce organize edebilecektir. Bu tavsiyeye uyan kişi, herşeyden önce kendi lehinde kullanabileceği bir süre kazanacaktır. Böylece avantajlı konuma geçebilecek, beklenilmeyen bir durum ya da gecikme olduğunda bunu telafi etme imkanına sahip olacaktır. &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Bunun yanında acele etmek durumunda olmamanın kişilere sağlayacağı psikolojik bir rahatlık da söz konusudur. Kısıtlı bir zaman kimi insanlar üzerinde panik ve heyecan türü etkilere neden olabilir ki bu da kişinin dikkatini, muhakeme, yargı ve çözüm üretebilme kabiliyetini olumsuz yönde etkileyebilir. Dolayısıyla acele etmekten ve panik halinden kaynaklanan dikkatsizlikler ve istenmeyen kazalar meydana gelebilir. Oysa daha geniş bir zaman dilimi içerisinde rahat ve sakin hareket edebilmek, bu durumun tam aksine, aklın ve dikkatin üzerindeki baskıyı tamamen kaldırır ve sağlıklı kararlar alınabilmesini sağlar. &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1958315219809297775-35572876641100645?l=www.kurandanaciklamalar.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1958315219809297775/posts/default/35572876641100645'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1958315219809297775/posts/default/35572876641100645'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kurandanaciklamalar.com/2009/02/erken-davranmann-onemi.html' title='Erken Davranmanın Önemi'/><author><name>Furkan Samed</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01359044970969383296</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1958315219809297775.post-2740651975314669377</id><published>2009-02-25T12:22:00.001-08:00</published><updated>2009-02-25T12:22:50.305-08:00</updated><title type='text'>Başlanacak Bir İşin Her Aşamasının Önceden Düşünülmesi</title><content type='html'>&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Bir işe başlarken çok geniş düşünmek, birkaç aşama sonrasını, karşılaşılabilecek tepkileri, olası alternatifleri hesap edebilmek aklın bir göstergesidir. Akılsız insanlar bu ince hesaplamayı yapamaz, aldıkları bir kararın, giriştikleri bir uygulamanın bir sonraki adımda neler getirip, neler kaybettireceğini tahmin edemezler. Bunun sonucunda da yaptıkları birçok işte başarısız olurlar. &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Müminlerin geniş düşünce kabiliyetinin bir örneği, İbrahim peygamberin, yaşadığı topluma dini anlatmak için izlediği yöntemde görülür: Taşlardan oyarak yapmış oldukları putların ilahi birtakım güçlere sahip olduğuna inanan bu topluluk, Hz. İbrahim’in tüm anlatımlarına rağmen, vicdanları kabul ettiği halde sapkın inançlarından vazgeçmemişlerdir. Bu durumda İbrahim peygamber de, kendilerine onların anlayabileceği bir başka yönden yaklaşmaya karar vermiş ve birkaç aşamalı bir plan izlemiştir.&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Aslında hiçbir anlamı olmayan bu putların, birer taş parçasından ibaret olduğunu kavmine ispatlamak için, putları kırmaya karar vermiştir. Ve bunun için özel bir plan kurmuştur. Öncelikle, akılcı bir yol bularak, bu işi yaparken kendisini kimsenin görmemesini sağlamış ve kendisini güvenceye almıştır. Kalabalığı etrafından uzaklaştırmak için kullandığı yöntem ise ayetlerde şöyle haber verilir:&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify; font-weight: bold;" class="ayetler"&gt;“Ben, doğrusu hastayım” dedi. Böylelikle arkalarını çevirip ondan kaçmaya başladılar. (Saffat Suresi, 89-90)&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Görüldüğü gibi, Hz. İbrahim’in hasta olduğunu söylemesi üzerine halk, bir anda etrafından dağılarak uzaklaşmış ve böylece İbrahim peygamber de putlarla başbaşa kalmıştır. Bu aşamadan sonra gelişen olaylar ise Kuran’da şöyle bildirilmektedir:&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify; font-weight: bold;" class="ayetler"&gt;“Andolsun Allah’a, sizler arkanızı dönüp gittikten sonra, ben sizin putlarınıza muhakkak bir tuzak kuracağım.” Böylece o, yalnızca büyükleri hariç olmak üzere onları paramparça etti; belki ona başvururlar diye. (Enbiya Suresi, 57-58)&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Kavminin büyük bir güce sahip olduklarını sanarak, kendilerine ilah edinmiş oldukları taştan putları kırmış, sadece bir tanesini sağlam bırakmıştır, ki, neler olup bittiğini merak ettiklerinde kendilerine anlatması için büyük puta başvurabilsinler! Ardından merak ve öfke içerisindeki halk Hz. İbrahim’in yanına gelerek olan biteni öğrenmeye çalışmışlardır: &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify; font-weight: bold;" class="ayetler"&gt;Dediler ki: “Ey İbrahim, bunu ilahlarımıza sen mi yaptın?” “Hayır” dedi. “Bu yapmıştır, bu onların büyükleridir; eğer konuşabiliyorsa, siz onlara soruverin.” Bunun üzerine kendi vicdanlarına başvurdular da; “Gerçek şu ki, zalim olanlar sizlersiniz (biziz)” dediler. (Enbiya Suresi, 62-64)&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Bu konuyla ilgili ayetlerin bütünü incelendiğinde, Hz. İbrahim’in son derece akılcı bir şekilde aşamalı bir plana göre hareket ettiği ve sonunda da istediği sonuca ulaştığı açıkça görülmektedir. Gerçekten de, puta tapmakta olan bu topluluk, sağlam kalan putun hiçbir şeyle kendilerine yarar sağlayamayacağını açık bir biçimde anlamıştır. Çünkü bu put ve kırılmış olan diğer putlar birer taş parçasından ibarettirler ve ne görebilmekte, ne duyabilmekte, ne de konuşabilmektedirler. En önemlisi kendilerini bile paramparça edilmekten koruyamamışlardır. Hz. İbrahim’in kavmine anlatmak istediği gerçek de bundan ibarettir zaten. Hiçbir anlam taşımayan taş parçalarına ibadet etmekten vazgeçmeleri, tüm gücün ve tüm yaratılmışların tek sahibi olan Allah’a yönelmeleri. &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;  &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Hz. İbrahim birkaç aşama sonrasında gerçekleşebilecek ihtimalleri hesaplayarak hareket etmiş ve istediği sonuca ulaşmıştır. Bu ve bunun gibi Kuran’da verilmiş olan daha birçok hikmetli örnek bize içinde bulunulan şartları ve kişilerin psikolojilerini göz önünde bulundurmanın, sonuca ulaşmada son derece etkili olacağını gösterir. Akıllı bir mümin başladığı işin sonraki aşamalarını, hangi davranışın kendisine uzun vadeli bir başarı kazandıracağını mutlaka hesaplar. Ve faydalı gördüğü için yaptığı bir şeyin bir sonraki aşamada zarar getirmemesini sağlayacak her türlü tedbiri, Allah'ın Kuran’da işaret ettiği çözümler doğrultusunda düşünerek alır.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1958315219809297775-2740651975314669377?l=www.kurandanaciklamalar.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1958315219809297775/posts/default/2740651975314669377'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1958315219809297775/posts/default/2740651975314669377'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kurandanaciklamalar.com/2009/02/baslanacak-bir-isin-her-asamasnn.html' title='Başlanacak Bir İşin Her Aşamasının Önceden Düşünülmesi'/><author><name>Furkan Samed</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01359044970969383296</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1958315219809297775.post-1224812089765003210</id><published>2009-01-31T06:39:00.000-08:00</published><updated>2009-01-31T06:42:57.549-08:00</updated><title type='text'>Vesveseden nasıl kurtulurum?</title><content type='html'>&lt;p style="text-align: justify;"&gt;İnsanların bir kısmı da vesvesenin boş kuruntulardan oluştuğunu bilir, ancak ondan kurtulma konusunda irade göstermezler. Oysa bu tutum şeytanın insanı inkar etmeye davet etmesine, faaliyetlerine devam etmesine izin vermek anlamına gelir. Kötülüğe yönlendiren bir sese karşı kayıtsız kalmak, 'bunun bana bir zararı olmaz' şeklinde düşünmek şeytanın tuzağına düşmek demektir. Bunu fark eden bir kişinin bundan şiddetle kurtulmaya çalışması gerekir. Çünkü şeytan insana vesveseden kurtulmanın zor bir olay olduğunu telkin etmeye çalışır. Hepsinden önemlisi şeytan, vesveseyi verenin kendisi olduğunu gizler ve bunun insanın kendi zihninin ürettiği düşünceler, kuruntular olduğu yanılgısına sürükler.&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;                         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Şeytan sayısız kuruntuyu insanın zihnine telkin ederek onun için içinden çıkılması mümkün değilmiş gibi görünen bir manzara oluşturur. İnsan da bu suni sorunları çözmesinin mümkün olmadığını görüp umutsuzluk ve karamsarlığa kapılır. Oysa Kuran gözüyle olaylara baksa, herşeyi her an yaratanın Allah olduğunu ve dilediği takdirde herşeyi yaratmaya gücünün yettiğini bilir, her konuda O'na yönelir ve ondan yardım ister. Allah’ın, samimi kullarını içinde bulundukları sıkıntıdan kurtaracağını ve onlara Kendisine yönelmelerinden ve güvenmelerinden dolayı iç huzuru ve mutluluk nasip edeceğini bilir ve umut eder. Rabbimiz'den gafil yaşayan insanlar ise herşeyi kendilerinin çözmeleri gerektiğini düşünür ve güçlerinin tükendiği noktada yıkılır kalırlar. &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;                         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Oysa insanın hızla gelip geçen dünyada yaşadığı her an çok kıymetlidir ve asla boş korkular, faydasız kuruntularla bu "belirlenmiş" süre geçirilmemelidir. İnsan daima olumlu düşünmeli, var oluş gayesine uygun bir çaba içinde olmalıdır. İşte böyle bir çaba gösteren kişi, Allah’ın dilemesiyle dünyada ve ahirette güzellik bulur. Allah'a imanın, kadere teslimiyetin huzurunu fark eden bu kişinin şeytanın oyununa gelmesi mümkün değildir. Yani vesvese belasından kurtulmanın yolu, Allah'a sığınmak ve Rabbimiz'in istediği gibi yaşamak ve davranmaktır:&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;                         &lt;/div&gt;&lt;p style="font-weight: bold; text-align: justify;" class="ayetler"&gt;(Allah'tan) Sakınanlara şeytandan bir vesvese eriştiğinde iyice düşünürler (Allah'ı zikredip anarlar), sonra hemen bakarsın ki, görüp bilmişlerdir. (Araf Suresi, 201)&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;                         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Şeytanın boş kuruntularından kurtulmanın yolu bir başka ayette de şöyle belirtilmiştir:&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;                         &lt;/div&gt;&lt;p style="font-weight: bold; text-align: justify;" class="ayetler"&gt;Eğer sana şeytandan bir kışkırtma (vesvese) gelirse, hemen Allah'a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir. (Araf Suresi, 200)&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;                         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Görüldüğü gibi müminler için şeytanın vesveseleri hiçbir sorun teşkil etmez. Sahip oldukları iman ve sürekli Allah'ı anmaları, şeytana ve onun vesveselerine kapılmamalarını sağlar. Tutunacak hiçbir dalı olmayan inkarcıların ise vesveseyle ve şeytanın oyunlarıyla mücadele edebilecek güçleri de yoktur. Şeytanın emrinde olan kişiler olmaktan asla kurtulamazlar. Nitekim şeytanın iman edenler üzerinde hiçbir gücü olmadığı, ancak inkar edenlere gücünün yettiği ayetlerde şöyle haber verilmiştir:&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;                         &lt;/div&gt;&lt;p style="font-weight: bold; text-align: justify;" class="ayetler"&gt;(Şeytan) Dedi ki: "Rabbim, beni kışkırttığın şeye karşılık, andolsun, ben de yeryüzünde onlara, (sana başkaldırmayı ve dünya tutkularını) süsleyip-çekici göstereceğim ve onların tümünü mutlaka kışkırtıp-saptıracağım."&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;                                            &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"Ancak onlardan muhlis olan kulların müstesna."                      (Allah) Dedi ki: "İşte bu, bana göre dosdoğru olan yoldur."                      "Şüphesiz, kışkırtılıp-saptırılmışlardan sana uyanlar dışında,                      senin Benim kullarım üzerinde zorlayıcı hiçbir gücün yoktur."                      (Hicr Suresi, 39-42)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1958315219809297775-1224812089765003210?l=www.kurandanaciklamalar.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1958315219809297775/posts/default/1224812089765003210'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1958315219809297775/posts/default/1224812089765003210'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kurandanaciklamalar.com/2009/01/vesveseden-kurtulmak.html' title='Vesveseden nasıl kurtulurum?'/><author><name>Furkan Samed</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01359044970969383296</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1958315219809297775.post-4289901356386473406</id><published>2009-01-31T06:38:00.001-08:00</published><updated>2009-01-31T06:38:33.970-08:00</updated><title type='text'>Mallarını infak edenlerin karşılığını Allah artırarak verecektir</title><content type='html'>&lt;p style="font-weight: bold; text-align: justify;" class="ayetler"&gt;De ki: "Şüphesiz benim Rabbim, kullarından rızkı dilediğine genişletip-yayar ve ona kısar da. Her neyi infak ederseniz, O (Allah), yerine bir başkasını verir; O, rızık verenlerin en hayırlısıdır." (Sebe Suresi, 39)&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;                         &lt;/div&gt;&lt;p style="font-weight: bold; text-align: justify;" class="ayetler"&gt;Gerçekten Allah'ın Kitabını okuyanlar, namazı dosdoğru kılanlar ve kendilerine rızık olarak verdiklerimizden gizli ve açık infak edenler; kesin olarak zarara uğramayacak bir ticareti umabilirler. (Fatır Suresi, 29)&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;                         &lt;/div&gt;&lt;p style="font-weight: bold; text-align: justify;" class="ayetler"&gt;Onlara karşı gücünüzün yettiği kadar kuvvet ve besili atlar hazırlayın. Bununla, Allah'ın düşmanı ve sizin düşmanınızı ve bunların dışında sizin bilmeyip Allah'ın bildiği diğer (düşmanları) korkutup-caydırasınız. Allah yolunda her ne infak ederseniz, size 'eksiksiz olarak ödenir' ve siz haksızlığa uğratılmazsınız. (Enfal Suresi, 60)&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;                         &lt;/div&gt;&lt;p style="font-weight: bold; text-align: justify;" class="ayetler"&gt;Küçük, büyük infak ettileri her nafaka ve (Allah yolunda) aştıkları her vadi, mutlaka Allah'ın yaptıklarının daha güzeliyle onlara karşılığını vermesi için, (bunlar) onlar adına yazılmıştır. (Tevbe Suresi, 121)&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;                         &lt;/div&gt;&lt;p style="font-weight: bold; text-align: justify;" class="ayetler"&gt;Mallarını Allah yolunda infak edenler, sonra infak ettikleri şeyin peşinden başa kakmayan ve eziyet vermeyenlerin ecirleri Rableri Katındadır, onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır. (Bakara Suresi, 262)&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;                         &lt;/div&gt;&lt;p style="font-weight: bold; text-align: justify;" class="ayetler"&gt;Onlar ki, mallarını gece, gündüz; gizli ve açık infak ederler. Artık bunların ecirleri Rableri Katındadır, onlara korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır. (Bakara Suresi, 274)&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1958315219809297775-4289901356386473406?l=www.kurandanaciklamalar.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1958315219809297775/posts/default/4289901356386473406'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1958315219809297775/posts/default/4289901356386473406'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kurandanaciklamalar.com/2009/01/mallarn-infak-edenlerin-karslgn-allah.html' title='Mallarını infak edenlerin karşılığını Allah artırarak verecektir'/><author><name>Furkan Samed</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01359044970969383296</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1958315219809297775.post-2268003282803514573</id><published>2009-01-31T06:34:00.000-08:00</published><updated>2009-01-31T06:36:48.136-08:00</updated><title type='text'>Allah Kendi dinine yardım edenlere yardım eder</title><content type='html'>&lt;p style="font-weight: bold; text-align: justify;" class="ayetler"&gt;Onları hidayete erdirecek ve durumlarını düzeltip-ıslah edecektir. Ve onları, kendilerine tarif edip-tanıttığı cennete sokacaktır. Ey iman edenler, eğer siz Allah'a (Allah adına İslam'a ve Müslümanlara) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve sizin ayaklarınızı sağlamlaştırır. (Muhammed Suresi, 5-7)&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;                         &lt;/div&gt;&lt;p style="font-weight: bold; text-align: justify;" class="ayetler"&gt;Onlar ki, yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de (geleceği) yazılı bulacakları ümmi haber getirici (Nebi) olan elçiye (Resul) uyarlar; o, onlara marufu (iyiliği) emrediyor, münkeri (kötülüğü) yasaklıyor, temiz şeyleri helal, murdar şeyleri haram kılıyor ve onların ağır yüklerini, üzerlerindeki zincirleri indiriyor. Ona inananlar, destek olup savunanlar, yardım edenler ve onunla birlikte indirilen nuru izleyenler; işte kurtuluşa erenler bunlardır. (Araf Suresi, 157)&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;                         &lt;/div&gt;&lt;p style="font-weight: bold; text-align: justify;" class="ayetler"&gt;Onlar, yalnızca; "Rabbimiz Allah'tır" demelerinden dolayı, haksız yere yurtlarından sürgün edilip çıkarıldılar. Eğer Allah'ın, insanların kimini kimiyle defetmesi (yenilgiye uğratması) olmasaydı, manastırlar, kiliseler, havralar ve içinde Allah'ın isminin çokça anıldığı mescidler, muhakkak yıkılır giderdi. Allah Kendi (dini)ne yardım edenlere kesin olarak yardım eder. Şüphesiz Allah, güçlü olandır, aziz olandır. (Hac Suresi, 40)&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;                         &lt;/div&gt;&lt;p style="font-weight: bold; text-align: justify;" class="ayetler"&gt;Andolsun, Biz senden önce kendi kavimlerine elçiler gönderdik de onlara apaçık belgeler getirdiler; böylece Biz de suçlu günahkarlardan intikam aldık. İman edenlere yardım etmek ise, Bizim üzerimizde bir haktır. (Rum Suresi, 47) &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;                         &lt;/div&gt;&lt;p style="font-weight: bold; text-align: justify;" class="ayetler"&gt;Rum (orduları) yenilgiye uğradı. Yakın bir yerde. Ama onlar, yenilgilerinden sonra yeneceklerdir. Birkaç yıl içinde. Bundan önce de, sonra da emir Allah'ındır. Ve o gün mü'minler sevineceklerdir. Allah'ın yardımıyla. O, dilediğine yardım eder. O, güçlü ve üstün olandır, esirgeyendir. (Bu,) Allah'ın va'didir; Allah, vadinden geri dönmez. Ancak insanların çoğu bilmezler. (Rum Suresi, 2-6)&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1958315219809297775-2268003282803514573?l=www.kurandanaciklamalar.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1958315219809297775/posts/default/2268003282803514573'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1958315219809297775/posts/default/2268003282803514573'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kurandanaciklamalar.com/2009/01/allah-kendi-dinine-yardm-edenlere-yardm.html' title='Allah Kendi dinine yardım edenlere yardım eder'/><author><name>Furkan Samed</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01359044970969383296</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1958315219809297775.post-5458492212121342553</id><published>2009-01-31T06:26:00.000-08:00</published><updated>2009-01-31T06:27:39.207-08:00</updated><title type='text'>İslam'ı yaşamaya başladıktan sonra geçmiş hayatımda yaptıklarımdan sorumlu olur muyum?</title><content type='html'>&lt;p style="text-align: justify;" class="hyg"&gt;Elbette hiç kimse dini tanımadan önceki                      dönemde yaptıklarından sorumlu olmaz. Bir insan İslam'ı tanımadan                      önce, Kuran'da geçen ifadeyle "cahil"dir, neyin                      doğru neyin yanlış, neyin iyi neyin kötü olduğu hakkında gerçek                      bir bilgisi yoktur. İslam'ı kabul ettiğinde ise bu bilgiye                      erişir, tüm geçmiş yaşantısından vazgeçer, Allah'tan bağışlanma                      diler ve tevbe eder. Allah, sonsuz merhametinin bir göstergesi                      olarak, samimi bir şekilde İslam'a yönelen ve geçmiş yaşamında                      işlediği günahlardan ötürü tevbe edip doğru yolu benimseyen                      bir kimsenin tevbesini kabul edeceğini ve eski kötülüklerini                      iyiliğe çevireceğini vaat etmektedir:&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify; font-weight: bold;"&gt;                         &lt;blockquote&gt;                           &lt;p class="ayetler"&gt;Ancak tevbe eden, iman eden ve salih                              amellerde bulunup davranan başka; işte onların günahlarını                              Allah iyiliklere çevirir. Allah, çok bağışlayandır,                              çok esirgeyendir. (Furkan Suresi, 70)&lt;/p&gt;                           &lt;p class="ayetler"&gt;Gerçekten Ben, tevbe eden, inanan,                              salih amellerde bulunup da sonra doğru yola erişen kimseyi                              şüphesiz bağışlayıcıyım. (Taha Suresi, 82)&lt;/p&gt;                         &lt;/blockquote&gt;                         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Tevbe etmek yalnızca İslam'a yeni kavuşan birisinin değil,                      tüm müminlerin, hayatları boyunca sürdürmeleri gereken, onları                      Allah'ın sonsuz rahmetine ve bağışlamasına götüren bir ibadettir.                      Çünkü hiçbir mümin kendisini hata yapmak ve günah işlemekten                      muaf göremez.&lt;br /&gt;                   &lt;br /&gt;                    Mümin Allah'ın huzurunda ümit ve korku arasında bir ruh hali                      içerisinde bulunur. Ölene kadar, ahiretteki durumunun ne olacağını                      bilmediğinden, Allah'ın azabından hiçbir şekilde kendisini                      emniyette hissedemez. Bununla birlikte, içinde bulunduğu durum                      ne kadar kötü, işlediği günah ne kadar büyük ve fazla olursa                      olsun Allah'ın rahmetinden ümidini kesmez.&lt;br /&gt;                   &lt;br /&gt;                    Şeytanın en büyük hilelerinden birisi insanlara ümitsizliği                      telkin etmesidir. Şeytanın ya da hayatını şeytanın ilhamlarıyla                      yönlendiren kimselerin verdikleri, "artık iş işten geçti",                      "bu saatten sonra seni kimse kurtaramaz", "zaten                      boğazına kadar günaha batmışsın" gibi vesveseler insanları                      Allah'ın sonsuz bağışlama ve rahmetinden uzaklaştırmayı amaçlamaktadır.                      Allah insanları, şeytan ve yandaşlarının onları cehenneme                      çekmek için kullandıkları bu ümitsizlik tuzağına karşı pek                      çok ayette uyarmakta, onları tevbe ve bağışlanma dilemeye                      çağırmaktadır.&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;                         &lt;blockquote&gt;                           &lt;p style="font-weight: bold;" class="ayetler"&gt;(Benden onlara) De ki: "Ey kendi aleyhlerinde                              olmak üzere ölçüyü taşıran kullarım. Allah'ın rahmetinden                              umut kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları bağışlar.                              Çünkü O, bağışlayandır, esirgeyendir." Azab size                             gelip çatmadan evvel, Rabbinize yönelip-dönün ve                             O'na teslim olun. Sonra size yardım edilmez. Rabbinizden,                             size indirilenin en güzeline uyun; siz hiç şuurunda                             değilken, azab apansız size gelip çatmadan evvel.                             (Zümer Suresi, 53-55)&lt;/p&gt;                           &lt;p style="font-weight: bold;" class="ayetler"&gt;Allah, tevbelerinizi kabul etmek ister;                              şehvetleri ardınca gidenler ise, sizin büyük bir sapma                              ile sapmanızı isterler. (Nisa Suresi, 27)&lt;/p&gt;                           &lt;p style="font-weight: bold;" class="ayetler"&gt;Kim kötülük işler veya nefsine zulmedip                              sonra Allah'tan bağışlanma dilerse Allah'ı bağışlayıcı                              ve merhamet edici olarak bulur. (Nisa Suresi, 110)&lt;/p&gt;                         &lt;/blockquote&gt;                         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Bu ayetleri gördükten sonra, gerçek anlamda Kuran'a iman                      eden kimsenin, hiçbir durumda şeytanın ümitsizlik tuzağına                      düşmesi mümkün değildir. Ancak Allah'ın bağışlamasına güvenip                      de, "Allah nasıl olsa affeder" diyerek günahlarından                      vazgeçmeyenler, Allah'ın emir ve yasaklarını gözetmeyenler,                      bu sefer de şeytanın bir başka tuzağına düşmüş olurlar. Ve                      bu durumlarını düzeltip pişman olmadıkları ve doğru yola yönelmedikleri                      sürece, edecekleri tevbelerin bir geçerliliği olmayacaktır.                      Çünkü Allah hangi tevbeleri kabul edeceğini Kuran'da bildirmiştir:&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify; font-weight: bold;"&gt;                         &lt;blockquote&gt;                           &lt;p class="ayetler"&gt;Allah'ın (kabulünü) üzerine aldığı                              tevbe, ancak cehalet nedeniyle kötülük yapanların, sonra                              hemen tevbe edenlerin(kidir). İşte Allah, böylelerinin                              tevbelerini kabul eder. Allah, bilendir, hüküm ve hikmet                              sahibi olandır. (Nisa Suresi, 17) &lt;/p&gt;                         &lt;/blockquote&gt;                         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Sonuç olarak, samimi ve kararlı bir şekilde İslam'ı yaşamaya                     başlamış ve eski yaşantısını terk etmiş bir insan, geçmiş                     hayatında ne yapmış, ne kadar çok kötülük işlemiş olursa                     olsun, bunlardan sorumlu değildir. Kuran'da bildirildiği                     üzere "... geçen geçmiştir..." (Nisa Suresi, 22)                     Kuşkusuz bu değerlendirme müminler açısından da geçerlidir.                     Yani İslam'ı kabul eden bir insanın önceki yaşamında neler                     yaptığı müminler açısından hiçbir önem taşımaz. O bundan                     sonraki hayatını Kuran ahlakına uygun bir şekilde düzenleyecek                     ve Allah'ın Katında bundan sorumlu olacaktır.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1958315219809297775-5458492212121342553?l=www.kurandanaciklamalar.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1958315219809297775/posts/default/5458492212121342553'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1958315219809297775/posts/default/5458492212121342553'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kurandanaciklamalar.com/2009/01/islam-yasamaya-basladktan-sonra-gecmis.html' title='İslam&apos;ı yaşamaya başladıktan sonra geçmiş hayatımda yaptıklarımdan sorumlu olur muyum?'/><author><name>Furkan Samed</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01359044970969383296</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1958315219809297775.post-6723291610981348185</id><published>2009-01-31T06:23:00.000-08:00</published><updated>2009-01-31T06:24:53.395-08:00</updated><title type='text'>Müslümanların zengin, güçlü ve gösterişli olmaları İslam'ın genel mantığıyla çelişir mi?</title><content type='html'>&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Bazı çevrelerde fakirliği, az gelişmişliği, köylülüğü, ezikliği                      ya da yaygın deyimle dünyadan elini-eteğini çekmeyi Müslümanlığın                      simgesi olarak görmek adeta alışkanlık haline gelmiştir. Bunun                      tersine bir modelin dinle ilgisi olmadığı inancı oldukça yaygındır.                      Ancak bu doğru değildir ve diğer birçok konuda olduğu gibi,                      Kuran'dan uzak bir din anlayışının varlığından kaynaklanır.                      Dinin temel kaynağı olan Kuran, hiç okunup üzerinde düşünülmemiştir.                      Bu nedenle de kulaktan dolma hurafelerden oluşan bir din anlayışı                      gelişmiştir.&lt;br /&gt;                   &lt;br /&gt;                    İslam'ın içine girmiş yanlış uygulamalar, &lt;span style="font-weight: bold;" class="ayetler"&gt;"...                      Rabbim gerçekten benim kavmim, bu Kur'an'ı terkedilmiş (bir                      kitap) olarak bıraktılar." (Furkan Suresi, 30) &lt;/span&gt;ayetiyle                      dikkat çekildiği gibi, Kuran'ın terk edilmesinden kaynaklanmaktadır.                      Oysa Kuran'a bakıldığında, İslam'ın kesinlikle böyle bir model                      öngörmediği rahatlıkla anlaşılır. Birçok peygambere büyük                      servet ve mülk verildiği ayetlerde yer alır. Bunların içinde                      Hz. Süleyman'ın eşi görülmemiş zenginliği ve ihtişamı asırlardır                      dillere destan olmuştur. Allah'ın birçok ayette kendisinden                      övgüyle bahsettiği ve örnek gösterdiği Hz. Süleyman, kuşkusuz                      Allah'ın rızası dışında bir amaca ve Allah'ın dini dışında                      bir yol göstericiye sahip değildi. Öyle ki, Hz. Süleyman Allah'ın                      kendisine verdiği söz konusu büyük mülke sahip olmadan önce                      şöyle dua etmişti:&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify; font-weight: bold;"&gt;                         &lt;blockquote&gt;                           &lt;p class="ayetler"&gt;"Rabbim, beni bağışla ve benden                             sonra  hiç kimseye nasib olmayan bir mülkü bana armağan                             et.  Şüphesiz Sen, karşılıksız armağan edensin." (Sad                             Suresi, 35)&lt;/p&gt;                         &lt;/blockquote&gt;                         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Eğer zengin olmayı dilemek Müslümanlar için kınanmış bir                      hareket olsaydı, Allah'ın birçok ayetiyle övdüğü bir peygamber                      bunun için dua etmezdi. Nitekim Kuran'da bildirildiği gibi                      Allah Hz. Süleyman'ın bu duasını kabul etmiştir. Ve Kuran'da                      Hz. Süleyman'dan sürekli övgüyle bahsedilmektedir:&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify; font-weight: bold;"&gt;                         &lt;blockquote&gt;                           &lt;p class="ayetler"&gt;Biz Davud'a Süleyman'ı armağan ettik.                              O, ne güzel kuldu. Çünkü o, (daima Allah'a) yönelip-dönen                              biriydi. (Sad Suresi, 30)&lt;/p&gt;                         &lt;/blockquote&gt;                         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Hz. Süleyman bu konuda tek örnek değildir. Allah Hz. Süleyman'ın                      babası Hz.Davud'a da hükümdarlık verilmiş, onu güç ve iktidar                      sahibi bir peygamber kılmıştı. Aynı şekilde Allah, Hz. İbrahim                      ve ailesine de büyük bir mülk verdiğini bildirmiştir:&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify; font-weight: bold;"&gt;                         &lt;blockquote&gt;                           &lt;p class="ayetler"&gt;Yoksa onlar, Allah'ın Kendi fazlından                              insanlara verdiklerini mi kıskanıyorlar? Doğrusu                             Biz,  İbrahim ailesine Kitabı ve hikmeti verdik;                             onlara büyük  bir mülk de verdik. (Nisa Suresi, 54)&lt;/p&gt;                         &lt;/blockquote&gt;                         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Dikkat edilirse üstteki ayette Allah'ın bir lütuf olarak                      Müslümanlara verdiği zenginliği kıskanmak da yerilmektedir.                     &lt;br /&gt;                   &lt;br /&gt;                    Allah'ın Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)'i de zenginleştirdiği                      Kuran'da şöyle haber verilir: &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify; font-weight: bold;"&gt;                         &lt;blockquote&gt;                           &lt;p class="ayetler"&gt;Bir yoksul iken seni bulup zengin etmedi                              mi? (Duha Suresi, 8)&lt;/p&gt;                         &lt;/blockquote&gt;                         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;İşte bu noktada müminlerin zenginlik anlayışı ile cahiliyedeki                      zenginlik anlayışının farkı ortaya çıkmaktadır. Müminler,                      mülkün Allah'tan geldiğinin ve mülkün asıl sahibinin de yine                      Allah olduğunun bilincindedirler. Oysa cahiliyedeki zenginlik                      anlayışı, malı sahiplenme içgüdüsü üzerine kuruludur ki, bu                      tüm mülkün sahibi olan Allah'a karşı bir isyandır. İki taraf                      arasındaki bu büyük fark, mülkün kullanılmasında da ortaya                      çıkar. Müminler mülkü Allah rızasına uygun olarak, hayırlı                      işler için harcarlar. Oysa cahiliyedeki mülk sahiplerinin                      temel özelliği &lt;span style="font-weight: bold;" class="ayetler"&gt;"yeryüzünde bozgunculuk"                      (Kasas Suresi, 77)&lt;/span&gt; çıkarmalarıdır.&lt;br /&gt;                   &lt;br /&gt;                    Zenginlik, ihtişam ve hakimiyet Allah'ın dilediği mümin kullarına                      armağan ettiği bir lütfudur. Önemli olan Allah'ın helal yoldan                      verdiği mal ve servete karşı gereken şükrü yaparak bunları                      yerli yerinde kullanmak, Allah'ın nimetini sürekli anmak ve                      bu sayede Allah'a yakınlaşmaya ve O'nun rızasını kazanmaya                      yollar aramaktır.&lt;br /&gt;                   &lt;br /&gt;                    Nitekim Hz. Süleyman'ın Kuran'da geçen ifadesi onun mal sevgisine                      yönelmesinin amacını açıklamaktadır:&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify; font-weight: bold;"&gt;                         &lt;blockquote&gt;                           &lt;p class="ayetler"&gt;O (Süleyman) da demişti ki: "Gerçekten                              ben, mal sevgisini Rabbimi zikretmekten dolayı tercih                              ettim..." (Sad Suresi, 32)&lt;/p&gt;                         &lt;/blockquote&gt;                         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Ancak, bu dünyanın bir imtihan yeri olduğunu da akıldan                           çıkarmamak gerekir. Çeşitli sıkıntılar ve zorluklar                           karşısında gösterilen sabır ve kararlılığın şiddeti                           insanın imanındaki derinliği belirler. Bu nedenle Allah,                           bu üstün özelliklerini ortaya çıkarmak ve onları Kendi                           Katında mükafatlandırmak için inananları değişik olay                           ve ortamlarla karşılaştırabilir. Allah müminlerin sabrını                           ve Kendisi'ne karşı olan güvenlerini, ölüm, korku ve                           açlık gibi çeşitli güçlüklerle olduğu gibi fakirlikle                           de deneyebilir. Fakat doğru olan, Müslümanın, bir yandan                           güzelce sabrederken, diğer yandan da Allah'ın nimetlerini                           artırması, genişletmesi, ferahlık vermesi için sürekli                           bir dua içinde bulunmasıdır. Ayrıca bunu yalnız kendi                           şahsı için değil, bütün müminler için istemesi ve Allah'ın                           adını yüceltmek için geniş imkanlar talep etmesi gerekir.                           Kuran'ın ruhuna en uygun olan davranış şekli de budur.&lt;br /&gt;                   &lt;br /&gt;                     Bu arada mutlaka unutulmaması gereken bir nokta vardır:                     İslam'da insanlar zenginlik kıstasına göre değerlendirilmezler.                     Bir insanın fakir ya da zengin olması onun Allah Katındaki                     konumunu etkilemez. Önemli olan, sahip olduğu mülkü, ister                     çok az ister çok fazla olsun, Allah'ın rızasına uygun olarak                     harcayıp-harcamadığıdır. Müminin zengin olma talebinin ardında                     da, elde edeceği malları Allah'ın rızasına uygun olarak kullanabilmek                     isteği vardır. Bunun aksi bir tavır, yani "mal biriktirmek" müminler                     için söz konusu olamaz. Çünkü "mal biriktiren" kişilerin, "&lt;strong&gt;...                     Altını ve gümüşü biriktirip de Allah yolunda harcamayanlar...                     Onlara acı bir azabı müjdele&lt;/strong&gt;" (Tevbe Suresi, 34) hükmüne                     girmesi söz konusudur.&lt;br /&gt;                   &lt;br /&gt;                    İnananlar bu dünyada Allah'ın nimetlerinden yararlanıp zevk                      aldıkları gibi, kendilerine verilenleri Allah yolunda harcamaktan                      da çok büyük zevk alırlar. Bu gözle bakıldığında mal, mülk,                      servet ve bunlara sahip olmak için dua etmek samimi müminler                      için bir ibadet ve ecir kaynağıdır. Allah şükrü yapılan ve                      Allah yolunda sarf edilen malı artıracağını vaat etmektedir.                     &lt;br /&gt;                   &lt;br /&gt;                    Aynı zamanda Kuran'a tabi olan gerçek bir mümin yeryüzünde                      Allah'ın kuludur; O'nu temsil eder. Bu nedenle de Allah, yeryüzünün                      gerçek sahiplerinin müminler olacağını bildirirken, bu nimete                      erişecek olanların sahip oldukları özellikleri Kuran'da şöyle                      belirtir:&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify; font-weight: bold;"&gt;                                            &lt;span class="ayetler"&gt;Allah, içinizden iman edenlere ve salih                      amellerde bulunanlara va'detmiştir: Hiç şüphesiz onlardan                      öncekileri nasıl 'güç ve iktidar sahibi' kıldıysa, onları                      da yeryüzünde 'güç ve iktidar sahibi' kılacak, kendileri için                      seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak                      ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir. Onlar,                      yalnızca Bana ibadet ederler ve Bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar.                      Kim bundan sonra inkâr ederse, işte onlar fasıktır. (Nur Suresi,                      55) &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1958315219809297775-6723291610981348185?l=www.kurandanaciklamalar.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1958315219809297775/posts/default/6723291610981348185'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1958315219809297775/posts/default/6723291610981348185'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kurandanaciklamalar.com/2009/01/muslumanlarn-zengin-guclu-ve-gosterisli.html' title='Müslümanların zengin, güçlü ve gösterişli olmaları İslam&apos;ın genel mantığıyla çelişir mi?'/><author><name>Furkan Samed</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01359044970969383296</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1958315219809297775.post-6014170893037612591</id><published>2009-01-31T06:18:00.000-08:00</published><updated>2009-01-31T06:20:07.163-08:00</updated><title type='text'>"Kuran'ın indirildiği dönemle bu dönem çok farklı. Kuran ayetleri bu asra cevap verebilir mi?"</title><content type='html'>&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Akılsız bazı kimseler Kuran'ın 1400 yıl önceki Arap toplumuna                      hitap ettiği ve bugünün toplumları için geçerli olamayacağı                      yönünde iddialarını sık sık tekrarlarlar. Bu kişilere göre                      Kuran ya tamamen bir kenara bırakılmalı ya da kendilerince                      "sakıncalı" buldukları bazı bölümleri değiştirilmelidir.                  &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;                                            &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Öncelikle bu kişilere şu sorular sorulmalıdır: Onlar Kuran'ın                     Allah'ın insanlara indirdiği bir "yol gösterici" (Bakara                     Suresi, 2) olduğuna mı inanmaktadırlar? Bilinmelidir ki,                     Kuran'da ancak çok yakın zamanda keşfedilen birçok bilimsel                     gerçekle birlikte matematiksel ve tarihsel birçok mucize                     de yer almaktadır. O dönemde bilinmesi mümkün olmayan birçok                     bilimsel bulgunun Kuran ile tam bir uyum içinde olması şüphesiz                     Kuran'ın Allah'ın sözü olduğunun önemli delillerinden biridir.                     Tüm bu gerçeklere rağmen Kuran'dan şüphe duyanlarla ilgili                     olarak Allah şöyle buyurmaktadır: &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;                         &lt;blockquote style="font-weight: bold;"&gt;                           &lt;p class="ayetler"&gt;Eğer kulumuza indirdiğimiz (Kur'an)'dan                              şüphedeyseniz, bu durumda, siz de bunun benzeri bir                              sûre getirin. Ve eğer doğru sözlüyseniz, Allah'tan başka                              şahitlerinizi (kendilerine güvendiğiniz yardımcılarınızı)                              çağırın. Ama yapamazsanız -ki kesin olarak yapamayacaksınız-                              bu durumda kafirler için hazırlanmış ve yakıtı insanlar                              ile taşlar olan ateşten sakının. (Bakara Suresi, 23-24)&lt;/p&gt;                         &lt;/blockquote&gt;                         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Nitekim Kuran'ın "insan yazması" olduğunu öne süren                      bir kimse Müslüman değildir. Ancak asıl ilginç olan, "Kuran                      bugünün ihtiyaçlarını karşılayamaz" diyen bazı kimselerin                      bir yandan da Müslüman olduklarını iddia ediyor olmalarıdır.                      Bu kişilerin gösterdikleri tavrın ise ancak iki açıklaması                      olabilir: Ya cahildirler ve Kuran hakkında hiçbir şey bilmiyorlardır                      ya da Müslüman olmadıklarını açıkça söylemekten çekinen birer                      sahtekardırlar.&lt;br /&gt;                 &lt;br /&gt;                   Çünkü Kuran'ın hükümlerini bilen bir insanın böyle bir safsatayı                     savunması düşünülemez. Bu kişiler, Kuran'ın her döneme ve                     her topluma hitap eden, Allah'ın hak kitabı olduğunu fark                     edememiş durumdadırlar. Oysa Kuran'ı açık bir şuurla okuyan                     kişi görür ki, Kuran'da anlatılan kişi ve toplum özellikleri,                     bugün de dahil olmak üzere tarihin her döneminde mevcut olmuştur.                     Din ahlakından uzak toplumların içinde bulunduğu bütün yanlışlıklar,                     bozukluk ve sapkınlıklar Kuran'da anlatılır, o toplumların                     dine karşı gösterdiği tepkiler tarif edilir, karakter tahlilleri                     yapılır. Bu tarif ve tahliller de günümüz dünyasına tamamen                     uymakta, Kuran'ın her döneme hitap ettiğini bir kez daha                     teyid etmektedir. Kuran ahlakını uygulamak üzere okuyan ve                     elinden geldiğince uygulamaya başlayan bir kişi -ki o artık "mümin" olma                     yolundadır- gün geçtikçe Kuran'ın hayatın her anını nasıl                     kapsadığını, Kuran'a olan inancı artarak görecektir. Kuran'da                     inanan insanın karşılaşacağı olaylar, bunlara karşı nasıl                     tavır göstermesi gerektiği ayrıntılarıyla tarif edilmiş durumdadır.&lt;br /&gt;                 &lt;br /&gt;                   İnkarcıların "toplum sürekli gelişmektedir, din ise durağandır"                      şeklindeki tutarsız ifadeleri de aslında Kuran'da teşhisi                      yapılan bir kavrayış eksikliğidir. Kuran'dan bildirildiğine                      göre, binlerce yıl önceki inkarcılar da, dini &lt;span style="font-weight: bold;" class="ayetler"&gt;"...                      eskilerin masalları"&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; (Nahl Suresi, 24)&lt;/span&gt; olarak                      yorumluyorlardı. Benzer şekilde dönemin inkarcıları Peygamberimiz                      (sav)'den Kuran'ın bazı kısımlarını değiştirmesini istemişlerdi:&lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify; font-weight: bold;"&gt;                         &lt;blockquote&gt;                           &lt;p class="ayetler"&gt;Onlara ayetlerimiz apaçık belgeler                             olarak okunduğunda, Bizimle karşılaşmayı ummayanlar,                             derler ki: "Bundan başka bir Kur'an getir veya onu değiştir."                              De ki: "Benim onu kendi nefsimin bir öngörmesi olarak                              değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben, yalnızca                              bana vahyolunana uyarım. Eğer Rabbime isyan edersem,                              gerçekten ben, büyük günün azabından korkarım." (Yunus                             Suresi, 15) &lt;/p&gt;                         &lt;/blockquote&gt;                         &lt;/div&gt;&lt;p style="text-align: justify;"&gt;Ayetlerde sözü edilen ve "Kuran'ın değiştirilmesi"ni                      isteyen inkarcılar, Kuran'ın ilk indirildiği dönemde yaşayan                      kişilerdir. Bunların Kuran ayetlerine itirazlarının ardındaki                      neden, Kuran ahlakının yaşandığı ortamların kendi çıkarlarına                      aykırı düşüyor olmasıdır.&lt;br /&gt;                 &lt;br /&gt;                   Bugün de durum aynıdır. Kurulu cahiliye sisteminden çıkar                      sağlayanlar doğal olarak, İslam'ın getirdiği ahlak anlayışına                      ve yaşam tarzına karşıdırlar. Bunların ağzından sık sık "Kuran'ın                      bazı kısımlarının çağa uydurulması, reforme edilmesi"                      gibi sözler duyabilirsiniz. Aslında bununla yapmak istedikleri,                      Kuran'ı kendi cahiliye düzenlerine uydurmaya çalışmaktan başka                      bir şey değildir. &lt;/p&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;                                            Oysa bu çaba boşunadır. Kuran'da haber verilen,&lt;span class="ayetler"&gt;                      &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"Hiç şüphesiz, zikri (Kur'an'ı) Biz indirdik Biz; onun koruyucuları                      da gerçekten Biziz" (Hicr Suresi, 9)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; ayetinin hükmüne                      göre, Kuran'ın tek bir harfi bile değiştirilemeyecektir. Kuran                      Allah'ın insanlara olan mesajıdır, bundan sonra herhangi bir                      vahiy gelmeyecektir. Dolayısıyla bugün de, yüzlerce yıl sonra                      da insanların tek kurtuluş yolu Kuran'da bildirilmektedir.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1958315219809297775-6014170893037612591?l=www.kurandanaciklamalar.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1958315219809297775/posts/default/6014170893037612591'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1958315219809297775/posts/default/6014170893037612591'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kurandanaciklamalar.com/2009/01/kurann-indirildigi-donemle-bu-donem-cok.html' title='&quot;Kuran&apos;ın indirildiği dönemle bu dönem çok farklı. Kuran ayetleri bu asra cevap verebilir mi?&quot;'/><author><name>Furkan Samed</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01359044970969383296</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1958315219809297775.post-3928779045212564942</id><published>2008-11-29T10:35:00.000-08:00</published><updated>2008-11-29T16:33:32.873-08:00</updated><title type='text'>Din ahlakını öğrenmek için sadece Kuran okumak yeterli midir?</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Andolsun, bu Kuran'da insanlar için Biz her örnekten çeşitli açıklamalarda bulunduk. İnsan, herşeyden çok tartışmacıdır. (Kehf Suresi, 54)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar için hidayet rehberi olan Kuran, hakla batılı birbirinden ayırır. Allah katından, iman edenler için bir rahmet olarak gönderilmiştir. Açık ve anlaşılırdır. İnsanlar için bir öğüt ve bir uyarıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarıda yer alan ayette de dikkat çekildiği gibi Kuran'da, insanların hayatları boyunca ihtiyaç duyabilecekleri pek çok konu hakkında açıklamalar ve örnekler bulunmaktadır. İnsanın nasıl bir ahlaka sahip olması gerektiğinden günlük yaşam tarzına, insanlarla ilişkilerinden ticaret hayatına, yerdeki ve gökteki eşsiz yaratılış delillerinden geleceğe dair işaretlere kadar çeşitli bilgiler yer almaktadır. Allah'ın &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;"... Biz Kitap'ta hiçbir şeyi noksan bırakmadık... " (Enam Suresi, 38) &lt;/span&gt;ayetiyle de bildirdiği gibi din ahlakını yaşamak isteyenler için Kuran'da herşey detaylı olarak açıklanmıştır. Kuran'ın bu özelliği ayetlerde şu şekilde bildirilir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Allah'tan başka bir hakem mi arıyayım? Oysa O, size Kitabı açıklanmış olarak indirmiştir. Kendilerine Kitap verdiklerimiz, bunun gerçekten Rabbinden hak olarak indirilmiş olduğunu bilmektedirler. Şu halde, sakın kuşkuya kapılanlardan olma. Rabbinin sözü, doğruluk bakımından da, adalet bakımından da tastamamdır. O'nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O, işitendir, bilendir. (Enam Suresi, 114-115) &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;... Biz Kitabı sana, herşeyin açıklayıcısı, Müslümanlara bir hidayet, bir rahmet ve bir müjde olarak indirdik. (Nahl Suresi, 89)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kuran'ın bu kadar açıklayıcı bir kitap olarak indirilmesinin hikmetlerinden biri de, insanların ayetlerden öğüt almaları ve kendi nefislerine dair tüm eksikliklerin çözümlerini Kuran'dan bulmalarıdır. Bir öfke anında ne yapılacağı, zor bir durumda nasıl sabır gösterileceği, insanı güzel ahlaktan uzaklaştıran haset, alay gibi özelliklerden nasıl sakınılacağı ayetlerde bildirilmektedir. Bunun yanı sıra inkar edenlerin, müşriklerin, münafıkların ahlakları hakkında da bilgiler verilmekte, iman edenlerin bunlardan ibret almaları tavsiye edilmektedir. Dolayısıyla ayetler üzerinde dikkatle düşünen bir insan, Kuran'dan hem kendi nefsine yönelik, hem de çevresinde olup bitenlere yönelik çok fazla ders çıkarabilir. Allah Taha Suresi'nde şu şekilde buyurmaktadır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Böylece Biz onu Arapça bir Kur'an olarak indirdik ve onda korkulacak şeyleri türlü şekillerde açıkladık; umulur ki korkup-sakınırlar ya da onlar için düşünme (yeteneğini) oluşturur. (Taha Suresi, 113)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1958315219809297775-3928779045212564942?l=www.kurandanaciklamalar.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1958315219809297775/posts/default/3928779045212564942'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1958315219809297775/posts/default/3928779045212564942'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kurandanaciklamalar.com/2008/11/din-ahlakn-yaamak-iin-sadece-kuran.html' title='Din ahlakını öğrenmek için sadece Kuran okumak yeterli midir?'/><author><name>Furkan Samed</name><uri>http://www.blogger.com/profile/01359044970969383296</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author></entry></feed>
